400 Yıllık Dostumuz Kurşunkalem

bünyamin Ergün Pzt, 13/08/2012 - 09:43 tarihinde yazdı

Kurşunkalemler, yazı dünyasının üvey çocukları gibi görünürler. Herkesin, dolmakalemlerle ilgili söyleyecek kesinlikle bir sözü vardır. Çünkü bir çoğuna göre, dolmakalemler romantik çekiciliğe sahiptir. Fakat şiirlerin dizesinde, kurşunkalemlerle ilgili herhangi bir isteğe ya da şikayete rastlamazsınız. Onlar her zaman ikinci plandadır.

Oysa karalama yaparken, liste hazırlarken ya da mesajlarımızı yazmak için kurşunkalemleri yeğleriz. Sinirli olduğumuzda onları kemirmekten de kendimizi alamayız. Bu kadar işimize yararken, onları nedense sık sık kaybederiz. Fakat yine de, bu ileri teknoloji çağında bile, ağaçtan yapılmış bu silindirleri kullanmaktan vazgeçemeyiz.

Su altında bile yazabilmeleri, birçok kişi tarafından yeğlenilmesini sağlamaktadır. Normal bir kurşunkalem, 50 km. uzunluğunda bir çizgi çizebilir, 45.000 sözcük yazabilir. Üstelik yaptığınız hataları silmeniz için, bir de kuyruklarında silgi taşırlar.

Kurşunkalemler ucuz ve çok hafif olmaları gibi, yaşamınızı kolaylaştıracak birçok özelliğe sahiptirler. Sıcak bir yaz günü, onlarla, saçlarınızı kolaylıkla toplayabilirsiniz, fermuarınızı yağlayabilirsiniz, pencerenizi açık tutmak için onun desteğini alabilirsiniz.

Kurşunkalemin bir takım izlerine Antik Yunan ve Roma'da rastlandığı bilinmektedir. Adı, Latince'deki "penicillus" sözcüğünden gelmektedir. Bu, küçük kuyruk ya da fırça anlamındadır.

1564 yılına dek, kurşunkalemlerin varlığı kesin olarak bilinmektedir. İlk kurşunkalem o yıl, İngiltere, Borrowdale'deki meşe ağaçlarından yapıldı. Fakat adı, birtakım tartışmalara neden oldu. Britanyalılar, çok geçmeden kurşunkalemleri, sedir ağacından yapmaya başladılar.

1761'de Kasper Faber, Almanya'nın Stein kasabasında bir fabrikada, kurşunkalemde seri üretim tekniğini geliştirdi ve bu anlamda bir devrim yapmış oldu.

İlerideki yıllarda, bilim adamları, tropikal bitkilerdeki elastik bir maddenin, sürtünme yoluyla silme görevini keşfettikleri zaman, silgi de bulunmuş oldu.

1820 yılında, kendi kalemlerini sokak sokak dolaşarak pazarlamaya çalışan Joseph Dixon, kurşunkalem üretimine çok yararlar sağlayacağına inandığı John Thoreau adlı bir adamı, bu alanda yetiştirdi. Thoreau, 1824 yılında kendi kurşunkalemlerini üretmeye ağırlık verdi ve aynı zamanda doğa bilimci olan oğlu Henry David de, bu alanda kendisine katıldı. Kurşunkalem üretmek, artık bir iş kolu haline gelmiştir.

Küçük Thoreau, Harvard kütüphanesi'ne yaptığı bir ziyaretta, 1795'te Fransız kimyager Nicolas Jacques tarafından bulunan bir yöntemden esinlendi ve zamk ya da balmumunun aksine killi grafiti yeğledi. Bu gelişme, Thoreau kurşunkalemlerinin, Amerika'da üretilenlerden daha sert ve daha siyah olmasını sağladı. Bu sayede çok geçmeden, satışlar çarpıcı biçimde arttı. Thoreau şirketi, bir günde görülmemiş bir üretim yaptı ve bu alanda başı çekmeye başladı.

İç savaş zamanı, yurt içi gereksinimi için de birçok kurşunkalem üretildi. Askerlerin, sırt çantalarında rahatlıkla taşıyabilecekleri, bir yazma aracına gereksinimleri vardı. Kurşunkalemler de, bu iş için çok uygundu. Tüy kadar hafifti ve mürekkep kullanmayı gerektirmiyordu.

Bir yüzyıldan fazla bir süre sonra, 1970'lerde kurşunkalem satışları; öğrenci bir çocuğun kurşun zehirlenmesinden ölmesiyle, ilk düşüşünü gösterdi. Fakat, kurşun zehirlenmeleri üzerine bilgi sahibi olan Lawrance Finberg'in, çocuğun ölümünden kurşunkalemin sorumlu olmadığına değinmesi, kuşkuları yavaş yavaş ortadan kaldırdı.

Ernest Hemingway, Thomas Wolfe, Theodore Dreiser, Archibald MacLeish ve John Steinbeck yaratıcılıklarının özlerini, kurşun kalem kullanarak kağıda döktüler. Yazdıklarının müsveddeleri, bunun bir kanıtıydı.

Thomas Alva Edison, yelek cebinde taşıdığı kurşunkalemle, her an aklına gelen bir düşünceyi kolaylıkla yazıyordu. Franklin D. Roosevelt alması gereken notları en kısa yoldan kurşunkalemle yazıyordu ve Herbert Hoover de anılarını yazmak için kurşun kalemi yeğliyordu.

Kurşunkalemleri her renkte görmemiz olanaklıdır. Amerika'da kurşunkalem üretenlerin yarısından fazlası, onları sarı renge boyadı. Yeşil de çok ilgi gören bir renkti.

Kurşunkalem üreticilerinin de dediği gibi kurşunkalemler, teknoloji ne denli ilerlese de, yüzyıllar boyu bizimle birlikteliklerini sürdüreceklerdir.

Çeviri: Eda Baykan

bütün dünya dergisi
Beth Leibson
Reader’s Digest

mart 2004, Sf: 63-64

kategori: