KAPI
- Eyüp YILDIRIM yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 378 kez okundu
- rastgele...

Anahtarlara, ter damlaları damladı.
***
Bütün gün düşündü durdu. Kırlarda dolaştı. Ölçtü, biçti, tarttı. Menekşeler kokladı, gökyüzünün berraklığını, bulutların dansını, güneşin batışını seyretti.
Bütün yıl anahtarlarını bileyip-durdu. Anahtarları bilemenin gerek şart olduğunu ve fakat yeter şart olmadığını da biliyordu artık..
Siyah saçları, siyah gözleri, beyaz elleri vardı.. evin tek çocuğuydu.. babası da arkasındaydı, annesi de..
***
Beklediği sabahtı.. güneş ışıklarını pencereden içeri sızdırdı… usulca kalktı yatağından, yorganı attı üzerinden… musluktan akan suları yüzüne götürdü…yüzünden akan suları havluya götürdü.. ya olmazsa dedi, ya olmazsa havluya götürürken yüzünü.. olacaktı, neden olmasındı.. her şeyi beklemeli miydi? Ama yoook, olacaktı bu sefer… olmaması için bir neden görünmüyordu.. anahtarlar bilenmişti.. her şey olacağına işaret ediyordu.
Ama, kapı da vardı…
Sular akıyor, güneş doğuyor, rüzgâr esiyor, kuşlar ötüyor… sular akıyorsa, damarda kan dolaşacaktır… güneş dağların arkasından her günkü sıcaklığını gösteriyorsa, insanlar gülümseyecektir… rüzgar esiyorsa, insanlar nefes alacaktır… kuşlar ötüyorsa, ayaklar ahenkle yürüyecektir…
Kahvaltı… bir bardak çay, birkaç lokma peynir, üç-dört zeytin…
Ve kapı…
Yürüdü.. bir kapıdan çıkıyordu, bir kapıya gidiyordu.. önce sağına, sonra soluna baktı.. her şey tamamdı.. yürüdü, her şey yürüyordu.. bu kez olacaktı.. çünkü herkes istiyordu.. güneş istiyor, kuşlar istiyor, su istiyor, rüzgar istiyordu..
Yürüdü, her şey yürüyordu.. ayakları yürüyor, yer yumuşuyordu.. anahtarlarını da cebine koymayı unutmadı.. itinayla bakmıştı onlara..itinayla bilemişti onları.. önce çalacaktı kapıyı, sonra deneyecekti anahtarları..
***
Şimdi kapının önündeydi… kalbiyle bekliyordu… kalbi bir karış önde bekliyor şimdi… oysa yürürken kalbini evde bıraktığını sanıyordu… kapıyı usulca çaldı… bir defa çaldı… iki defa… üç defa…
Üç defadan fazlasının ziyan olduğunu biliyordu.. bilediği anahtarları denemeye başladı.. birincisini denedi, açmadı.. ikincisini denedi, olmadı.. üçüncüsünü.. olmadı..olmadı..
Kapı açılmıyordu.. ses de yoktu cevap veren de.. etrafta sessizlik uyuyordu.. içinden bir ses: Şimdi değil, henüz değil, dedi..
Yıkılmadı, sarsılmadı, Offf, bile demedi! Kapı, her zaman oradaydı..sahiplerini bekliyordu..ve belki seçiyordu..
***
Kapıyı arkasına aldı ve gerisin geri döndü.. anahtarlarını cebine koymayı unutmadan..Bir daha gelmek üzere.. anahtarları bilemenin gerek şart olduğunu ve fakat yeter şart olmadığını unutmadan..
Unutmadan…




Sizi, özellikle
Sizi, özellikle yorumlarınızla izliyor ve takdire değer buluyorum.
Ne eksik ve ne de fazla...Yerli yerince, zamanında...Sade ve vurucu...
Fazlası da var olabilir.İlk aklıma gelenler bunlar, kutlarım.
Her vazgeçişin; bir iç hesaplaşması ve bir mağlubiyeti vardır ama her vazgeçen kaybetmiş değildir!
Öğrendik ki; "Kazanmak için bazen çekip gitmek gerekir..."
Gün akşamlıdur devletlum;
Teşekkür ediyorum...Her yazı tamamlanmamış bir cümle gibidir. Bu hikayede bile gönderdikten sonra birtakım değişiklikler yaptım...Okuyan,anlamaya ve düşünmeye çalışan herkese sonsuz selamlar...
Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz.
sular akıyordu
Sular akarken, araladım kapıyı baktım ki yorgunluk girmek için içeri kapının aralanmasını bekliyor.
Öyle değil miydi? Her kapı bir hayat...
edebiyatın yeni baharı Filbahar
anahtarlar
Yazınız beni de çağırdı içine ve bak dedi seni anlatır gibi...
Kaçıncı bileyleyişim ah bu anahtarları... Açılmıyor, çok mu bileyledim nedir? Tutmuyor, uymuyor dişler bir türlü... Başka kapı da yok bilmedeyim... Kapı kapalı , ben dışarıda anahtarlar ellerimde yolda yılların izi, gidip gelmedeyim... Saçlara ak, bedene zayıflık, ruha yorgunluk düştü... Bir sihirli söze mi kaldı işim, bir kuvvetli nefese mi bir gel! sesine mi...Acep haddimi mi aşmadaydım, kapıyı açma isteğinde olmakla... Önünde durup beklemeli miydim... Ölmeden, bitmeden bendeki ben, açabileydim, açılaydı...