ERVA'NIN DUASI NEYDİ? // 1
- talip sevilay yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 3843 kez okundu
- rastgele...
Erva’nın duası
Sude: Abla o ağabey için mi dua ediyorsun?
Erva: Hayır. Kendim için dua ediyorum.
Sude: Abla o ağabey de namaz kılıyor mu?
Erva: Evet Sude.
Sude: Abla o ağabey Cuma namazına da gidiyor mu?
Erva: Evet
Sude: Abla o ağabey uzun boylu mu?
Erva: Evet uzun boylu.
Sude: Peki abla sen böyle birini istemiyor muydun? Neden onu kabul etmiyorsun?
Erva: ... ?
Günün son vakti de namazla noktalanmak üzereyken küçük kız, Sude yaşının idrak edemediği bir konuya dalış yapmıştı. "Abla o ağabey için mi dua ediyorsun". Sude, ablası Erva’nın içinde bulunduğu gelgitleri namazdaki dalgın rükûsundan anlamış olmalı ki ablasına sohbet kapısını açmıştı. Ailenin gündeminde Erva’nın son günlerdeki halleri vardı. Küçük kız aşkı bilmiyordu ama aşkın o solgun halini ablasında görmüştü, ailenin diğer fertlerinden daha cesurca. Erva aşkı biliyor muydu? Erva’nın yönelişi Rabbine idi; niyeti namaza, acizliği Tahir’e idi. Erva ve Tahir ailenin gündemindeydi. Yeni başlamış bir hayatın iki kulu: Erva ve Tahir. Erva’nın duası kendine idi. Tahir ise geç başlamış bir hayatın erken yalnızlığı.
Erva; güzel kız, güzel olan. Bir arkadaş grubunun vesilesi ile iki bekleyicinin buluşmasının adı idi Erva ve Tahir. Artık duaların dünyevi adresi de belli idi ama Erva’nın duası kendisine idi. erken bir kendinelik. Erva duasını kendine kalkan olarak kullanıyor, koruduğu beklentileri, korunan ise beklediği, güya Tahir.
Erva kendine sormaya cesareti edemediği soruyu küçük Sude’ den alınca farkına varmıştı rükûsunun dalgınca olduğuna. Dalgın rükû bitse de secde olsa. Secde bitse de tesbihat olsa ve dua başlasa ve kendinelik başlasa. Hani namaz bitsede kalkanlar kuvvetlense. Günün son vakti de namazla noktalanmak üzereyken Erva Tahir’de miydi , Tahir olmayan dua mıydı ama Sude Tahir’e dil olmada.
Tahir 25 yaşını geride bırakmanın yaşlılığını yaşarken bir arkadaş grubunun vesile ile Erva lütfetmişti karanlık hanesine. Mayıs 1 1982 Tahir doğdu. Mayıs 2 2006 Tahir var oldu. Geçmişle geride kalmıştı 25 yıl. Geride bitmiş bir okul ve erkekliğin bir halkası askerlik. Tüm çoklu içtimalar alınmıştı Tahir’in geçmişinde. Mayıs 2 2006 içtima iki kişilik olmuştu eksik veren sadece iki kişi. Erva varken Tahir de var olamalıydı. Tahir varken Erva da vardı Tahir’de.25 yıl sonra gönderilmeyen kelamlar ulaşmıştı Tahir’e. Bütün kırık kanatlı güvercinler Tahir’de derman bulmuştu. 25 yıllık duada bir iş ve bir eş vardı. Artık işin nihayetinde eş olunabilecek de vardı. Bilinmeyen, tadına varılamayan tutkuya aşk demenin vakti gelmişti. Erva; güzel kız, güzel olan. Tahir Erva’ya mecnun, aklı yerinde. Erva, Tahir’e hayran aklı yerine gitmeye meraklı. Tahir sevdikçe Erva sevinen sevilen. Aşkın yeşil hali başlamıştı Tahir’in dualarında, Erva’da ise bir korkaklık, yeşile pembe çalmakta. Erva hayranlık duydukça sevmeyi sevemiyordu. Tahir’in elindeki kitap "Yusuf İle Züleyha"; Erva ise ezberlemişti sayfalarını "Sevmekten Korkuyorum" öyküsünün. Sevmekten korkan Erva, kalkanlara bürünen. Erva güzel kız; Erva güzel olan..Erva sevemiyordu sevgiyi bir türlü. Evlilik akdinin hayırlı kadını olamamak.
