Doğan Çelik yazıları

GÖZLERİME YAĞMUR YAĞDI

Kategoriler:

Akşamlar, böyle kâbus getirmezdi
Bu şehre can…
Yine çoluk çocuk, kavim kardaş düşmüş yollara.
Medine kapısında müthiş izdiham,
Dört burç arası, dört duvar,
İçimde sana dair bir korku var.
Dilimde cevahiri türküsü,
Elimde bir demet zakkum,
Bugün Antakya kaderine,
Ben… Sana mahkûm…

Kırkikindi yağmurlarında ıslandım,
Ama gör ki hala uslanmıyorum,
Arsızca, Arsuz’un kıyılarına adını yazıyorum,

ANTAK-YA VE SEN

Kategoriler:

Yâ ve sin
En sadık rüyamsın,
Madde otağında ruhani bir güzelsin,
Uğraşma, orta yol sırrı, bu şehre yabancı,
Sus… Sus ki bak başlıyor kıssamız,
Kelâm güvercin kanadında ürperti

Aziz Piyer’de bir Nasrani duasında,
Yaşlı Arab’ın “Ente zulüm' ağıdında
Sümerler’in tanıdık rüzgarında,
Beni aramışsın...

Habibinneccar’dan dinledim hikayeni,
Şehrin öte yakasından gelen adamdan,
Havarilerin nefesi şehri ürkütünce
Sur’un sayhası incitmiş yüreğini besbelli,
Perşembe gecelerinde, ecinnilerin,
En alisine meydan okur gibi,

GÜL SENFONİSİ

Kategoriler:

Ey Gül-ü Rana;

Nar-ı beyza mıdır ol kahrın
Zulm-ü ziyan mıdır ol tahtın

Ümranlar hasret kaldı bahçene
Gözyaşları düşman oldu cemrene

Ey menzili pür-ateşten oyalım
Ve ey vuslatı kanlara boyalım

Yar-i kadimsin, evlasın aşinalardan
Hakikatsin, hem avunamam hülyalardan

Söyle hangi rüzgar üşüttü ellerini
Hangi ifrit tılsımı, bağladı dillerini

İçeriği paylaş