EDEBİYATTA DİN DIŞILIK NE DEMEKTİR? | -1-
- Eyüp YILDIRIM yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 259 kez okundu
- rastgele...
“Artık kavga kaderle insan arasında değil, insanla kelimeler arasında.” (Cemil Meriç)
“Tasavvur, istikamet açısıdır.” (Mustafa İslamoğlu)
Nice zamandır düşüncelerimiz (içinde yaşadığımız su) bulanık bir durumdadır. Suyu bulandıranların tek amacı, insanların doğruyu açık-seçik görmelerini engellemektir.
Her kelime, insanlara dış ve iç dünyayı gösteren birer gözlüktür. Gözlüklerimiz sunî ve sentetik boyalarla boyandı/boyatıldı. İnsanı/eşyayı ve hayatı istedikleri gibi görmemizi isteyenler, kelimelerimizi muhtelif boyalarla boyadılar. O boyaların arkasında gördüğümüz dünya, hakikat değil ne yazık ki. Hakikat sürekli kaçırılan bir gelin. Kaçırılan ve saklanılan. Aldanmanın en tehlikesi, insanların gördüklerini hakikat zannetmesidir. Şüphesiz her kaçırma bir amaca matuf: Egemenliği pekiştirmek. Sentetik kelimelerin arkasında yatan çıplak gerçek budur. Egemenlik, dil ile sağlanır. Önce zihinler esaret altına alınır, sonra bedenler. Bedenler; zihinlere, zihinler; kelimelere, kelimeler; anlamlara esirdir. Ülkeleri işgal eden, değiştirme teşebbüsünde bulunan ve toplum mühendisliğine kalkışanlar önce dilden başlarlar/ başladılar. Konfüçyüs”ü burada hatırlamanın tam zamanıdır:”Bir ülkeyi değiştirmek mi istiyorsunuz? “Dilini değiştirin.”
Dile hâkimiyet, hayata hâkimiyetin yegâne anahtarıdır. Dil, hayata giden bir yoldur.
Bu girizgâhtan sonra asıl konumuza girebiliriz. Edebiyat kitaplarımızda, edebiyat tarihi kitaplarında herkesin diline pelesenk olmuş iki kavram vardır: Dinî konu, din dışı konu. Bir ayrım, bir parçalama. Neden? Böyle bir şey olabilir mi? Bu kullanımlar kasıtlı mı? Yoksa iğfalin getirdiği bir gafletin eseri mi?
Derinlemesine bir bakışa hazır mısınız?
Önce kavramlardan başlamak gerekir. Üzerinde konuşmamız gereken iki kavram söz konusu burada. Edebiyat ve din. Özellikle üzerinde duracağımız kavram din kavramı olacaktır. Edebiyatın hem öznesi hem de nesnesi insan ve hayattır. Buraya kadar herhangi bir sorun yok. Din… Netameli bir alan. Birçok alanda olduğu gibi, bu alanda da zihinler paramparça… Din ne demektir? Modern insanın din algısı, din tasavvuru neye karşılık gelmektedir? Bunu irdelemekte fayda vardır. İslamoğlu’nun güzel ifadesiyle: “Tasavvurda milimetrik sapma, hayatta kilometrelik sapmalara neden olur.” İşte sorunun başladığı nokta tam da burasıdır. Tasavvur ve algı.
İnsanın tasavvuru ve algısı; hayata, hâdisata, tabiata, eşyaya bakışının tek belirleyicisidir. Tasavvur aklın temel ölçüsüdür. Tasavvuru bozuk olanın, aklı, düşüncesi ve hayatı da bozuk olacaktır.
Din nedir? Bu konuda farklı tasavvurlar söz konusudur. Din dendiğinde, ortalama insanın/ aydının zihinde şöyle bir tablo ortaya çıkar: “Bir yaratıcıya iman, bireyin hayatıyla sınırlı kalan adetleşmiş ibadetler, ritüeller, törenler, tütsüler, büyüler, mucizeler, kerametler, ağaçlara ez bağlamalar, türbe ziyaretleri, cenaze merasimleri, mistik bir yaşam… vb. şeylerdir.” Genel algı üç aşağı beş yukarı böyledir. Bunun karşısında daha farklı ve adına modern denilen bir hayat algısı vardır. Bu algı da şöyledir: “Sadece aklın merkezde olduğu, bilimin ve tekniğin kutsandığı, bilimin hayata değil, tekniğe dönüşmüş hâli olan araba-tramvay-uçak-internet-televizyon vb. makinenin odakta olduğu, kadın erkek birlikteliğinin bulunduğu, her türlü serbestlik,(!) demokrasi özgürlük palavraları, deniz-kum-su üçlüsü vb. kavramlar etrafında oluşmuş-güya dindışı bir hayat.” Yukarıdaki algı dinî, aşağıdaki dindışı… Biri dinî alanla ilgili, diğeri din kapsamının dışında(!)…
Parçalı bir hayat algısı ve tasavvuru insanların çoğunu saran büyük bir bela konumundadır. Parçalı algı ve tasavvur, yamuk bir algı ve tasavvurdur. Bu yamuk tasavvur her türlü sosyal bilime uygulanmaktadır günümüz dünyasında. Var olan manzara da bunun kanıtlayıcısıdır. Yamuk bir tasavvurdan da başkası beklenemezdi. Çünkü yamuk bakış açıları yamuk tasavvurların eseridir.
Gerçek, acaba ortalama insanın algısında olduğu gibi midir? Din denilen şey acaba yukarıdaki yamuk algıda olduğu gibi midir? Hayat ikiye bölünebilir mi? Bir Müslüman’ın bu konudaki tavrı ne olmalıdır? Hakikatin kaynağı olan vahiy bu konuya nasıl yaklaşmaktadır?
(Devam edecek)




Son yorumlar
7 saat 15 dakika önce
8 saat 12 dakika önce
8 saat 25 dakika önce
9 saat 9 dakika önce
1 gün 5 saat önce
1 gün 15 saat önce
2 gün 11 saat önce
3 gün 16 saat önce
4 gün 5 saat önce
4 gün 11 saat önce
4 gün 13 saat önce
5 gün 7 saat önce
5 gün 7 saat önce
5 gün 7 saat önce
5 gün 15 saat önce