İki ay sadece takvimlerde geçmişti. 40 yıllık bir kahve fincanı artık soğumaya başlamış, kırık kanatlı güvercinler geldikleri gibi gitmeye başlamıştı. Ne erken gidişler? Elindeki fincanı umutları ile,tevekküle varan bekleyişi ile ısıtmaya çalışan Tahir yine kuyusuna terk edilmişti. Manaların yıprandığı dünyevi sahada tüm oyuncular yenik düşmüştü sahadaki meselelere, saha dışındaki oyunlara. Erva,güzel kız; sevemiyordu. Kalbinde beklentileri, Züleyha’nın "gelsene gelsene" şehvetine nispet; aklında beklentileri "doğu batı entegresi bir türlü olunamayan". Erva sevemiyordu. Beklentiler var iken nasıl eflatuni olacaktı sevmek. beklentiler var iken nasıl sevdirilecekti Erva’ya, sevmek.
Erva ailesindeki yalnızlık; Erva beklentilerindeki kalabalık. Görmüştü sevmeyi sevilmeyi nasıl olur yaşayarak; yaşayanı -Tahir’i- görerek.
Her hüzünde yağmur olur ya ilahi ahenk. Bir hüzün yağmuru habercisiydi o gün. Erva -Tahir’e tık olmayan- "beklentilerini" fethe hazır fatihe giydirmişti, saha dışı meselelerine yenilerek. Beklentiler var iken nasıl eflatuni olacaktı sevmek. Beklentiler var iken nasıl nasip olacaktı Tahir’e sevmek.
Tahir de Bilal-i Habeşi gibi tüm hüznü yüreğinde karartarak terk etmişti mübareğin olmadığı yerde ne işim var diyerek. Bir ezan ki bu kadar yarıda kalırdı Bilal’dan sonra. Bir ezan ki bu kadar kesikti, gözyaşlarına yenik düşerek "Muhammedün Resulüllah"da kesilmek. Erva beklentileriyle, -Fatih’te- adım atarken evliliğe, Tahir’de bir terk-i diyarlık..
İki ay sadece takvimlerde geçmişti. 40 yıllık bir kahve fincanı artık kulpsuzdu. Bir kulpu Tahir’de parçaları sohbetin bittiği yerde..Tahir’in dualarındaki hayırlı eş rafa kaldırılmışken artık Erva’nın duası hayallerini toza bulandırmıştı,
"Abla o ağabey için mi dua ediyorsun?"
"Hayır. Kendim için dua ediyorum."
Ervanın duası hiç bilinmedi.
Ervanın beklentileri ülkenin ezberindeki yara idi bilinmeyen.
Erva; güzel kız; güzel olan, beklentilerine mutluluk vaadine hayrı ekleyen.
Tahir mi?
Gömlek olup asılmayı beklemede…..
"Erva’nın duası neydi?" derdinde.
|
|
|
|
|




Tadında
Hikayeniz tadında,
Ritimi biraz düşük; ama kurgusu güzel yapılmış. Üzerinde çalıştığınız aşikâr. Tadını damakta bırakan leziz bir eser. Kıyaslayabileceğimiz diğer eserlerinizi görebilirsek belki daha etkili bir eleştiri yapabilirim kanaatindeyim.
Samimiyetle
Ne Diyeyim!
Harika bir eser ortaya çıkarmışsınız. Bir aşk ve bir terk edi/li/ş ancak bu kadar güzel anlatılabilir... Zihninize sağlık.
Sussam işkence;konuşsam gönül razı değil..
Hrkesin bir hikayesi varya hani dinlemeye değer. Buda öyle bişey,hayatlar aynı aslında.isimler farklı sadece. Tahir'le Erva... Ölümle yaşam gibi..
Etkileyici bir hikaye,emeğine sağlık..