bîmârîstân

bünyamin Ergün Ça, 06/04/2016 - 10:45 tarihinde yazdı

Yorgun ve gergin olduğu her halinden belli olan yaşlı adam toplantı salonuna girmeden önce asistanına mülâkata çağırılanların gelip gelmediğini sordu.

— Efendim, malumunuz mülâkata on beş kişi çağırmıştık. Randevuyu yarım saat geçti ve buna rağmen üçü gelmedi. Öyle görünüyor ki on iki kişiyle başlayacağız.

— Başlayalım. Bu sırada diğer üçü gelirse bir mazeret uydurun ve kapı dışarı edin.

— Nasıl arzu ederseniz efendim.

Yaşlı adam masasında açık duran dosyaya son bir kez daha göz attıktan sonra kapattı, yerinden kalktı ve hızlı adımlarla toplantı salonuna doğru yürüdü. Aklında yalnızca toplantıya katılanların kaçını ikna edebileceği vardı. Bu mülâkat, yıllar süren çalışmanın son ve en etkili adımıydı. Şayet bu adımı da planladığı gibi geçebilecek olursa BÎMÂRÎSTÂN’ın kapıları açılabilecekti.

Salona girmeden önce kapının önünde durdu, içeriden hiç ses gelmiyordu. Birbirleriyle konuşmadıklarından emin olduktan sonra derin bir nefes aldı ve kapıyı yavaşça açıp içeri girdi. Çağrılan bayanlar son derece güzel ve alımlıydı. Hepsi salondaki uzun cam masanın etrafına dizilmiş, salona giren bu yaşlı adama meraklı gözlerle bakıyordu. Yaşlı adam başını bayanlara çevirdiğinde şaşkınlıktan kısa bir an donakalmıştı.

— Aman Allah’ım! Bu kadar güzel olacağınızı tahmin etmiyordum.

Kimi kürk, kimi mini etek, kimi tayt ve tişört giyip gelmişti. Buna rağmen hiçbiri abartılı görünmüyordu ve birbirleriyle anlaşmış gibi makyajları da son derece sade ve zarifti.

Yaşlı adam yerine oturduktan sonra elindeki dosyayı masanın üzerine koydu, açtı ve bir yudum su içti. Bu iş düşündüğünden zor olacağa benziyordu...

— Sevgili bayanlar, öncelikle buraya geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Kısa bir giriş konuşmasından sonra aklınızdaki tüm soruların cevap bulacağından eminim. Yalnız, öncelikle yapmamız gereken bir şey var. Malumunuz, burada size bir iş teklifi yapacağız ve teklifimizi uygun bulursanız biraz sonra anlatacağım şartlar altında bizimle çalışacaksınız. Kabul etmezseniz de buradan ayrılacaksınız. Yalnız bu konuşmanın gizliliğini teminen az sonra duyacaklarınızın buradan dışarıya çıkmamasını sağlamak zorundayım. Bu nedenle, teklifimizi kabul etmeyenlere uzman ekibimiz tarafından tek seanslık hipnoz uygulanacak ve bu görüşmenin hafızanızdan tamamen silinmesi sağlanacak.

Bu alışıldık bir durum değil, haklısınız. Söylediklerim sizde her halükârda stres üretecek ve alacağınız kararı etkileyecek. Bunu öngörebiliyorum. Kararınızın hiçbir olumsuz koşuldan etkilenmemesi adına hepinize altı ayda kazanacağınızdan fazla bir miktar, hamiline çek olarak verilecek. Sizin anlayacağınız, teklifimizi kabul etseniz de etmeseniz de çeklerinizi alacaksınız.

Yaşlı adam sözünü bitirir bitirmez masadaki telefonu kaldırdı ve "Girebilirsiniz" dedi. İçeri giren kişi masada oturan her bayanın önüne üzerine çek iliştirilmiş bir kâğıt ve kalem bıraktı. Bu kâğıt yaşlı adamın sözünü ettiği taahhütnameydi. Bayanlar önlerindeki kâğıda bir müddet baktıktan sonra sarışın, uzun ve dalgalı saçları olan bayan son derece naif bir ses konuyla konuşmaya başladı.

— Bu kadar büyük paranın olduğu yerde muhakkak büyük de bir sorun olmalı, dedi.

Yaşlı adam başını önündeki dosyadan kaldırmadan cevap verdi.

