ANTİK ÇAĞDA DENİZ GÜCÜ // Chester G. Starr

bünyamin Ergün Ça, 21/12/2011 - 09:52 tarihinde yazdı

1880'in başında Peru açıklarında bulunan bir Amerika Birleşik Devletleri kaptanı, yakında açılacak olan Naval War College'da denizcilik tarihi üzerine ders vermek için davet aldı. Alfred Thayer Mahan'ın bir otorite olarak zaten saygınlığı bulunuyordu; bu davetin kendisini deniz gücü konusunda en nüfuzlu teoriysen yapacağını tahmin edemezdi.

İlk önce bir konu seçmesi ve biraz araştırma yapması gerekti. Araştırma yapmak kolay iş değildi; neyse ki Callao'daki İngiliz Klübü Amerikalı subaylara karşı misafirperverdi. Klübün kütüphanesinde Mahan, Mommsen'in Roma Tarihi adlı eseriyle karşılaştı. Biyografisinde, "Belki de yazarın bir cümlesinden olacak, eğer Hannibal İtalya'yı denizden kuşatmaya kalksaydı herşeyin ne kadar değişeceği fikri beni bir anda çarpmıştı" demektedir. 1885'de Amerika Birleşik Devletleri'ne döndüğünde, Deniz Gücünün Tarihe Etkisi 1660-1983 çalışmasının çatısı yerine oturmuştu.

Aslında Mommsen, II. Kartaca Savaşı'nın başında Roma'nın Batı Akdeniz'in hâkimi olduğunu savunurken, Hannibal'in İtalya'ya denizden ulaşamayacağını kesinlikle belirtmenin dışında, onun pek açık olmayan nedenlerden dolayı kara yolunu seçtiğini düşünüyordu.

Mommsen'e göre bunun sebebi olasılıkla Hannibal'in kuvvetlerini ‘deniz yolculuğu ve deniz savaşının bilinmeyen ve önceden hesaplanamayan tehlikelerinden uzak tutmayı' istemesiydi. İlerde göreceğimiz üzere gerçek açıklama doğrudan deniz gücü ile ilgili değildi; fakat ne olursa olsun, Mahan'ın deniz egemenliğinin üstünlüğü konusunda verdiği önem, 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Almanya'daki kavgacı, emperyalist anlayışa tam anlamıyla uyuyordu. Mahan, Oxford ve Cambridge üniversiteleri tarafından onurlandırıldı ve Almanya imparatoru II. Wilhelm bir telgrafla ‘kendi deniz subaylarının Mahan'ın kitabını bir çırpıda okuduklarını' bildirdi. Bu okuma oldukça sıkıcı olmalıydı; zira Mahan'ın üslubu donuk ve savları yüzeyseldi; yine de kitabı şimdiye kadar yazılmış en etkileyici eserlerden biri olarak kabul edilmektedir.

Mahan'ın hâlâ devam eden popülaritesine bağlı olarak, modern tarihçiler ve araştırmacılar deniz gücünün antikçağdaki önemini vurgulamaktadırlar: ‘Akdeniz dünyasında deniz gücünün etkisi nadiren azdır ve bazen sonucu belirler'. Haritaya üstünkörü baksak bile, Akdeniz'in ve Yunan ve Roma coğrafyası ve siyasi faaliyetlerinin odağı olduğu hemen anlaşılır. İ.Ö. 6. yüzyılda yaşayan Hekataios'tan beri, Akdeniz halklarının tasviri kıyı şeridini takip etmiştir. Augustus çağında yaşamış olan coğrafyacı Strabon, ‘bir anlamda biz iki yaşayışlı sayılırız ve karaya, denize olduğumuzdan daha fazla ait değiliz' der. Strabon, Yunanistan'ı ele alış biçiminde tarihçi Ephoros'u izleyerek, topoğrafik sorunlarda denizi referans noktası yapmıştır. İlk tarihçilerden Herodotos ve Thukydides, anlatımlarında denizi arkaplan olarak kullanmışlardır.

Yine de, Antikçağın siyasal, sosyal ve ekonomik yapısının temel öğeleri dikkatlice ele alındığında, deniz gücünün yerini belirlemek için daha ihtiyatlı bir değerlendirme yapmamız gerekir. Aklımızda bulundurmamız gereken ilk nokta, Antikçağda hayatın her zaman, her yerde köklerini tarıma bağlamış olmasıdır. Çünkü kırsal üretim -Mısır ve diğer bazı bölgeler dışında- giderek artan şehir topraklarını desteklemek için çok sınırlıydı. Roma elçisi Censorinus, İ.Ö. 149'da Kartacalılar'a tavsiyede bulunurken Kartaca'nın kıyıdaki limanlarını terk ederek on mil kadar içeri çekilmek istiyor ve bu konumun ne kadar sağlam olduğuna işaret ediyordu. İskenderiye ve başka büyük şehirlerdeki yerel yöneticiler, Kartaca da dahil, ‘zenginliklerini üretim ve ticarete aktif katılımlarından ziyade, arazi sahipliğinden sağlamayı tercih ediyorlardı'. Doğal olarak siyasi güç tarımsal temellere sahip unsurların etrafında toplanıyordu.

İkinci olarak, antik dünyada deniz ticareti ‘güç ve refahın esası' olarak görülmüyordu; sadece soylulara lüks mallar taşıyan bir araçtı: ‘fildişi, maymun, tavus kuşu, sandal ağacı, sedir ağacı ve beyaz şarap' gibi mallar bunlardan bazılarıydı. Deniz, siyasi ve askeri politikalarda büyük bir endişe konusu değildi. Bu noktada, bir yargıya varılmadan önce bazı konuların ayrı tutulmasında yarar vardır. Kalay, bakır, demir gibi az rastlanan metaller ile değerli taşlar her yerde bulunmuyordu. Yün ve kereste, yerel üreticiler için hammadde olarak ithal edilmek zorundaydı. Antikçağ'da İ.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda, Roma'da ise İ.Ö. 3. yüzyıldan Antikçağ'ın sonuna kadar şehirlerde meydana gelen yoğunlaşmalar, denizaşırı tahıl ihtiyacını doğurmuştur. İki örnekte de denizlerin kotrolü bilinçli olarak göz önünde bulundurulmuştur; fakat bir çok büyük toplum, aslında kendi kırsal kesiminin üretimiyle yetinecek kadar küçük boyuttaydı.

Son olarak, deniz gücünün kullanılması onu besleyecek kaynaklara sahip siyasi kurumların oluşumuna bağlıdır. Ordular her zaman karada ayakta kalabilirler ve antikçağda cephane ve diğer gereksinimlere sürekli ihtiyaçları olmamıştır. Diğer taraftan gemiler pahalıdır ve mürettebata genellikle ücret ödenir. İ.Ö. 500'e kadar Akdeniz'de siyasi kurumlar tam olarak şekillenmediğinden, denizi kontrol altına almak ve ondan faydalanmak bir hayal olarak kalmıştır; sadece Mısır ve Suriye bu konuda istisna teşkil eder.

Dolayısıyla deniz hâkimiyeti, ihtiyaçların ve askerlerin nakli için deniz yollarını kontrol altında tutacak siyasi ve ekonomik sistemler gerektirmektedir. Deniz gücü devletin ticaret faaliyetini kolaylaştırmalı ve korumalı, rakip devletlerin himayesini kabul etmemelidir. Ne var ki, antikçağda savaş gemilerinin devriye görevleri için yetersiz olmaları, onları bu rolden mahrum bırakmıştır. Antikçağ tarihinin seyrinde deniz gücünün önemli bir öğe olarak görmek yerine, bazı durumlarda kritik bir koz haline gelebilen fakat sürekliliği olmayan bir faktör gibi algılamamız gerekir.

Mahan'ın çalışmalarında yatan görüş bizi yanıltmamalıdır. Öncelikle, antik denizcilik ve ticaret üzerine genel bir tanıtım yapmak ya da yoldan saparak gemi yapım teknolojisine girmek amacında olmadığımı belirtmek isterim; zira her iki konu üstüne yazılmış yeterli ve iyi kaynaklar mevcuttur. Önemli olan nokta, deniz gücünü desteklemek için hangi gemilerin ne dereceye kadar kullanılacağını saptamaktır; benim konuya yaklaşımım da hikayeci üslupta değil, analitik olacaktır.

ANTİK ÇAĞDA DENİZ GÜCÜ
Chester G. Starr
homerkitabevi
Çeviren, Gürkan Engin
1. Basım 2000
Özgün Adı
The Influence of Sea Power on Ancient History

kategori: