TAM NAMAZ HOCAMIZ // Ayhan YALÇIN

bünyamin Ergün Pzt, 30/07/2012 - 08:21 tarihinde yazdı

ÂHİRET GÜNÜ'NE İMAN ETMEK
Îmân'ın 6 şartından 5'ncisidir.

Âhiret; Dünyâ hayatından sonra gelecek, canlı-cansız bütün varlık âleminin yok olmasıyla başlayacak, sonu olmayan bir âlemdir.

Sûr'un ilk defa üflenmesinden, ikinci defâ üflenmesine ve ondan Cennetliklerin Cennet'e, Cehennemliklerin Cehennem'e girmesine kadar geçecek zamana; yâhûd Sûr'un ikinci defâ üflenmesinden başlayıp, sonsuz'a giden zamana Âhiret Günü denir.

Kıyâmet, Sûr, Haşr, Amel Defterleri'nin verilmesi, Mîzân, Suâl ve Hesâb, Kevser, Şefâat, Sırât, Cennet ve Cehennem, Âhiret Günü ifâdesinin içine girer. Bunların hepsi kesinlikle haber verilmiştir. Bunlara inanmayan, Allâhü Teâlâ Hazretleri'ne ve Peygamberlerine de inanmamış olur.

DİKKAT! Âhiret ve Âhiret'teki durumların hepsi "Gayb'a, "Gayb Âlemi"ne âid konulardır. Bunun için de; akılla, pozitif ilimlerle açıklanamaz.

Gayb Âlemi (Âlem-i Gayb, Görünmez Âlem, Bilinmez Âlem, The Invisible World); insanlara lûtf ve ihsân edilen vâsıtalarla, hakkında bilgi edinilmesi mümkün olmayan âlemlerdir. Gayb Âlemi hakkında da bildiklerimiz, ancak Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hadîs-i Şerîflerde haber verilenlerdir. Biz, ancak bu bilgilerle yetiniriz, aklî bir yorum yapmayız. Çünkü, Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur:

"De ki: Göklerde ve yerde gaybı, Allâhü Teâlâ'dan başka bilen yoktur. " (Neml sûresi, âyet: 65).

• Bize haber verilenlerden Sûr, dünyâda gördüğümüz boru'ya; terâzî dünyâdaki terâzilere, Amel Defteri de dünyâdaki defterlere benzemez. Onların gerçek şeklini, ancak Allâhü Teâlâ bilir, fakat mâhiyetleri konusunda bir yorum yapmayız.

ÂHİRET HAYÂTININ DEVRELERİ
1. BERZAH (KABİR) HAYÂTI

Ölüm ile başlayıp, Âhiret hayâtının ikinci devresi olan "Ölümden sonra tekrar dirilme" ânına kadar devam eden devreye Kabir Hayâtı (Berzah Âlemi, Âlem-i Berzah, Âlem-i Ervâh) denir.

Bu âlemde sâdece rûhlar vardır, cesedler ise çürümüştür. Rûhlar, Allâhü Teâlâ'nın emir ve irâde buyurduğu yerde Mahşer'e kadar kalır ve o günü beklerler.

• ÖLÜM, BİR "SON" DEĞİLDİR…
Ölüm, "Küçük Kıyâmet"tir; bu Fâni Dünyâ'dan Ebedî Âlem'e intikâl etmektir. Hiçbir sûretle ölümden kaçmak veya kurtulmak mümkün değildir. Çünkü, Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde de bulunsanız, yine ölüm sizi bulur…" (Nisâ sûresi, âyet: 78).

"Her nefs ölümü tadacaktır. Sonra Bize döndürüleceksiniz." (Ankebût sûresi, âyet: 57).

• Şimdi, belki aklına şöyle bir soru geldi: "O hâlde, Dünyâ'ya niçin geldim? " Cevâbı Kur'ân-ı Kerîm'dedir. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allâhü Teâlâ, amelce hanginiz daha güzeldir diye, sizi imtihân etmek için hem ölümü, hem hayâtı yarattı. Allâhü Teâlâ Azîz'dir, Gafûr'dur. " (Mülk sûresi, âyet: 2).

"Ben, cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler, diye yarattım." (Zâriyât sûresi, âyet: 56).

