Günümüz insanları geçmişe göre daha çok...


Mutlu
4% (2 oy)
Mutsuz
61% (33 oy)
Okur
7% (4 oy)
Akıllı
11% (6 oy)
Cahil
28% (15 oy)
Dürüst
4% (2 oy)
Yalancı
41% (22 oy)
Doğru
4% (2 oy)
Yanlış
28% (15 oy)
Medeni
6% (3 oy)
Yobaz
28% (15 oy)
Kindar
35% (19 oy)
Dindar
11% (6 oy)
Dinsiz
31% (17 oy)
Zengin
22% (12 oy)
Fakir
17% (9 oy)
Cimri
35% (19 oy)
Hayırsever
4% (2 oy)
Umursamaz
59% (32 oy)
Hazcı
41% (22 oy)
Evcil
6% (3 oy)
Tutumlu
6% (3 oy)
Savurgan
43% (23 oy)
Makul
4% (2 oy)
Güzel
9% (5 oy)
Çirkin
20% (11 oy)
Çalışkan
4% (2 oy)
Tembel
43% (23 oy)
Paragöz
46% (25 oy)
Düşünceli
20% (11 oy)
Kanaatkar
4% (2 oy)
Toplam oy: 54

Anketle ilgili yorumlarınızı buraya yapabilirsiniz

Öyle değil mi, insanoğlu yıllardır yaşıyor, yaşadıkça tecrübe ediyor, öğreniyor, anlıyor...

Peki her şey daha iyiye gidiyor mu? Geçenlerde bir arkadaşım sohbet esnasında (Ona da bir başka arkadaşı söylemiş) "Şayet şu an itibariyle Dünyadaki herkes ölse ve bundan 100 yıl sonra tekrar bizim gibi akıllı uslu insanlar Dünyaya gelse ve bizim gibi yaşasa, toprağın altından çıkan heykellere bakıp geçmişteki insanların putperest cahiller olduğunu düşünür" demişti. Güldüm; ama geçemedim...

Hayat kısa, peki biz bu hayatta ne yapıyoruz? Amacımız ne? Nereye gidiyoruz?

Biraz öz eleştiri lütfen.

Samimiyetle

Anketteki seçenekler az geldi.

Baştan söyleyeyim, ben bütün menfii halleri işaretledim. Keşke daha çok sıfat olsaydı da hepsini işaretleseydim diye de içimden geçirdim.

Bilim (yani Teknoloji) ile paralel olarak edindiğimizi düşündüğümüz Medeniyet bizi daha çok bilgili değil, tam tersine daha da cahil yapmış ve her geçen gün hayvanlaşan nefsimiz artık hayvandan daha da aşağı düşmüş, rezilliklerin, çöplüklerin içinde sürünüyor.

Aklım almıyor. Anlayamıyorum. İslamiyetin ilk emri "Oku!"; ama biz cahiliz. İmanın ve İslamın şartları gün gibi ortada; ama biz "Ilımlı" yollar arayıp yırtık çoraptan çıkıp "Azıcık günahın kimseye zararı olmaz" diyerek saçmalıklarımızı meşrulaştırıyoruz.

Artık herkes cahil; ama herkes kendini delice bir tutku ile akıllı biliyor. Akıl alır gibi değil. Duygu dünyaları karman çorman olmuş. Cinsellik ve para ile kurulan tuzaklar tuzak olmaktan çıkıp eğlenceye dönüşmüş.

Kent bitmiş, kır sürünüyor. Öğretmenler, cahil; öğrenciler aç.

Vakit geçirmek için yaşıyoruz...

Çareyi söylemek isterdim; ama çarem yok. Bulamıyorum.

Unutmadan ekleyeyim.

Mutluluk, çağın hastalığı. Mutluluk sistemin kazandırdığı en büyük oyun, aynı çocuğun eline verilen bir parça çukulata gibi.

Halk, mutluysa sorun yoktur, öyle değil mi? Yılın tamamında köle gibi çalışıp bir hafta zengin gibi tatil yaptı mı mutlu olur. Sıcak bir evde yatar, yiyeceğini ve içeceğini kendisi alır. Kendince bir mutluluk oyunu oynar; ama bunları yaparken hiçbir zaman "Zengin insanlar gibi olduğu zaman mutlu olunur" cümlesini keşfedemez ve bilinçsizce harcar. Harcadıkça mutlu olur. Hatta kimi zaman o kadar çok harcar ki, borç batağına saplanır. "Olsun, düzeliriz" der ve yine harcar.

Bu kişi tatilini otelde yapmak için yırtınır. Aynı bir zengin gibi, yemek yer, yemekten sonra sofrayı toplamaz. Uyandıktan sonra yatağını düzeltmez. Hatta mümkün olduğu kadar kirli bir şekilde oteli kullanır. Eh, tatil de yılda bir kere yapılır, öyle değil mi? Dizilerde gördüğü zenginler gibi bir haftacık yaşaması onun özgürlüğü değil midir?

Hangi özgürlük? Hangi hak? Hangi adalet?

Sorgulayacak var mı?

Ben bu ankete önce ne

Ben bu ankete önce ne yazacağımı bilemedim açıkcası..
Çünkü gözümüzün iliştiği her şey,gördüğü her yer karmakarışık.
Ama 15 şıkkı oyladım..

1-Mutsuz..Ya arkadaşlar; Rabbi'miz kainatı biz insanlığın hizmetine sunmuş ama, inanan inanmayan bizler ve her kes mutsuz..

2-Cahil..Adam beş ünüversite bitirip tüm kitapları yutsada cahil..Kendini yaratandan bi haber yaşıyor..

3-Yalancı..Üç doğru söylese, son cümle yalandır,gerçek olmasada şaka ilede olsa o yalanı mutlak söyler..söyler alışmış çünkü..

4-Yobaz..Bu benim en büyük derdimdir. bir çok hayvanın terbiye edildiğini bilirim..Ama bazı insanlar mümkün değil. (nuh'u) kabul ederler ama asla Peygamber demezler..

5-Kindar..Hele bir dokunda gör..ömür boyu düşman kazandın, gözün aydın arkadaşım..

6-Dinsiz..Bu o kadar karmaşık ki, bu gün müslümanla gayri müslimi ben ayırt edemiyorum, sizleride bilemem..!

7-Fakir..Bu kelime samimi söylüyorum içimi acıtıyor.şu an ismini hatırlayamadım ama (Abdurrahman bin avf)olabilir hz.(Peygamberden) yıllar sonra, önüne sofra gelince yemek boğazından geçmediğinden,gözyaşlarıyla sofradan geri kalkdığını okumuştum..Bizlermi; bunu düşünmek bile
istemiyorum..

8-Cimri..Yıllar önce bir dizi film izlemiştim..Her cimri kelimesini işitince o adam aklıma gelir..Evinde her şeye ambargo koymuş,elektirik yanmaz,musluklar açılmaz,haftadan önce banyo yapılmas vs biricik kızı nerdeyse kafayı yemek üzereydi, en sonunda tüm serveti yanıp kül olmuşdu..şimdi haddinden fazla zenginler paylaşmayı bilselerfi tek bir insan aç kalmayacaktı,,

9-..Umursamaz..Dünya yansa; bu insanlık derki, kendim kurtulayımda gerisinden bana ne..Oysa oda bu dünyada yaşıyor ve bilmeden o alevlerde oda yanacak .ama adı üstünde umursuzz..

10-Hazcı..Buna yalnızca üç nokta koyuyorum.(...)

11-Savurgan..Aman ya Rabbi inanılmaz bir tablo ve gormeyede dayanılmaz bir gerçek . yukarıdaki yorumda yusuf bey kardeşim deyinmişler..

12-Çirkin..Yaratılan her şey çok güzel,her şey..Timsahı timsah olarak görürsen yalnızca timsahtır..ama timsahın sabrını görürsen işte o güzeldir..tam yedi ay gibi bir zaman açlığa sabreder timsahlar..Yani hayvanlar bazı insanlara nispeten,Daha fazla açmıycam çünkü anlaşıldığını sanıyorum..