— Bayanlar, burada Devlet tarafından desteklenen ciddi ve son derece gizli bir projenin enstrümanlarıyız. Bu nedenle gizliliğe son derece önem veriyoruz. Dışarıdan nasıl göreceğinizi kestiremiyorum; ama küçük bir macera gözüyle bakabilirsiniz. İmzalamak istemeyenlerin vakit geçirmeden aramızdan ayrılırsa toplantıya başlayabiliriz.

Birkaç dakikalık sessizliğin ardından her biri çeki çantasına koydu ve kâğıdı imzaladı. İmzaların tamamlandığını gören yaşlı adam dağıtan kişiye kâğıtları toplamasını ve ofisine götürmesini söyledi.

— Şimdi konuşmaya başlayabiliriz, dedi yaşlı adam. Öncelikle kendimi tanıtarak başlayayım. Ben Psikiyatri Profesörüyüm. İsmim S... F... Daha önce dediğim gibi, Devlet tarafından desteklenen gizli bir projenin Başkanlığını yürütüyorum. Projenin ismi BÎMÂRÎSTÂN.

BÎMÂRÎSTÂN, ilk hastanelere verilen isimdir. Tek bir farkla... İlk hastaneler özellikle akıl ya da ruh hastalarını iyileştirmek için kurulmuştur. Biz de burada bu anlamda bir hastane kurduk. Bu hastane...

— Tımarhane desene şuna, dedi bayanlardan biri.

— Siz de az sonra fark edeceksiniz ki bu kelime yürüdüğümüz yolu tam olarak karşılamıyor. Biz, tüm birikimimizi bir durumu tespit etmekten çok, tedavi etmeye yoğunlaştırdık. Bu nedenle kimi anlamlarda yola en baştan başlamanın doğru olduğuna inanıyoruz.

— Diğerlerini bilmiyorum; ama benim Psikiyatriyle uzaktan yakından ilgim alakam yok. Neden beni çağırdınız?

— Evet, bu da cevap bulması gereken sorulardan biri... Madem öyle peşin konuşmakta fayda var. Her birinizi binlerce bayanı eleyerek ulaştığımızı bilmenizi isterim. Takdir edersiniz ki bu ön elemede hakkınızda ulaşabildiğimiz tüm bilgilere ulaşmaya çalıştık. Aileniz, öğrenim hayatınız, arkadaşlarınız, hobileriniz ve hatta zekâ seviyenize kadar birçok bilgiye ulaşmaya çalıştık.

— Epeyce emek vermişsiniz! Basitçe sorsaydınız söylerdik. Bunlar gizli bilgiler değil.

— Haklısınız; ancak bizim için önemli olan vereceğiniz bilgilerden ziyade bu bilgilerin bizi ulaştıracağı nokta. Bir diğer anlamıyla hedefimize sizinle ulaşıp ulaşamayacağımız...

Tam olarak anlatabildiğimden emin değilim. Şöyle diyeyim... Biz, bu çatı altında başımızı yukarı kaldırmış bir noktaya bakıyoruz ve o baktığımız noktaya bilimsel bir gayretle ulaşmaya çalışıyoruz. Sizin de bu gayrete ortak olup olamayacağınıza dair kimi öngörülerle hareket ettik. Bunların doğru olup olmadığını elbette zaman ve tecrübelerimiz gösterecek. Yine de o baktığımız yere en kısa yoldan ulaşabilmek için tüm boşlukları doldurmaya çalıştık.

— Boş lafa gerek yok. Ne istiyorsunuz? İki çift sözle anlatın şunu. Hepimizin işi gücü var.

— Haklısınız, hanımefendi. Uzattığımın farkındayım ve bunun için de üzgünüm. Bu proje üzerinde 11 yıldır çalışıyoruz. Harcanan emeği ve parayı bilseydiniz, heyecanımın nedenini ölçebilirdiniz. Sözü kısa tutmaya çalışacağım. Bu tabiri kullanmak hoşuma gitmese de hepinizin toplum tarafından "Fahişe" ya da "Hayat Kadını" olarak nitelendirildiğinizi biliyoruz.

Bu sözlerin ardından bayanlar arasında bir kıpırdanma oldu ve herkes yanındakileri süzmeye başladı. Biri gülümseyerek "Orospu da diyebilirsiniz!" dedi ve ardından duvarları çınlatacak bir kahkaha attı. Bu kahkaha ortamdaki tüm stresi almış ve herkesin gülümsemesine sebep olmuştu.

— Hepiniz aşağı yukarı aynı yaşlarda, son derece güzel, ruhen ya da fiziken herhangi bir sağlık sorunu olmayan, şaşırtacak kadar mükemmel vücutlara ve yine çıtanın çok çok üstünde zekâ seviyesine sahip bayanlarsınız. Hayatlarınızdaki kırılımlar sizi bu noktaya taşımasaydı eminim hepinizin son derece saygın insanlar olacaktınız; ancak... Kimi şeyler... Neyse, bu ayrı bir konu...

Her ne kadar para karşılığı cinsel birliktelikler yaşıyor görünseniz de araştırmalarımız bunun böyle olmadığını söylüyor. Bu durumun epeyce nedeni olabilir; ama sonuç olarak bu bir sonuç ve bu sonuca ait tercihler de tamamen size ait. Biz tercihinizle değil bu tercihin olası ideal sonuçlarıyla ilgileniyoruz.

— Para veya bir başka şey karşılığında tanımadığın biriyle yatmanın ne tip bir olası ideal sonucu olabilir?

— İşte bu soru cevapsız kalmamalı. Biz bu çatı altında bir tür terapi hizmeti vereceğiz ve sizler baş aktör olacaksınız.

— Kime?

— Dünyanın en güçlü ve zengin insanlarına... Kimi zaman bir Cumhurbaşkanı, kimi zaman Dünyanın en büyük şirketin CEO’su, kimi zaman mafya lideri, kimi zaman son derece ünlü bir sanatçı...

— Burası bir genelev, siz pezevenk biz de orospu olacağız yani... Evet, hayatımızda epeyce büyük değişiklik olacakmış! dedi cömert göğüs dekolteli, mavi gömlekli bayan.

— Şayet anlatmama izin verirseniz öyle olmadığını göreceksiniz. Burası... Aslında burası değil, BÎMÂRÎSTÂN, gizli bir üs olarak son derece az kişinin bildiği bir yere kuruldu. Ulaşım da çok gizli şartlarla yapılıyor.

Yaşlı adam bir an duraksadı, önünde duran kumandada bir düğmeye bastı ve arkasındaki perdede bir video oynamaya başladı. Burası yaşlı adamın anlattığı BÎMÂRÎSTÂN olmalıydı. Tropikal bir bölgedeymiş hissi uyandırıyordu. Yemyeşil ağaçlar, şırıl şırıl akan dereler, içinde balıklar yüzen bir göl, bilim&kurgu filmlerini andıran olağanüstü tasarımlı pek de büyük görünmeyen üç bina, lüks bir jetin durduğu havaalanı ve yine bir helikopterin durduğu pist...

— O halde düzeltiyorum. Siz bir pezevenk, biz orospu, orası da bir... Ayy... Hapishane diyecektim; ama videoyu görünce...

— Müsaade edin! Ben anlatırken tanıtım videosunu izlemeye devam edebilirsiniz. Şayet bizimle yürümeye karar verirseniz alacağınız 30 günlük eğitimin ardından BÎMÂRÎSTÂN’a gönderileceksiniz. Eğitiminizin tamamlanmasının ardından mesainiz başlayacak ve en fazla 30 tam gün sürecek. Ardından en az 30 gün boyunca Dünya üzerinde arzu ettiğiniz her yere dinlenebileceksiniz. Ulaşım ve konaklama dahil her türlü masraf şirketimize ait... Tatil süreniz en az 30 gün olacak ve kimi durumlarda sınırsız olarak uzayabilecek. Size ihtiyaç duyulduğunda kriptolu bir telefonla iletişime geçilecek ve bulunduğunuz yere gelecek limuzin BÎMÂRÎSTÂN’a yolculuğunuzun ilk adımı olacak.

— Vay vay vay... Peki para?

— Maddi imkânlarımız sınırsız.

— Sınırsız da ne kadar?

— Bunu anlatmak çok kolay değil. Şöyle diyeyim... Bizimle çalıştığınız sürece ister Dünyanın en lüks otellerinde kalın, ister en lüks villasında, her türlü masrafınızı sorgusuz sualsiz karşılayacağız. En lüks restaurantlara gidebilecek ve en lüks markaları giyebileceksiniz. Paris Şanzelize’de otururken sıkıldıysanız özel jetinize atlayacak ve Güneşin doğuşunu Güney Afrika’da Cape Town’da izleyebileceksiniz. Harcayacaklarınızdan ayrı olarak bir tür teminat olarak 35 yaşınıza gelene kadar 100.000$ her ay banka hesaplarınıza yatırılacak. İlk iki yılın sonunda herhangi bir mazeret göstermenize gerek kalmadan şirketten istediğiniz zaman da ayrılabileceksiniz. Ayrıldığınız anda yine Dünyanın herhangi bir yerinde arzu ettiğiniz lüks yaşama ait anahtarlar size verilecek ve aylık 25.000$ ömrünüzün sonuna kadar hesabınıza yatmaya devam edecek. Tabi sağlık sigortanız da olacak.

— Tüm bunlara karşılık bizden ne isteyeceğinizi hayal edemiyorum, dedi dar kot pantolonunun üzerine bir tişört giyip gelmiş içlerindeki en genç bayan.

— İşte bu da eğlenceli kısmı... Maalesef bu kısmı tamamen anlatabileceğimi sanmıyorum. Bilgilerimizin tamamen teorik olması nedeniyle bu kısmını zaman geçtikçe hep birlikte aydınlatacağız; ama yine de konunun iskeletini şu şekilde izah edebilirim... Bir tedavi yöntemimiz var. Bu yöntemde hastaya hafifçe sersemletecek dozda uyuşturucu verdikten sonra ameliyathaneye alınır gibi soyuyor ve üzerine basit bir kıyafet giydiriyoruz. Ardından başı da dâhil olmak üzere yatağa bağlıyoruz. Nadir durumlarda hastanın gözlerini de kapatabiliriz. Tüm bunlardan sonra hastanın kendini rahat hissedebileceği uygun ortam ayarlanıyor. Sonrasında devreye siz giriyorsunuz.

Hayal dünyasına paralel kıyafet giymiş bir halde hastayla ilgilenmeye başlıyorsunuz. İlgilenmekten kastım hastadan hastaya değişeceği için tam olarak bir şey diyemiyorum; ama şunu kesinlikle söyleyebilirim, siz arzu etseniz bile herhangi bir cinsel birliktelik söz konusu olmayacak. Okşama, sevişme, öpüşme, konuşma, sarılma... Tüm bunlar terapi kapsamında uygulayabileceğiniz metotlar ve tamamı sizin inisiyatifinizde. Hastanın tüm vücudu ve başı bağlı olduğu için zaten iradesini kullanamayacak. Yalnız ağzı her halükârda açık olacak. Söylediği sözler uzman ekiplerimizle değerlendirilecek ve bu sözler üzerindeki çalışmalarımız tedavinin anahtarı olacak.

Terapi en fazla 10 gün sürecek. Bu süre boyunca her an hastanın yanında olacaksınız. Onunla aynı tabaktan yiyecek, aynı fırçayla dişinizi fırçalayacak ve hatta aynı yatakta uyuyacaksınız. Her ne kadar 10 gün desem de hasta da siz de bu sürenin 1 ya da 2 ay kadar olduğunu hissedeceksiniz. Bunu da uyuduktan 1 saat kadar sonra sizi uyandırarak sağlayacağız. Uyanık olduğunuz anlarda, hastanın cinsel gücünü önemsemeden, dürtülerini mastürbasyon ya da oral yöntemlerle uyandıracak, zevk sınırlarını zorlayacaksınız; ancak orgazm olmasına asla müsaade etmeyeceksiniz. Bunu psikolojik bir bombardıman da düşünebilirsiniz.

— Tüm bunlar çizginin üzerinde değil mi? diye sordu derin yırtmaçlı eteğinin altında görünen jartiyeri göstermekten hayli keyif alan bayan.

— Haklısınız. Kısa bir zaman aralığında çok şey yapmaya çalışıyoruz. Yorucu olacağı kesin; ancak bu uygulayacağımız yöntemlere sıkı sıkıya bağlı olmak temel prensibimiz.

— İyi de neden biz?

— Siz, çizgi üstüsünüz. Hepinizin özgüveni, zekâ ve entelektüel seviyesi oldukça yüksek. Ayrıca fahişeliği para için yapmıyorsunuz.

— Nelerden vazgeçeceğiz?