KABİR SÛALİ
Kabrine defnedilen herkese; Münker ve Nekir Aleyhime's-selâm gelip, Kabir Suâli denilen soruları sorarlar. Her kul, bunlara cevap vermek zorundadır.

Bu iki Melek ile iyi amelli mü'min kul arasında şu konuşma geçer:
- Rabb'in kimdir?
- Rabb'im Allâhü Teâlâ Hazretleri'dir.
- Peygamberin kimdir?
- Peygamberim Muhammed Aleyhi's-selâm'dır.
- Dînin nedir?
- Dînim, İslâm Dîni'dir.

Kul, soruları görüldüğü şekilde cevaplamışsa, Melekler o'na hitâben:

- "O hâlde yat! Gelin-güveyi uykusu gibi rahatça Kıyâmet'e kadar uyu! Makamın Cennet'tir", derler.

Kul, bu soruları cevaplayamazsa, o zaman:

- "Bilmemişsin de, okumamışsın da! " diyerek, ateşten değneklerle döverler.

2. KIYÂMET
Dünyâ hayâtının sona erip, Âhiret hayâtının başlamasına "Kıyâmet" denir. Başka bir ifâdeyle, Kıyâmet genel bir yok oluş ve genel bir diriliştir.

KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK?
Öncelikle şunu bilmelisin ki, Müslüman için önemli olan Kıyâmet'in ne zaman kopacağını bilmek değil, Kıyâmet'in kopmasıyla başlayacak olan "Ebedî Hayât"a Allâhü Teâlâ'nın ve Rasûlullah salla'llâhu aleyhi ve selem Efendimizin haber verdiği şekilde hazırlanmaktır.

Şimdi, soruna cevap verelim: "Kıyâmet'in ne zaman kopacağını ancak Allâhü Teâlâ bilir. Bu husûsu çeşitli âyetlerde belirtmiştir. A'raf sûresi'nin 187, Lokman sûresi'nin 34 ve Fussilet sûresi'nin 47'nci âyetlerini oku.

• Ancak, Rasûlullah salla'llâhu aleyhi ve selem Efendimiz, bâzı hadîsleriyle onun yaklaştığını gösteren alâmetleri haber vermiştir.

KIYAMET NASIL KOPACAK?
Hiç şübhesiz ki Allâhü Teâlâ her şeyin en doğrusunu bilir.

Vakti gelince, Allâhü Teâlâ'nın emriyle İsrâfîl Aleyhi's-selâm, ilk defâ olarak "Sûr" denilen ve mâhiyeti, nasıl olduğu bizce belli olmayan bir şeyi üfürecek ve meydana gelecek çok şiddetli bir sesin etkisiyle yerde, gökte bulunanlar derhâl ölecektir. Ancak Cebrâil, İsrâfil, Mikâil ve Azrâil Aleyhimü's-selâm ile Arş'ı taşıyan Melekler, Cennetteki Hûriler ve Cehennem'in Hazîn'i (Bekçisi) sağ kalacaktır. Bir süre sonra, Azrâil Aleyhi's-selâm kendinden başka Meleklerin ve sonra da kendi canını alacaktır.

Böylece yer, yerinden oynayacak, herşey altüst olacak ve yepyeni bir âlem meydana gelecektir.

Daha sonra, Allâhü Teâlâ, İsrâfîl Aleyhi's-selâm'ı tekrar yaratıp, Sûr'a ikinci defâ üfürmesini emredecektir. Sûr'a ikinci defâ üfürülmesinden sonra bütün mahlûkât yeniden diriltilecek (Ba'sü ba'de'l-mevt) ve kabirlerinden kalkıp, şaşkınlık içinde bekleyeceklerdir. Kabrinden ilk kalkan Rasûlullah salla'llâhu aleyhi ve selem Efendimiz olacaktır.

3. BA'S (YENİDEN DİRİLME)
Sûr'a ikinci defâ üfürülme ile bütün canlı yaratıklar "Hesâb" için tekrar diriltileceklerdir. Bu diriliş, Ehl-i Sünnet inancına göre; hem beden, hem de rûh ile olacaktır.