13-Tembel..Çalışsaydık bu hale gelmezdik..

14-Paragöz..Adamlar dünyayı yiyip bitiriyor yinede doymuyor yazık..

Benim dikkatimi çeken şıklar bunlar oldu..yinede ümitvariyiz..Selamile..

anket yorumu

malesef bende bütün olumsuz sıfatları işaretledim.Bardağın boş tarafına bakanlardanım herhalde....Biz bu sıfatları ne kadar barındırıyoruz kendimizde asıl oraya bakmamız gerek .Yapabileceğimiz değiştirebileceğimiz şeylere asıl kendimizden başlamalıyız.Bir nefs kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onun durumunu değiştirmeyeceyeceğini söylüyorya.Kötü şeyler bulaşıcı zahir..Ama içimi asıl acıtan şey başka.Kendimi on sene evveki kadar yardımsever, fedakar,diğergamlı, çalışkan vs vs hisstmiyorum.Demek bizde nasibimizi alıyoruz toplumdan....

Aradığım seçenek yok

Ben "rol Yapan" manasında Artist gibi bir seçenek aradım.Artık yaşamıyoruz canlı canlı.Sürekli bir rol yapma içindeyiz.Umursamazı işaretledim sadece.Çünkü hiç bir değer kaygısı taşımıyorsa diğer olumsuz seçeneklerin hepsini taşıyordur nasıl olsa.Olumlu seçeneklere diyecek birşey yok.Layık olmadıkları yere boylatmışsız zaten.

Mutluluk oynuyoruz.
Zenginlik oynuyoruz.
CEO yu oynuyoruz.
Çalışkan çocuğu oynuyoruz............
Çok bilmişi oynuyoruz,daha ne bileyim konuştuğum veya iş yaptığım her kesim de bu yapmacıklığı görüyorum.Samimiyetler tedavülden kalkmış.Yüzlerimizde maskeler,ağzımızın kenarında sahte gülücükler,üzerimizde çağın kostümü,kalbimiz fırıldak!İş yerlerini dolduran bayanlar,işine uygun olmayan ama rol icabı kostümler,onların yanında çalışan erkekler ve aralarındaki bayanlar yüzünden rekabet.(bediuzzaman'ın dediği gibi).Alışveriş merkezi alışverişleri.Şeker(!) bayramı tatilleri.Ekmeği kredi kartıyla almalar(altında araba var kimse görmesin).Çocukların en paralı, servisli okulu say da say..........
İtikadı olanlara değmeğin gitsin.İnanır ama yapmaz.Ondan temizi de yoktur.Bir de Elhamdulillah der.
İnanan, sallana sallana camiye gider,namaz bitince kapılardan geçilmez.Ramazanlarda yanına yanaşılmaz.Her şeyde bir noksanlık,bir eksiklik.Benim dinim, ye aşı, kıl beşi,al maaşı mı?
Hani nerde;
Yalan söylememek
Aldatmamak
Sözünü tutmak
Komşusuna varisi gibi davranmak
Arkadaşına selam vermek
Yetimleri miskinleri gözetmek
Sadaka vermek
Karısının hakkını gözetmek
Çocuklarını yetiştirmek...(buraya üç nokta yerine binlerce nokta koymam lazım).

Yorum da yorum ha, bende rol mu yapıyorum ne?

Umursamaz

Sayın Suphi Bayram sizinle aynı fikirdeyim.
Zamanımızın insanı "insanlığını" umursamıyor. Dolayısıyla diğer tüm olumsuz neticelerin kapısını aralayıp dalıyor içeriye.

-Kimin umurunda???

Mutmain Muhalif...

"Asra and olsun ki insanlık

"Asra and olsun ki insanlık hüsrandadır.Ancak..." Asr süresi zamanın-insanın ve hallerinin kuşatıcılığını ele alarak bize önemli bir bildiride bulunmakta.

Yukarda işaretlediğimiz kötü haller, beşerden-insana yükselemeyen her kişinin her dönemde yakalnabileceği haller...

Yadırgamıyorum. Alp Er Tunga destanında iyilik ve erdemin etlerinin çürüdüğünden ve kötülüğün dünyayı kapladığından bahsedilir...Aynı hikaye...Asr süresi de bunu söyler.

Modernizm; asr/ın/zamanın kokuşmuşluğa şahididir...

Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz.

EVET DEMEK

Yukarıda sayılan iyi ynlerin hepsine birden evet demeyi öğle çok isterdim ki.Umut ve umutsuzlukta bu ankette yer alabilirdi. işte her şeye ve her duruma rağmen umudu secerdim. Umudum var. Ankette oranlara baktığımda o kadar karanlık bir tablo gördüm ki içimize işlemiş kötülük,kötüyü görme.Belki diyorum UMUTLA karanlığın en koyusu bu andır ve az sonra şafak görünür.

Bir şeyi atlıyor olabilir misiniz?

Arkadaşlar,

Basit düşünün. Önünüzde iki seçenekli bir anket olsa...

Kendinizi nasıl görüyorsunuz?
a) Sıradan bir insan
b) Sapık bir katil

Hangisini seçersiniz? Tabi ki "a" şıkkını, öyle değil mi? Peki nedenini düşündünüz mü? Çünkü bildiğiniz, öngörünüz, kendinize dair değerlendirmeniz budur.

Şimdi gelelim bu ankette hepimizin atladığına...

İnsan bilmediğini seçmez. Şayet umursamazlığı işaretlediyseniz umursamazsınız. Paragözlüğü işaretlediyseniz paragözsünüz.

Düşünün, şayet beni yanlış çıkarırsanız ne mutlu bana.

Bu tezimin sağlamasını yapayım. Görünen portrede herkes kötü, kaka... Eh, bunu işaretleyenler de kendini kirliliğe bulaşmamış, nadide çiçekler olarak görüyor olmalı. Ee? Neredesiniz siz? Nerede yaşıyorsunuz?

Herkes kendini iyi, gayrisini kötü biliyor. Peki lafa gelince böyle de, iyi kim? Dürüst kim? Doğru kim?

Vallahi bu planlı mı yapıldı bilmiyorum; ama bence bu çok ciddi anlamda insana ayna tutan bir test.

Ne yazık ki ben düştüm.

En azından bundan sonra sizler iyi ve doğru olanları işaretleyin de, biraz olsun umudumuz olsun...

Yusuf Ateş Bey

Yusuf Ateş Bey,

Bu çok güzel bir tespit olabilir ANCAK etrafınız çamurlarla çevreliyken sizin çamura basmadan karşıya geçmeniz imkansızdır. Ya da adım atıp çamura bulansanız, çamuru da sonra silseniz yine muhakkak izi kalır. Yani iyi şıkları seçmek istedim ancak olmadı...Gözlerime çamur dolmuş olmalı. Gözlerimi kapayarak şıkları işaretlemem de daha tehlikeli olurdu.
Bilmiyorum. Hiç bilmiyorum. Temiz kalmak için savaştığımı biliyorum o kadar.

Madalyon

Diğer yüzünden bakınca böyle gözükür netice de madalyon bir tane dir.
Nefsimizin isteklerine nekadar boyun eğiyoruz veya eğeceğiz.Nefsimizin hazları olduğu kadar hakları var.
Salih Tuna beyin bugünki "Masanın ayağı laikliğin kanadı" makalesinde ki kimliklerin yapageldiği ve yanlış görmediği için tövbe şansı az, bildiğini zannediyorsa.Ama 100 kişinin katili için tövbe bir umuttur.Bildiğini biliyor.
Özğürlüğün,madernizmin veya ne bileyim başka bir şeyin benimsenmiş hali,nesnelleşmiş bir din, insana hazları için yaşama dürtüsü veriyor."Ağlayınca rahatlamak" gibi değişik şekillerde körelmiş duygular kalbin pekte devrede olmadığının işareti.
Umursamazlığa diğer yüzünden bakarsak,bir yetimin başını okşamanın,bir arkadaşımıza selam vermenin çok umursanması gerektiğini görürüz.Gerçek, samimi bir selam, samimi bir damla gözyaşı.
Yani rol kesmeden yaşamak.

bence...

islamı dini
bencelerle yaşarsak..!!!kendi kafamıza göre uygularsak....

günümüz insanlarının ve gelecek insanların sorunu dinimizi bilmemek olacaktır....

ve buda diğer bütün kötü özellikleri teşkil edici tek şık...

hayatın kuralı kuralsızlıklar yaşanmaz....