— Her şeyden! Akrabalarınızdan, ailenizden ve arkadaşlarınızdan... Kısacası tanıdığınız herkesten. Ayrıca evinizden, eşyalarınızdan... Bu durum karanlık bir görüntü oluşturmasın. Hepinize yeni kimlikler dağıtılacak ve bu kimlikler kimi aralıklarla değiştirilecek. BÎMÂRÎSTÂN’dan uzakta olduğunuz anlarda tamamen özgürsünüz. Yeni insanlarla konuşabilir, tanışabilir, duygusal ilişkilere girebilir; vücudunuza zarar vermeyecek oranda alkol, sigara ve hatta uyuşturucu kullanabilirsiniz; ancak hiçbir hal ve şartta tecrübelerinizi bir başkasıyla paylaşmayacaksınız.

— Yani takip edilecek ve hatta dinleneceğiz, yanlış mı anlıyorum?

— Tamamen doğru anlamışsınız.

— Paylaşırsak?

— Her türlü ayrılık koşulunun son adımı BÎMÂRÎSTÂN olacak. Birkaç günlük hipnoz seansının ardından buraya dair yaşadıklarınızın tamamı hafızanızdan silinecek. Silinme işlemine başlanmadan önce nerede ve ne koşulda yaşamak istediğinizi soracağız ve hafızanıza verdiğiniz krokiye dair hatıralar enjekte edilecek. Arzu ettiğiniz hayata bu aşamadan sonra kavuşabileceksiniz.

Jartiyerli bayan oturduğu yerden kalktı, düşünceli bir halde pencereye doğru adım atarken konuşmaya devam etti.

— "Neden biz?" sorusuna tam olarak cevap verdiğinizi sanmıyorum. Gücünüz bu kadar sınırsızken bizler için bu kadar büyük kaynak ayırmanızın nedeni ne? Elinizdeki kaynaklar bizim gibi yüzlerce kadını ömür boyu hapsedip istediğinizi yaptırmaya yeter de artar bile.

— Buna cevap verdim; ama iyi anlatamadım sanıyorum. Sizlerin üzerinde bu kadar hassasiyetle durmamızın en büyük nedeni sınırsız özgürlüğünüzle elde ettiğiniz, sizinle ilişkiye girenlere hoş ve heyecan dolu bir başlangıç umudu veren özgüveniniz. Bu sınırsız özgüven, intihara giden birinden de bulunur; ama bu bir başlangıç değil, son olur. Hayatın limitlerini zorlayarak yaşamanızı istememizin tek nedeni de bu özgürlüklerle donattığınız özgüveni daha da büyütmek. Bu şekilde hayata bakış açınız normal bir bireyden çok daha üstün olacak. Bu da karşınızdaki kişiye farklı şeyler düşündürmenizi ve hissettirmenizi sağlayacak. Şu an etrafınızda bulunan insanların sizinle ilişki kurmasının temel sebebinin de bu özgüven olduğuna katılmamazlık edeceğinizi sanmıyorum.

Yaşlı adam bu sözleri ettikten sonra bir sessizlik oldu. Salondakilerin hepsi rüyalarına bile girmeyecek bu durum karşısında ne karar vereceklerini düşünüyordu. Kesin olan tek şey hayatın bundan sonra aynı şekilde akmayacağıydı. Çünkü verecekleri karar geçmişlerini şekillendireceği gibi geleceklerini de şekillendirecekti. Hayat, bugüne kadar hepsine oldukça cömert davranmıştı; ama bundan birkaç gün öncesiyle birkaç yıl sonrası arasında pek bir fark olmayacak gibi görünüyordu. Hatta öyle ki gelecek sürekli kararacak ve ömürleri bir rezaletin merkezinde sona erecekti. Hepsi bu durumun farkındaydı. Hâlbuki bu sıra dışı teklif onlara ikinci bir şans verebilirdi.

Sıkıca sarıldığı çinçilla kürkünün içine başkaca bir şey giymemiş gibi görünen ve tavana bakarak oturan bayan söz aldı.

— Neden hepimiz kadınız? Erkek olmayacak mı?

— Erkek birimimiz de var; ama o birim ayrı bir yerde.

— Kadın hastalarınızla da ilgilenecek miyiz?

— Şayet hastaların bu şekilde bir talebi olursa... Evet, ilgileneceksiniz.

— "İlgilenmek" istemezsek?