4. ÂHİRET HALLERİ
HAŞR
Allâhü Teâlâ, insanları hesâba çekmek üzere yeniden dirilttikten (ba's) sonra bir araya toplamasına "Haşr" denir. Başka bir ifâdeyle; canlıların, Âhiret'te yeniden meydana gelecek olan cesedlerine, rûhlarının tekrar girmesi sonucunda Arasât Durağı denilen uçsuz-bucaksız bir alanda toplanmaları, demektir. Bu hâdiseye Bas' (Diriliş) veya Son Yaratılış (Neş'et-i Uhrâ) denir.

Bütün mahlûkât yeniden yaratıldıktan sonra Mahşer (Toplanma, Hesâb) Yeri'ne gidecektir. Burada, herkes Amel Defterleri (Kitâb) verilecek ve sonra Peygamber Efendimiz'in şefâati ile Suâl ve Hesâb başlayacaktır. İlk hesâba çekilecek olanlar da Rasûlullah Efendimizin ümmeti olacaktır.

Allâhü Teâlâ, bütün insanları aynı anda hesâba çekecektir, ama her insan sâdece kendisinin hesâbının yapıldığını zannedecektir.

AMEL DEFTERLERİNİN DAĞITILMASI
İnsanlar hesâblarının görülmesi için toplandıktan sonra, Dünyâ'da iken yaptıkları işlerin yazıldığı Amel Defterleri kendilerine dağıtılacaktır. Bu husûs İsrâ' sûresi'nin 13, 14 ve Kehf sûresi'nin 49'uncu âyetlerinde haber verilmiştir.

Biz, bu defterlerin mâhiyetini bilemeyiz. Ancak, Kirâmen Kâtibîn isimli melekler tarafından yazıldıklarını biliyoruz.

* Amel Defterleri Cennetliklere sağdan, Cehennemliklere ise soldan veya arkadan verilir.

* Defteri sağdan verilenlere Ashâb-ı Yemîn, soldan veya arkadan verilenlere Ashâb-ı Şimâl denir.

HESÂB
Âhiret Günü "Mahşer" adı verilen uçsuz bucaksız düz bir yerde "Mahkeme-i Kübrâ", yâni, "En Büyük Mahkeme" kurulacak ve Allâhü Teâlâ herkesin hesâbını görecektir.

* Bütün insanların hesâbı sür'atle görülecektir. Çünkü, Hakîm (Mutlak ve Hakîkî Hakîm) olan Allâhü Teâlâ Seriu'l-Hisâb'dır.

* Bu hesâb sırasında hiçbir adâletsizlik yapılmayacak; zerre ağırlığınca hayr (iyilik) işleyen mükâfatını, zerre ağırlığınca şerr (kötülük) işleyen de cezâsını görecektir.

* Hesâb sırasında; Amel Defterleri'nden başka insanın organları ve yeryüzü de onun yaptığı işlerde şâhidlik yapacaktır.

* Rusûlullah salla'llâhu aleyhi ve selem Efendimiz, o gün insanlara şu beş şeyin sorulacağını haber vermiştir:

1. Ömrünü nerede tükettiği
2. Gençliğini nasıl geçirdiği,
3. Malını nerede kazandığı,
4. Malını nereye harcadığı,
5. Bildiklerini uygulayıp uygulamadığı.

MİZÂN
Âhiret Günü hesâbdan sonra herkesin amellerini tartmaya mahsûs İlâhî Adâlet Terazisi'ne "Mîzân" denir.

Bu terazi, Dünyâ'da gördüğümüz terazilere, tartma ve ölçme âletlerinden hiçbirine benzemez. O'nun gerçek mâhiyetini ancak Allâhü Teâlâ bilir.

* Kıyâmet Günü "Terâzî"nin başında Cebrâîl Aleyhi's-selâm'ın bulunacağı ve tartma işiyle O'nun görevlendirileceği rivâyet edilmiştir.

* Peygamberlerin amelleri, Allâhü Teâlâ katındaki yüce mevkilerinden ötürü Mîzân'a tâbi olmayacaktır.

* Ömürlerini inkâr ve sapıklık içinde hebâ eden kâfirler için Mîzân yoktur. Çünkü, onlar Cehennem'de ebediyyen kalacaktır.