Özümüzü Hatırlamak

Ben de yorumlara bakmadan evvel "umursamaz" ve "hazcı" seçeneklerini işaretlemiştim. Hazları için görebileceği ve yapapabileceklerini, yapması gerekenleri görmezden geliyor insan. Umursamazlık belki de vicdanın sesi kısıldıktan sonra bir hazza dönüşüyor olabilir. Anket(ler)in muhataplarına oranla aldığı yanıt da umursamazlığımızın delili diye düşünüyorum. İnsan hazza düşkünlüğü oranında da mutsuz sanki... Kısa vadeli, standartları sistem/ler tarafından belirlenen hazların biri tükenmeden diğerine ulaşmak için sarfedilen çabadan geriye birlik olma şuuru ve fedakarlık için ne zaman ne enerji kalıyor. Yazdıklarım önce kendime bir hatırlatmadır... Özümüzü hatırlamak için anlamak'a dair sabırda sebatımızı arttırırsak belki kurtuluşa erenlerden oluruz.

Selam ve samimiyetle...

Tek kişilik gizli empatik kale! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri...
Sesini yükseltme sözünü yükselt...

Aldanmak/sa...

Eğer buradaki çıkaracağımız sonuç kendimiz aldatmaksa buna son sürat devam ediyoruz. Ediyorum değil, ediyoruz. Ankette tek şıkkı işaretledim; "umursamaz". Bu benim umursamaz oluşumu gösteriyor/mu???

Ben umursamazım ki bu şıkkı işaretledim.

Veya ben kendimi soyutlayıp, etrafıma bakarak; "aaa bu insanlık ne kadar da umursamaz olmuş"/mu diyorum?

Ya da şöyle düşünelim; insanlığa bakıp, beni de içine katarak; insanların insanlığı(nı) dahi umursamaz bir durumda olduğunu söyleyip, madalyonun belki de üçüncü bir yanına bakarak, -bir anlamda- bir şeyleri umursadığımı mı söylüyorum.

Şayet hangisi kimin umurunda?
Şayet, hangisi, kimin, umurunda???
Umursamayanın mı?

Ve Sayın Eyüp Yıldırım,
Bir anlamda güzel bir ilişkilendirme yapmışsınız. Lakin Sayın Yusuf Ateş'in değindiği kısmı atlamış olabilir misiniz? Teknoloji ve bilim batı aklıyla, batı ahlakıyla gelişiyor(!). Bir Darwin (biyolojik anlamda köke yani insanı hayvani öze indirgeyerek), bir Marks (tarih materyalizmi neticesinde insanı kemik kavramıyla sadece bir artı değere indirgeyerek), bir Freud (psikanaliz yöntemiyle insanı sadece hayvani dürtü ve şehvet içgüdüleri olan bir yaratığa indirgeyerek) insanı üç yönden insanlığından yozlaştırıp şimdiki zamanın modern ve örnek insanının kodlarını oluşturdular diyebiliriz. Alper Tunga Destanı yazılırkenki yozlaşma tüm bunlar ile kıyaslanabilir mi?

Muhabbetle.

Mutmain Muhalif...

umursamaz diyorum...

yaşam çizelgemizde hepimiz umursadıklarımız ve umursamadıklarımızın çetelesini yapacak olursak umursamadıklarımızın ne kadar dikey bir seviyede olduğuna hepimizin şahit olacağından eminim o yüzden umursamaz diyorum:(

Anket mi kapatıldı yoksa insanlık mı?

Ankete anlamak* üyelerinin 54 ile katılım sağlanmış olup tablo aşağıdaki gibidir.

*Umursamaz 32 oy,
*Mutsuz 33 oy,
*Paragöz 25 oy,
*Tembel 23 oy,
*Savurgan 23 oy,
*Yalancı 22 oy,
*Hazcı 22 oy,
*Cimri 19 oy,
*Kindar 19 oy,

*Dindar 6 oy,
*Güzel 5 oy,
*Okur 4 oy,
*Medeni 3 oy,
*Evcil 3 oy,
*Mutlu 2 oy,
*Dürüst 2 oy,
*Doğru 2 oy,
*Hayırsever 2 oy,
*Çalışkan 2 oy,
*Kanaatkar 2 oy,

Yusuf Ateş dikkatli davranmış, M.Münzevi ise mesele üzerinde kafa yormuş. Sağolsunlar.

Meseleyi daha da derinde inceleyebiliriz ve üzerinde çokça sohbet edebiliriz. Yalnız yukarıdaki göstergeleri değiştiremeyiz.

Biz ne yapıyoruz? Bizler neye dönüşüyoruz?

İnanamıyorum. Bugünümüz böyleyse, geçmişe nasıl hesap vereceğiz? Gelecekten ne isteyeceğiz? Akıl alır gibi değil!

Bu hale gelenler hepimiziz. Şayet biz değişirsek bu tablo da değişir; ama değişmek isteyen var mı?

Suhpi abinin yerinde bir yorumu var. Sizler ne düşünüyorsunuz bilmiyorum; ama ben teknolojiden uzak durarak değişebileceğimizi düşünüyorum.

Uzaklarda, sessiz ve sakin bir ilçede, kıt kanaat geçim şartlarında ve doğal koşullarda yaşama hayaliniz var mı, bilmiyorum; ama şayet varsa bu hayallere kavuşmak için bu göstergeleri değiştirmemiz gerekiyor.

Yazık. Hepimize yazık.

Meseleyi daha da derinden

Meseleyi daha da derinden inceleyerek veya çokca sohbet ederek günlük "toftama" sınırımıza erip başımızı yastığımıza koymak,umursamazlığın kamuflajlı hali.

Bugün kapıma gelen bayan dilenci veya benzerleri benim yerin dibine geçmeme sebep oluyor.Her hafta gelirler sırayla, alışkanlıkları,belki de ihtiyaçları sebebiyle.Hemen kapıda karşılarım, içeriye kadar girme zahmetine sokmamak ve fazlaca da konuşturmamak için.Ama çok utanıyorum.

Bizlerin neye dönüştüğünü, ne feda ettiğimizden anlıyabiliriz.Sevgi sevgi derken sakın oda bir menfaata kurban gidiyor olmasın,derinden bir öz muhasebe yapmak lazım.

Sahabe-i Kiram'ın, (Allah cc onlardan razı olsun)bizleri görse, "bunlar kim,hangi dinden" sorusunun muhatap zamanı galiba.

Çok isabetle teknolojiden uzak durarak derken,teknolojiyi kullanma dozunu yakınlık,hayatımızda ki kapsadığı alan,bagımlılıklarımız açısından kontrol altına alarak uzaklık, bizim hayatımızı daha insani hale getireceği muhakkak.

Teknoloji bizim hayallerimizi bile düzenler halde.Bize hayal etmemiz gerekeni emrediyor ve hedefimiz yapıyor.Yani tüketim,teknoloji ile normalleşiyor.Bir tahta kuklanın sadece ellerine, ayaklarına ip bağlıdır, bizim zihinlerimize, zekamıza, aklımıza,hayallerimize de ip bağlı.Bu ipler teknolojinin elinde ve bizi istediği gibi oynatıyor.

Dünya hayatının böyle bir şey olmaması, teknolojiye uymanın sınırları olması gerek.
Mübarek bir üstadın sözü aklıma geldi;
"Sen dünyanın içine gir amma dünya senin içine girmesin".

Dünyayı içimize sokmamayı konuşmamız lazım