M.Münzevi yazıları
KAPİTAL ENFEKSİYON
M.Münzevi 22 Aralık, 2008 - 08:09Mesai bitimi. Toplum içinde yürüyor, vitrin önünde duruyorum. Artık vitrinler neden bu kadar asli ihtiyaçmış gibi geliyor bana? Ekmek gibi, su gibi, barınma gibi temel ihtiyaçlarımdan biri sanki. Ne, ne kadar’dır? Vitrin… Beni huzura, mutluluğa, yeterliliğe götürmeye açılan kapı!
“İndirimli satışlar” ve ben vitrinin camında kendimi görüyorum.
Kalabalık, çok sesli, çok kirli, karanlık, karamsar… Vitrinlerin aydınlatmaları, ışıkları da olmasa her yer çok karanlık. Günün aydınlık vakitlerinde de yürüsem bu yollarda bu durum değişmiyor. Sokak karanlık, cadde karanlık, şehir karanlık, yüzler karanlık, insanlık karanlık. Bizlere “hijyen nasıl olur” dersi veren vitrinler olmasa; hayat çok kirli, insanlar çok pis. Vitrinlerden serince esip gelen albenili sesler olmasa, yaşam çok gürültülü.
“Şu kredi kartına bu taksit!” kulaklar, gözler, diller çıkar hesapları. Ekstresi vicdanlar ise karanlık!
CAHİLİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
M.Münzevi 25 Ağustos, 2008 - 07:14Elim dizlerime Vur Kalk
Müslümanlar uyanın Eller Dizlere Vur Kalk
Cahit ZARİFOĞLU
“Tevhid-i Tedrisat” kelime tamlaması küçüklüğümden bu yana çok sempatik gelmiştir bana. Tabii amacını şöyle bir kenara koyar isek çok sempatik. “Tedrisat”ı “tevhid” etmek isteyen mantığın düştüğü durum bunun başlıca sebebi olsa gerek. Hem (faşistçe) milli bir doktrin ortaya koyacaksın hem de kullanılan nizamı ortadan kaldırmak için uyarladığın bu doktrine, ortadan kaldırdığın kültürün en mücerret kısmından isim koyacaksın. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diyemiyorum. Diyemiyorum çünkü alakasızlığı ortaya koymak bağlamında söylenen bu uç tespit ve teşbih dahi yetersiz kalıyor.
İlköğretim çağındayım, (ama şimdi 7’nin çok geç olduğunun farkındayım!) sabah sabah, gözümüzün çapağıyla, üzerimize farz-ı kifaye(!) olan mübarek “andımız”ı okuyoruz. İki sıra yanımda Ali Şükran kardeş duruyor. Kendisinin etnik kökeni Kürt! Bu içi kof sloganik tekerlemelerle gırtlağımızı oyun oynarcasına yırtıyoruz.
DERİN VE DURU YERDE MUHAFAZA EDİNİZ
M.Münzevi 28 Temmuz, 2008 - 07:22Görmek düş oldu artık, yaşıyoruz kâbusu,
Yo(ğ)rulduğum kiri temizler ( mi) bir damla su?
Hangi harfe dokunsam solmakta olan bir çiçek gibi boynunu büküyor. Hangi kelimeye el uzatsam hüznün yüreğe değen ateşiyle tutuyor elimi. Kurduğum cümleler henüz sonuna gelmeden dağılıyor. Muhayyilemde toplayıp her şeyi yerli yerine yerleştiriyorum. Yaşamaya gelince hiçbirini bulamıyorum koyduğum yerde.
...
Çocukluğumu da hatırlamasam insanlığımı unutacağım. Ağladığımı s/aklıyor(d)um herkesten, kendimden dahi. Samimi/masumiyet kordon bağım ve hala düşmemiş, duruyor. Geceden ürktüğüm kadar da seviyorum geceyi. Nasılda gizemli ve ürperten bir karanlığı, yok yok güvenli laciverti var. Karanlığın koynunda güvende olmanın anlamını buluyorum içimde. Seviniyorum, gözlerim uykuya inat sevinçle ışıldıyor. Hani kâbuslara gebeydi gece-ler?
EVET, DÜNYAYI KURTARACAĞIM
M.Münzevi 14 Temmuz, 2008 - 07:10
Evet, dünyayı kurtaracağım! İtirazı olan bir adım geriye çıksın!
Kelimeler, her biri aklıma serpilen, havsalama ekilen tohumlar gibi. Ruhumla ve düşüncelerimle beslenip büyüyen, izanımca açı(lı)p serpilen tohumlar. Allah; yaratışı, yarattıklarını iki uçlu kılmıştır. İyi-kötü, güzel-çirkin, cennet-cehennem, dünya-öteki dünya?
...
Arada kalan sadece ‘araf’tır. Ya arafta kalan insan?
...
İnsan, küçük âlem, diğer bir deyişle (küçük) dünya. İnsan, zahiri görüntüsüyle sadece bir kabuktan müteşekkil yaratılmış. Dışı uçsuz âlem, içi dipsiz âlem, insan bir kabuk. Kabuğu delebilenler; içine ya da dışına doğru gayretince ve yeteneğince esriyen, eğ(r)ilen, hatta uzanan bir sonsuzluğun merkezi olmakta. Hangisi daha derin, daha dipsiz ya da daha sonsuz olabilir? İnsanın içindeki âlem mi, dışındaki âlem mi?
ACZİYETNAME -III-
M.Münzevi 10 Temmuz, 2008 - 07:03
Allah’ım gidecek yerim yok Sana geldim
Çocuk inanmışlığıyla açtım elimi
Gafilim, henüz başlamadan sona geldim
Nefsin kınanmışlığıyla açtım elimi
Kulun nasıl bilip de bulursa yolunu
Sen de öyle bularak bilirsin kulunu
Sen var ettin Ya Rab, bildirme yokluğunu
Sevda ıslanmışlığıyla açtım elimi
ACZİYETNAME -II-
M.Münzevi 8 Mayıs, 2008 - 07:30
Ey benlik faniyat külliyatına dalma,
Ahvalini aşk kitabına bir harf eyle.
Dur, bu kusursuz nizama kayıtsız kalma.
Sevindir, sevmeyi kendine zaaf eyle.
Varlığına lütuf hilkat nurunu dökme.
Gül var iken hasat bahçene zakkum ekme.
SİTARE
M.Münzevi 29 Mart, 2008 - 02:28
Senin ikinci adındır ülker,
Ve pervasızsın süreyya kadar.
Geceleri peşinden sürükler;
Bırakırsın tenhalara -ağyar-
Bilirim benim göğ(s)üm sana dar,
Sığmaz köşelerin, bu aşikar,
FAKAT ALUP VERİLÜR BİR SELAM KAL(MA)MIŞTIR
M.Münzevi 27 Mart, 2008 - 08:15
Selamların en güzeliyle selamlıyorum sizi: Selamün Aleyküm Rahmetullahi ve Berekatuhu.
Kur’an-ı Kerim'in birçok yerinde selamın önemi ve fazileti açıkça anlatılmaktadır. Allah’ın emirleri arasında yer alan selamlaşmak, Peygamber Efendimizin (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) en bariz sünnetlerindendir. Kur’an, “Allah’ın has kullarının, kendilerine kötülük yapana “selam” deyip geçtiklerine” “selam verene aynısıyla veya daha güzeliyle selam verilmesi” gerektiğine işaret buyurur. Düşünen insanlar için takvanın ve muhabbetin naif ve latif bir yansımasıdır bu. Peygamber Efendimiz (Sallalahu Aleyhi ve Sellem), “iyiliği yaymak için selam verilmesi” gerektiğini emreder. Sokaklarda karşılaştığı çocuklara selam vererek onları Müslüman kimliğiyle tanıştırıp yetiştirirken bizlere derslerin en güzellerinden birini verir.
Selam; Münib Engin Noyan’ın tabiriyle “Müslüman’ın alâmetifarikasıdır”. İlk başta söylenecek sözlerin en güzelidir. Bir temenni, dua, kardeşliğin belirtisi, iyiliğe davet ve muhabbettir.
SLOGAN ŞİİR
M.Münzevi 21 Mart, 2008 - 08:20
"Özür dileyerek şiirin zatından;
İroniye ithaf,
Doğuya itham,
Batıya ikram,
Ve Allah’a ram olunur…"
Oyalanmadır dünya, bir ileri bir geri.
Gizlenmiş sinsi nef(e)s ne kadar da serseri.
ACZİYETNAME I
M.Münzevi 11 Mart, 2008 - 08:10
Tattım dünyanın lezzetini,
Tatminkâr bir tat alamadım.
Verdin ikram-ı izzetini,
Şükredip, abad olamadım.
Her şeyin kaynağı bir ve tek,
Mecnuna döndüm düşünerek,
Acziyetimle küçülerek;
Sonsuzluğuna doyamadım.
Gündüz güneşe, gece aya,
İmza; yaldız-yıldız fezaya...
Hayranlığımı anlatmaya;
Bir tek kelime bulamadım.




Son yorumlar
2 saat 54 dakika önce
3 saat 18 dakika önce
10 saat 55 dakika önce
11 saat 53 dakika önce
12 saat 6 dakika önce
12 saat 50 dakika önce
1 gün 8 saat önce
1 gün 19 saat önce
2 gün 15 saat önce
3 gün 20 saat önce
4 gün 8 saat önce
4 gün 15 saat önce
4 gün 17 saat önce
5 gün 11 saat önce
5 gün 11 saat önce