— Bakın bayanlar! Maksadımız sizi zorlamak değil. Buna rağmen takdir edersiniz ki kimi zamanlarda zorluklar yaşayacaksınız. Mesela en önemli prensiplerimizden biri hastayı terk etmemeniz olacak. Ne yaşarsanız yaşayın hastayı terk etmeniz mümkün değil. Hastanın tedavisi ne zaman sonlanırsa sizin de mesainiz bitmiş olacak; ancak malumunuz hasta tedavi süresince bedenini kullanabilecek durumda olmayacak. Hastaya kızdığınız ya da ona sinirlendiğinizde sadist ya da mazoşist fantezilerinizi belirli bir eşikte hastalara yansıtabileceksiniz. Özgüveniniz davranışlarınızı önceden tahmin etmemizi engelliyor. Bu durum da bizim için oldukça verimli bir alan.

— Tam olarak neyi tedavi etmek istiyorsunuz?

— Güzel bir soru; ama ne yazık ki kısa bir cevabı yok. Söyleyeceklerim ilk anda aptalca görünebilir. Yine de deneyeyim... Amacımız hastalarımızın doyuma ulaşmasını engelleyip tatmin çıtasını yükselterek ya da yolunu değiştirerek hayata yeni bir bakış açısı kazanmasını sağlamak. Kabul edersiniz ki aptal ya da akıllı her insan kendini Dünyanın merkezinde görür. İşte biz hastalarımıza bu merkezin düşündükleri ya da hayalini kurduklarından çok daha yakın; ama farklı bir yerde olduğunu göstermeyi hedefledik.

— Başarısız olursanız?

— Hastamız bir çocuk ya da aklını tamamen yitirmiş biri olmadığı sürece başarısız olmamız mümkün değil. Zaten bu koşullardaki birini BÎMÂRÎSTÂN’a almayacağız. Hastalarımızın akıl ve hayal sınırlarını zorlamayı ve ardından bu sınırları delerek bilinçaltında daha önce hiç kullanmadığı yerlerde nefes almasını sağlayacağız. Emin olun bu sayede tedavi sürecini bitiren herkes yeniden doğduğunu düşünecek ve son derece büyük bir mutluluk içinde buradan ayrılacak. Ayrıldığı zaman ilk fırsatta bedeni ya da duygusal tatmine odaklanacak ve bunu da son derece kolay bir şekilde sağlayacak. Tatmine bu kadar kolay bir şekilde ulaşmasıyla da yalnızca kendinin ulaşabileceğini düşündüğü en yüce doruklarda hissedecek.

— Dünyanın en güçlü insanlarının buraya geleceği ne malum?

— Rezervasyonları almaya devam ediyoruz. Şu kadarını söyleyebilirim ki BÎMÂRÎSTÂN’da 4 yıl boyunca boş yer yok.

Tüm bayanlar şaşkınlıkla yaşlı adama bakıyordu. Ne diyeceklerini bilemiyorlardı.

— Bu kadar büyük parayı nasıl buldunuz?

— Hanımefendi, para dediğiniz şey ya kâğıttır ya taş ya metal ya da bilgisayardaki rakamlar... Emin olun bu konu, edindiğimiz gücün yanında solda sıfır kalır. Konuşmaya değer bunca çok şey varken bu konuyu konuşmak abes; ama illâki konuşmak isterseniz size kısa bir ekonomi dersi vermem gerekecek; ama bunun için zamanımız yok.

Ana hatların tamamını anlattığımı sanıyorum. Soracak başka bir sorunuz yoksa izin verirseniz toplantıyı sonlandırmak istiyorum; ancak şunu da belirtemeden edemeyeceğim. Edindiğimiz tecrübeleri kimsenin menfaatine kullanmayacağımızdan emin olunuz. Amacımız kitlelerin yönünü tayin edecek insanları stresten uzaklaştırmak, düşünce yollarındaki tıkanıklıkları açmak ve ummadıkları yollarda yürümelerini sağlamak.

Diyebileceğim başkaca bir şey yok. BÎMÂRÎSTÂN’ın lokasyonu ve geliri hariç istediğiniz her türlü bilgiyi istediğiniz anda paylaşacağım. Yani aramızda gizli, saklı olmayacak. Öyle ki bu bilgilere erişebilecek nadir insanlardan olacaksınız. Soracağım soruya olumlu cevap verenler için pencereden görebileceğiniz limuzinlerle, BÎMÂRÎSTÂN yolculuğuna başlayacak ve kabul etmeyenler de daha önce dediğim gibi kısa bir hipnozun ardından hayatlarına kaldıkları yerden devam edecek.

Şimdi söyleyin bakalım birbirinden alımlı ve güzel bayanlar... Bizimle çalışmayı kabul ediyor musunuz?

~ son ~

kategori: