Son Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa'nın Hayatı

İyinur Ergün Ça, 21/03/2012 - 16:14 tarihinde yazdı

İsmail Hakkı Paşa'nın
Yanbolu'daki türbesi

Son Osmanlı Sadrazamı olarak tarihe geçmiş olan Ahmet Tevfik Paşa 11.2.1843'de İstanbul'da doğmuş ve yine İstanbul'da 6.10.1936'da vefat etmiştir. Kendisi Arslanoğullar ailesine mensuptu. Babası Süvari Feriki İsmail Hakkı Paşa Rumeli'de doğmuş ve 1876'da, bugünkü Bulgaristan'ın, Yanbolu şehrinde attan düşerek 80 yaşında vefat etmiştir.

İsmail Hakkı Paşa Tuna havalisi kumandanlığında bulunmuş olup Bulgaristan'daki bir katliamı önlediği için Bulgarlar kendisine Yanbolu'da bir türbe yaptırmışlardır. Bunun hikâyesini amcam İsmail Hakkı Okday, "Yanya'dan Ankara'ya" adlı kitabında şöyle dile getirmektedir:

"Bulgarların bir Türk paşasına türbe yaptırmaları Bulgar tarihinde ancak tek bir kere görülmüş bir vak'adır. Bunun sebebi de şudur:

1875 yılında Filibe kumandanı Süleyman Paşa'ya Yanbolu'ya yakın Kargalık (Kargona)'daki hıristiyan ahâlinin Osmanlı Devletine karşı isyana hazır bulundukları ve bu husustaki hazırlıklarını tamamladıkları haberi verilmişti. Süleyman Paşa bu haberin doğruluk derecesini tetkik etmeden alelacele bir askerî kıt'a ile Yanbolu'ya hareket ederek Kargona mahallesinin yakılmasını ve ahalinin katlini emretmişti.

Ahmet Tevfik Bey (Tevfik Paşa)
1867'de Babıali'de kâtip iken

İsmail Hakkı Paşa, bu haberi alınca General üniformasını giyip, bütün nişanlarını takıp atla dörtnala Yanbolu'daki Süleyman Paşa'ya yetişerek, bu eski ordu arkadaşına şöyle demiştir:

"Muhterem paşam! Ben de sizin gibi bir ferik ve arkadaşınızım. Size verilen haberler uydurmadır. Kargona ahalisi masumdur. Acınacak durumda bulunan bu masum ahaliyi bağışlayınız."

Bunun üzerine Süleyman Paşa ikna olur ve Yanbolu'dan uzaklaşır."

Bulgarlar Yanbolu'daki Ulu camiinin avlusunda İsmail Hakkı Paşa için yaptırdıkları türbeye fransızca olarak şu yazıyı yazmışlardır:

"1876'da Kargona ve Tavşan Tepe katliamı ve yangınından halkı kurtararak büyük iyilik yapan İsmail Hakkı Paşa'nın naşı burada yatmaktadır."

Türbenin bugünkü durumunu öğrenmek için Yanbolu Belediyesine yazdığım biri fransızca, diğeri türkçe iki mektubum ne yazıl ki cevapsız kalmıştır.

İsmail Hakkı Paşa Diyarbakır'da Süvari Alayı kumandanı bulunduğu sırada oradaki kurt eşrafından Süleyman Ağa'nın kızı Gülşinas Banu ile evlenmişti. Ne var ki oğulları Ahmet Tevfik (Tevfik Paşa) doğduktan az sonra Gülşinas Banu vefat etmiştir.

İsmail Hakkı Paşa'nın babası, Mirza Mustafa, Kırımlı olup Bahçesaray'da doğmuş, büyükbabamın nakletmiş olduğuna göre, son Kırım Hanının kızı ile evlenmiş, Kırım Ruslar tarafından işgal edildikten sonra da Rumeliye hicret etmiştir.

Büyükbabam birkaç aylıkken, annesini kaybetmiş ve teyzesi tarafından yetiştirilmiştir. Büyükbabamın vefatı üzerine, 9.10.1936'da "Son Posta" gazetesi babamla yaptığı bir röportaj üzerine teyzesi hakkında şunları yazmıştı:

"Teyzesi daha o devirde, bugünün bazı geri kafalılarından en az yüz yıl ileri zihniyetli bir kadındı: Tevfik Paşa'ya fransızca ders verecek bir kadın tuttu, bacaklarına giydirdiği kısa bir pantolonla onu o devrin yerden bitme kılıklı asilzadeleri gibi gülünç olmaktan kurtardı. Teyzesinin bu hareketi muhitinde hayli yaygaralı dedikodulara yol açtı: "Biçare çocuğu gâvur etti, baldırını çıplaklaştırdığı yetmiyormuş gibi, şimdi de koynuna bir gâvur kokonası verip incili ezberletiyor dediler."

Büyükbabamın Hariciyedeki muvaffakiyetinin sırlarından bir tanesinin de, o devrin diplomasi lisanı olan, fransızcayı iyi bilmesi olduğunu, Galatasaray Lisesine devam ettiğim sıralarda, büyükbabam bana birkaç kez söylemişti.

Büyükbabam Tevfik Paşa da gençliğinde babası gibi asker olmak istemiş ve üsteğmenliğe kadar yükselmişti. Yüzbaşılığını beklediği bir sırada arkadaşları kendisine bir oyun oynamışlar, şakadan terfi ettiğini söyleyerek yüzbaşılık apoletlerim takmışlardı. Sonradan bunun bir alay mevzuu olduğunu öğrenen büyükbabam o kadar müteessir olmuş ki askerlikten istifa ederek 1865'de maaşsız olarak Babıali'deki Tercüme Odası'na (Eski Babıalinin yerinde bugün İstanbul Vilâyeti bulunmaktadır) girmişti. Kendisi Topkapı'da Şeyhülislâm sokağında bulunan köşklerinden yaya olarak Babıali'ye gider gelirdi. Babıali'de "Tahriratı Hariciye Başkâtibi" olan Davut efendi ile çalışır, başkalariyle pek görüşmezdi.

Büyükbabam Tercüme Odasındaki görevini bitirdikten sonra 1868-1875 arasında sırasıyla Roma, Viyana ve Berlin İkinci Kâtipliklerinde bulundu; 1875'de Atina sefareti Baş Kâtibi iken Rusya'nın o zamanki başkenti olan Petersburg'a atandı; bir müddet sonra Maslahatgüzar olarak, Büyükelçi Kabuli Paşa'ya vekâlet etti ve bu görevi Rusların bize savaş açmasıyla son buldu.

BÜYÜKBABAM
SON SADRAZAM AHMET TEVFİK PAŞA

Şefik Okday
1986
Genel Dağıtım: Bateş - Bayilik Teşkilatı A.Ş.
Kitap Baskı: Ata Ofset

+++ Büyükbabam Son Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa anasayfa

+++ Şefik Okday anasayfa