John Steinbeck
.
Ernest Hemingway
.
Francois Mauriac
.
Mother Teresa
.
Muhammad Ali
.
Martha Graham

Quo vadis (Nereye gidiyorsun)? Aradığın ne orda, ne burada; aradığın gözlerinin önünde, hep olduğu gibi. Ama buralara gelene kadar kim bilir nice yollara girdin, yıldın, küstün, vazgeçişler yaşadın. Perchè (Niçin)? Aranılana ulaşmak bu denli zor mu? Öyle ya! Ne öğreten var, ne de bilen! En zoru da Türkçe düşünenler için öyle değil mi? Arı episteme'ye (=Gnosis) (Bilgi), ulaşmak güç. Kaynağı dilinden bulmayı geçtim, kaynağa ulaşmak bile zor. Ya baskısı yok ya da sahafların tozlu raflarında dahi bulunamıyor. Peki yol yordam bilmeyen bilgisever, henüz adını bile bilmeyen feylosof ne yapacak?

Kaynağa ulaşsak bile unuttuğumuz bir şey var: Aluid dicitur, aluid demonstatur (Metin her zaman söyler göründüğünden farklı bir şey söyler). İşler iyiden iyiye karışıyor. Bir türlü yapamayıp akademisyen de olamadıysak, bize anlamanın metodunu, semantiği, kim öğretecek? İş başa düştüyse fena. Bir o duvara bir bu duvara vura vura ilerlemekten başka çare yok. Öğrenmenin en zor yolu…

Yıllar yılı kıvranan aç beyinler, sözüm size… Ben, anladığım kadarıyla anlatmaya çalıştım. Çalıştıkça, daha da anlamaya, sondan uzaklaşmaya başladım. 'Yeni Babil Kütüphanesi' ortamı olarak nitelendirdiğim internet’i kullanarak bu devasa kütüphaneye bilgim kadarıyla arayıp da bulamadıklarımı, aransın da bulunsun diye eklemeye karar verdim. Ya okuduğum kitapları tanıttım, alıntılar yaptım ya da olayları, olguları anlatabildiğimce, yazarlardan küfür yemeyi dahi göze alarak göstermeye çalıştım, ışığın kitaplardan geldiğini gözardı etmeden. Bana mı düşer? Ben, ne öğretmenim, ne de korsan. Ben, aradıklarımı arayanları muhatap alan bir garibim. Aradığınızı belki bulursunuz, belki bulamazsınız; ancak emin olun ki, anlamak için kıvranan birileri var. Belki onu, belki bunu; ama acı aynı acı…

Sözüm, anlayamayanlara. Belki birlikte anlarız. Ama unutma ki anlamanın tek yolu aramak, ya birlikte ya da tek başına. Anladığımız kadarıyla anlatmakla sorumluyuz.. Metnin içindeki görünmeyenleri bulmak için el birliği yapmaktan başka çare yok. Yol, bu yol. Ben bir ucundan tuttum. Gittiğim yolda bana iştirak edecek birini beklediğimden değil, senden gayri olanların bu yolda hareket ettiğini göresin diye çırpınıyorum.

Anladıklarınızı yazın, ancak monomaninin pençesine düşmeden; basitliğin, doğruluğun işareti olduğunu (simplex sigillum veri) gözardı etmeden, tavşana özenmeden ilerlemeye devam edin. Unutmayın: Birilerinin aydın olması gerek, ama asıl olan entelektüel bilinçtir; yani mum olup aydınlatmaktansa, ateş olup yanmak…

Anlamak o kadar güzel ki (Es war doch so schön

Anlamak varken,

 

 

Editör

Ziyaretçi Defteri

Neden Okumalıyız?
Ne Okumalıyız?
Nasıl Okumalıyız?
Yazılar
Şartname

.

.: OKUDUK :.

Fatıma Fatımadır
Ali Şeriati

.

.: OKUDUK :.

İvan İlyiç'in Ölümü
L. N. Tolstoy

.

 

.

 

2004 © anlamak.com