* Mîzân'da iyilikleri, kötülüklerden ağır gelenler kurtuluşa erecek; iyilikleri, kötülüklerinden hafif gelenler ise Cehennem'e gireceklerdir.

HAVZ
Kıyâmet Günü Mahşer'de toplanan bütün insanlar, o günün dehşeti ve hesâb verme korkusu içinde bulunacak; bu heyecan, korku ve bekleme sırasında içleri yanarak susayacaktır.

O gün her peygamberin bir "Havuz"u olacak ve oradan o peygamberin kendisi ile ümmeti içecektir. Rasûlullah salla'llâhu aleyhi ve selem Efendimizin havuzu ise, Allâhü Teâlâ tarafından ihsân buyurulan çok geniş ve üstün vasıfta olacaktır. Bu havuzdan içenler, bir daha aslâ susamayacaktır.

Bu havuza "Havz-ı Kevser" denir.

SIRÂT
Sırât; Cehennem üzerinde uzanan, son derece ince ve keskin bir köprüdür. Sırât'ın mâhiyetini de ancak Allâhü Teâlâ bilir.

Herkes Sırât Köprüsü'nden geçecektir. Mü'minlerin yaptıkları amellere göre -kimi sür'atli, kimi daha yavaş olarak- gececek; kâfirler ile gühâhkârlar ise ayakları sürçerek Cehennem'e düşeceklerdir.

ŞEFÂAT
Âhiret Günü'nde; günâhkârların Allâhü Teâlâ tarafından afvedilip bağışlanmaları, Allâhü Teâlâ'ya ibâdet eden ve emirlerine uyanların da daha yüksek dereceleri kazanmaları için, Peygamberlerin ve ümmet büyüklerinin Allâhü Teâlâ'nın huzûrunda merhamet dileğinde bulunmalarına "Şefâat" denir.

Mahşer Günü ‘nde, herkesin ta'rif edilmez bir ızdırâb ve heyecân içinde bulunduğu sırada, onların sorgu ve muhâkemelerinin hemen yapılması için şefâatte bulunacak olan, ancak Aleyhi's-salâtü ve's selâm Efendimiz Hz. Muhammed Mustafâ'dır. Efendimiz'in diğer Peygamberlerden farklı olarak yükseldiği bu dereceye "Makam-ı Mahmûd" denir.
* Kâfir ve münâfık olanlar için şefâat yoktur.

CENNET
Cennet, hâlen var olan ve ebediyen de kalacak olan; akla-hayâle gelmeyen ve dünya ni'metleriyle kıyâslanması mümkün olmayan maddî ve mânevî zevkleri ihtivâ eden bir sevâb ve mükâfat yeridir. Îmânlı kullar, orada Ebedî Saâdeti bulacaklardır.

Kur'ân-ı Kerîm'de Cennet'teki hayâtın güzelliğinden, verdiği saadetten, bu mutluluğun sonsuzluğundan, Cennet ni'metlerinden bahseden pek çok âyet vardır.

* Cennet'te hayat sonsuzdur, ölüm yoktur. Ayrıca, keder ve ızdırâb da yoktur.

* Cennet'teki ni'metlerin en büyüğü Allâhü Teâlâ'nın hoşnûdluğunu kazanmak, O'nun cemâlini görmektir.

CEHENNEM
Cehennem hâlen var olan ve ebediyen de kalacka olan; ta'rif edilmeyecek derecede şiddetli azâbın bulunduğu azâb ve cezâ yeridir. Kâfir, münâfık ve günâhkârlar orada azâb ve cezâ göreceklerdir. Günâhkâr mü'minler ise, günâhları ölçüsünde orada cezâlandırılacaktır.

* Cehennem'in yakıtı insanlarla taştık.
* Cehennemliklerin elbiseleri ateştendir.
* Cehennemliklerin yiyeceği "Zakkûm", içecekleri ise çok sıcak ve yüzleri kavuran kalın bir sıvıdır.

RÜ'YETULLAH
Cennet'teki mü'minler, Allâhü Teâlâ'yı; herhangi bir yönden, yer ve şekilden uzak olarak göreceklerdir. Buna "Rü'yetullah" denir.

TAM NAMAZ HOCAMIZ
Ayhan YALÇIN
Çelik Yayınevi
Sf. 115-124

kategori: