EYLÜL ESİNTİLERİ
- Hayat Eylül yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 669 kez okundu
- rastgele...
VEDÂ
Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!
Yürü, gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta,
Yolu tam dönerken arkana bak da,
Köşede bir lâhza kalıver gitsin!
Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru bir yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgâra salıver gitsin!
N. Fâzıl Kısakürek
Yıllar öncesinden bu yana, bendeki tadı hiç eksilmemiş, belki katlanarak artmış bir şiirle başlamak geldi içimden...
Bir başka duygudur yazmak…Yazarken, sonrasında okurken daha bir farkında olur, daha farklı cephelerden bakmayı öğrenirsiniz aynı zamanda…
Hele bir tadı vardır ki eski anıları okumanın, masal lezzeti sunar size, kendi dünyanızda yaşanmış olanlardan minik buketler derleyip…
Her şey iyi, güzel de, bir ufak sorun var ortada, benim açımdan.. Yazmak için, öncelikle yaşamak gerek, değil mi? Buraya kadar her şey güzel, hayatın içinde olup yaşamayı seçsem, yazacak hal-vakit bulmakta zorlanıyorum; yok eğer yazmaksa seçtiğim, yaşanacak bir şeylerden kırpmak gerekiyor. Genelde yaşamaya öncelik verdiğimden, not düşüyorum deftere hatırlatıcı olarak, günler geçtikçe birikiyor notlarım, öylece bekliyorlar görüntülenme sırasının kendilerine gelmesini…
Hafta sonu yaşadıklarıma uzanalım sizlerle bugün, var mısınız benimle yakın geçmiş yolculuğunun sokaklarında bir tura? Başlıyoruz öyleyse..
Pazar günü, buradaki arkadaşlardan birinin kızının nikâhı vardı gündemde.. Tatlı bir sitemle uyarılınca, anlaşıldı dedim, başka program yok, bugünün gündemini bu nikâh oluşturacak..
İyi de oldu aslında, uzun süredir görmediğim bir çok tanıdığa, arkadaşa rastladım. Size Meryem’ den söz etmişimdir, ( isimler ya ikinci, bilinmeyen isimleridir ya da baş harfleri belirtilmiş, boş bırakılmışlardır) Kimi yazılarımı aktarmadığım için kısaca tanıtayım.
Çok sevdiklerimin en üst sırasında yer alanlardandır arkadaşlarım arasında, adı geçeceği için , zamanla sizlerin de tanıyacağınızı düşünüyorum.
Uzun yıllardır tanırım onu, hayata sıkı sıkıya bağlı, merhametli, duygulu, içten, kafa dengi, son derece güzel bir gönül sahibi, çevresinde sevilen, sevgisini esirgemeyen….(.ilk aklıma gelen özellikleri…) bir sevgili varlık..
Canım, varlığından, hayatıma kattığın renkten, senden çok, pek çok hoşnudum. Sevgi dolu yüreğin Vârolsun, sen bana yakın ol, güzellikler içinde ol dilerim.
Bana ‘Hayat’ cığım, sen kitap yaz, baskısını hiç düşünme, benden…Sana güvenirim, bunu çok rahatlıkla teklif edebiliyorum. ……. Yayınlarının sahibi çok yakın ahbabımızdır. ‘
Diyen arkadaşım..
Ayrıca İstanbul’ a gidişim gündeme geldiğinde, ‘A, bak biz de gidiyoruz, orada da görüşürüz.Cuma’ ları Eyüp’ e gideriz seninle..’ diye plânlar yaptığımız..
‘Yüzme havuzuna gitmek istiyorum haftanın birkaç günü; yürüyüş harici bir egzersizi de hayatıma katmak hoş olur’ dediğimde: ‘Sen gel, ben yüzme havuzu yaptırırım, beraber yüzeriz..’ diyen..
Bir çiftlikleri var İstanbul’ un güzel bir yerinde.. ‘Evin bir katını da bana ayırıyorsun, anahtar lütfen.. Bahçemden uzak kalacağım için üzülüyordum, şimdi bir çiftliğim oldu..O..oooo, seninle neler yaparız’, (inş.) diyebileceğim kadar yakın hissettiğim..
Nikâh sonrası ,Meryem, ‘sana bir sürprizim var’, diyerek şimdi Ankara’ da yaşayan bir arkadaşımla geldi yanıma.. Nasıl sevindim anlatamam, çok özlemiştim. Yakın çevremdeki arkadaşlarım çok özeldir benim için, çocuklarım, eşim bile kıskanmışlardır onlara gösterdiğim ilgiyi ve bunu dile getirmişlerdir..
Bu da öylesi özel bir arkadaşım işte..
Onu ‘lâz böreği’ ile hatırlarım hep.. Buraya ilk geldiğimiz yıllarda, arkadaş grubuyla dağlara çıkmıştık günübirlik.. Herkes bir şeyler hazırlamıştı, o da lâz böreği, memleketinin özel tatlısı…Onunla tanıdım ilk; adı ‘börek’ olan, şöbiyete benzer, baklava hamurundan yapılan, içine özel hazırlanmış muhallebi eklenip pişirilen bu tatlıyı..
Görür görmez: ‘Hiç değişmemişsin, dedi; hep aynısın..!’
‘Sen de öylesin, dedim. Hem, eski artistlerden kim kaldı ki?’
Gülüştük..
Nikâh sonrası, önce gelinin evine gittik birlikte; sonra, Meryem’ in evine..
Mantı ve dondurma vardı ikram faslında, birlikte hazırlanan (dondurucudan çıkmıştı, haşlayıp, sosunu ekledik)
En güzeli de içtenlikti, birbirine sevgiyle bakan gözler, sevgiyle bağlı yüreklerdi tabiî ki…
O akşam arkadaşı göndermedim gideceği yere, bende kaldık. Terasta çay ve muhabbet iyi sardı bizi..Alt sıradaki komşumu da çağırdım, severim onu da, tüm komşularım iyidir, az görüşsek de; onunla biraz daha sık görüşürüm.
Ertesi sabah lâz böreği hazırlama konusunda ısrar etti, hazırladık. Meryem’ e de götürdük ondan, yan komşumuza da gönderdim.
Çocuklar çok mutlu oldular zâten..Tatlı, pasta pek hazırlamam ben, fazla kalorili, az sağlıklı yiyecekler grubunda değerlendirdiğim için..Bir dönem yeterince sık hazırlamıştım zâten, şimdi büyüdüler, onlar da dikkat etsinler beslenme alışkanlıklarına, diye düşünüyorum.
Buradaki evimiz çok katlı..Girişte salon ve mutfak, (salonu oturma odası olarak kullanmayı tercih ettik) en altta bir ana salon, mutfak, banyo, spor odası; girişin üstünde yatak odaları ve banyo; en üstte de bir çatı katı…
Kalkmamıştı henüz kızlar, biz hazırlarken tatlıyı..
‘Kokusu geliyor yukarıya, konduramıyorum..’ dedi büyük kızım, yanımıza geldiğinde, memnuniyeti yüzünden okunurken…
Bir ara bahçeden domates salatalık filân topladık. İncirler yeni yeni olgunlaşıyorlar, onlara dokunamadık.Niyetliydik aynı zamanda, Berat gecesi dolayısıyla..
Arkadaşı gideceği yere bırakıp, dışarıdaki işlerimle ilgilendim. Akşama bir saat kala evi arayıp, istediğiniz bir şey var mı, diye sorduğumda yemek yaptığını söyledi büyük kızım.Niyetlisin ya bugün.. diye ekledi..
Çok duygulandım, bunu da ona açıkça belli ettim.
Günün kayda değer, beni sevindiren bir diğer olayı, çok, pek çok sevdiğim bir arkadaşımın telefonu oldu.Bu konuşmadan da notlar düşeceğim az sonra inş. , önce bir forum yazımla, (web sitemde ona hitaben yazıp, yayınladığım birkaç ay öncesine ait bir yazı) onu da tanıtmak isterim sizlere..
Blog yazımdan alıntı:
Yukarıdaki resim, bir sevgili Dost' umdan geldi dün, başka resimlerle birlikte..Ne biçim şeysin sen sevgi??
Nasıl kanatlandırırsın gönül kuşlarımızı, nasıl getirirsin bahar-yaz larımızı?
Dizeler döküldü kalemimden, bakışlarım sevinçle buğulanırken, hani sevinçten de buğulanır ya gözler..
Gel ki çiçeklensin dallarım,
Gel ki kuşlar ötsün ovalarımda
Baharım ol, ısıt beni sımsıcak
Yeşersin her bir gözem çiçek çiçek,
yaprak yaprak...
Gel ki liman ol bu deli ruha,
Çocuk yüreğime sığınak..!
Hayat, 05 Ağustos 07
Yıllardan sonra bana şiir yazdıransın, ne oluyoruz sevgili arkadaşım?
Bugün yine konuştuk seninle, konuşmak mı, çağlamak mı, gönülden gönüle akmak mıydı?
Fuzulî' den beyitlerle süslendi konuşmamız yer yer..
Dîvan Edebiyatı deyince aklıma ilk gelen isim..
Sana söyledim ya, senin sohbetinde babamı buluyorum ben..Belki bu yüzdendir sana böylesi meylim..Seni sen olduğun için de sevmiyorum, sen bir başka âlemsin benim için ten' den öte..!
Biraz tanısınlar seni isterim, benim gözümden ne kadar görebilirlerse..
Sen söyleyeceksin ve ben yazacağım, hani yapamadık bunu bir türlü?? :(
Sana ait duygularımdan.. 'biz' den bir kesit:
Sevgimle...Hayat
demiş ve site'mdeki linkini vermişim yazışmamızın, buraya alıntılıyorum:
Hoş geldin Sevgili Dost' um !...
A
ramıza Hoş geldin !...
Sabah nick' ini Son kayıt olan üyemiz.. başlığı yanında görünce nasıl
çocuklar gibi sevindiğimi anlatamam..
Bayram öncesi, unutmuş olduğum bir "bayram sevinci" yaşattığın için
minnettarım sana ve çok şükürler ediyorum seni bana tekrar bu satırlarda da olsa gönderen, kavuşturan Rabbim' e...
Seni tanıyalı kaç yıl oldu hatırlamıyorum.Ama, şunu gayet iyi hatırlıyorum ki, ilk tanıştığımız günden ısınmıştım sana..
Çok sık görüşmüyorduk ama kalplerimiz arasında bir bağ olduğunu biliyorduk.Sonra bir dönem daha bir sıklaştı görüşmelerimiz; dostluk,
paylaşım devresi aktif hâle gelmişti ve ben seni "yeniden" tanımış,daha bir bağlanmıştım gönülden..
Sonra gideceğini öğrendiğimdeki hüznüm..Tek tesellim vardı bu dönemde, senin gitmeyi istiyor olman..
Vee.. seni gördüğüm son akşam..habersizce gideceğini, kimseyle vedalaşıp üzmek istemediğini öğrendiğimde nasıl da koşmuştum yanına..
Gözyaşlarım yüreğime akıyordu sessiz ve usul usul yağan ince bir yağmur misâli..Gidişinle hızlandı bu yağmur, yıllardır duymadığım kadar
yakıcı bir sızı sardı yüreğimi..Sanki sağanak sağanak yağan gözyaşlarım,
yüreğimi kavuran ateşi söndürecekti..
Olmadı, olamadı..Bu ateş bugün, içten içe yanan bir kızıl kor..gönlümde
senin boşluğun doldurulamaz bir şekilde öylesine duruyor!
Ne olur, satırlarınla olsun bir nebze şifâ bulsun yaralı ruhum.Seni bana
yakınlaştırması düşüncesi bu sayfalara bambaşka bir anlam katıyor.
Seni çok özlüyor, çoook, anlatılamaz çok!.. seviyorum CAN DOST' um!..
Yazılarını büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla bekliyorum..
Selâm ve dua ile..
Her Yerdesin Nerdesin
Bir anıt yapmak için tırmandığım dağda sen,
Çekicime ilk değen taşların içindesin..
Başarısız kimsesiz gizlice ağladım mı
Ağzıma tuzu değen yaşların içindesin..
Uzaktan her kımıltı senden bir haber bana
Arkası bana dönük başların içindesin..
Çiçeğimi ansızın meyve yapan yazların,
Dallarımı koparan kışların içindesin..
Canımda çınlar sesin heryerdesin, nerdesin?
Gündüz gece yaptığım işlerin içindesin..
Rüyama başkası da giriyor zaman zaman,
Sen,uyanık gördüğüm düşlerin içindesin!...
BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR
Cevap yazısı:
RE: Hoşgeldin Sevgili Dost' um !...
Merhaba Sevgili Dostum ,
Yine yeniden hayat diyerek, her an yenilenerek hayata yenilmeden, her gün ve her an imanla hayatımızı hayattar kılarak yaşamak dileğiyle.Sitemiz hayırlı uğurlu ve devamlı olsun. Hizmetinden Allah razı OL'sun. Zahmetler rahmete tebdil OL'sun. Düşünceleri ilham ederek beyan kabiliyeti verip yaşama geçiren Allah'a hamdolsun.Çeşitli vesilelerle insanları tanıştırıp birleştiren, hepimizi insan olmamız hasebiyle birbirimize kardeş kılan, acziyetimizle kul olduğumuzu hatırlatan ve cilvei tevhidini yaşatan Rabbül alemine sonsuz şükürlerler olsun.
Bütün insanlar bir vücut gibidir.) buyuran peygamberimiz, bu alemin yaratılmasına vesile olmuştur.Nasıl ki,vücudumuzun zerreleri bir araya gelerek insan oluşuyorsa,her biri bir zerre hükmünde olan
insanlar da bir araya gelerek şahsı manevi dediğimiz O büyük insanı oluşturuyoruz.Böylece AHSEN-ÜL HALİK'in yaratıcılık mertebesinin en yücesinde bulunan sonsuz güzellikler sahibinin şuunatına, işlerine alemlerin ve insanların yaratılmasına yaratılışımızla yakınen şahit oluyoruz.Peygamberimizin şefaatiyle kainatı dolduran büyük insanlık ailesine EHLİ BEYTİ hürmetine dahil oluyoruz.
Yüce gönüllü şair ruhlu kardeşim,
Sabah duygu yüklü kalbinin sesini duymak beni çok mutlu etti, rahmet dolu bulutlardan sağanak yağışlar - hedefe tam isabet- kalbime indi.
Canım, geçenlerde bir ayeti dinliyordum ( ALLAH GÜNDÜZÜN İÇİNDEN GECEYİ GECENİN İÇİNDEN GÜNDÜZÜ ÇIKARIR,ÖLÜDEN DİRİYİ DİRİDEN ÖLÜYÜ ÇIKARIR.) diye. Gündüzün içinde ne geceler gecelerde ne gündüzler saklı . Hayatı zıtlarıyla birlikte yaşarken Allah'ın sonsuz güzel isimlerini talim ediyoruz, hikmetini anlamadığımız için zaman zaman asabi mizaç oluyoruz. İnsanın zıtlardan meydana gelmesi onun yaratılış hikmetini oluşturuyor.
Sevgili MEVLANA'M ,( insanın yarısı Gayıp'tan yarısı ayıp'tan ) diyerek insanın Meleki ve hayvani sıfatlarına dikkat çekiyor, ve ( her ne kadar ayıplı isem de O da benim ayıbımı bilenimdir.) buyuruyor.
Biliyor musun? Kışın soğuk nefesi, nisan bulutunun gözyaşları, hep alemi güldürmek içindir.
Gül buluttan su içer, gönül sabırdan. Hızır'ın ab-ı hayat yolu karanlıktır, gül diken yolundan sonra çimenlerin içine geldi. Şah herkesin kulağına gizli bir nükte, herkesin canına birbirinden başka bir haber söylemiştir. Kulları arasına savaş koymuş, kötü damarlar arasına kin koymuş, her zaman için bunları koyan O' dur.Hüküm elinde olan hakimliğin yolu da budur.Dallara,(Oynayınız.) demiş. Yapraklara, (El çırpınız.), eflake (Dünya menzilleri etrafında dönünüz) demiştir. Gül,( İçki derneği iyidir.),der.Bulut, (Ağlamak iyidir.) der. Hiç biri ötekini inandırır bir öğütte bulunmamıştır. Güle sevindiren bir hoş söz söylemiş gülmesini vermiş.Buluta,bir nükte söylemiş iki gözünü yaşartmış.Akla,( Bulanık ol.), aşka, ( Hayran ol.) demiş. Sabra,( Bir sevgilinin ayrılık gamıyla kan ağla.) demiş. Yüze, ( Tatlı tatlı gül.), saça, ( Sen de onu perdelendir,)demiş. Rüzgâra,(Nergis gözlü yüzden perdeyi aç.) demiş. Dalgaya,(Coş. coş da berrak suyun tortusunu uzaklaştır.),gönüle,( Her tasvir edilmiş yüzde dolaş.) demiş. Hasılı her tarafta kudretine bir alamet her solukta güzelliğine bir kalkınma koymuştur. VESSELAM.......
* ** * ** *
Yine işlerim var, çıkmak durumundayım, yazımı bağlamaya çalışayım.
İşte bu arkadaşımla konuşmamızdan satır araları:
-Bu aralar biliyorsun, biraz bıçak sırtında bir hayat sürdürüyorum, çok belirsizliklerim var..diyorum.
Cevabı, şu şekilde oluyor:
-Allah cc, o bıçak sırtını sana çok geniş ve güzel bir sırat-ı müstakîme çevirsin.Biliyorsun, pehlivanın gücünü, pehlivanlığının derecesini, rakibinin kuvveti belirler.Yaşadığın zorluklar, sende olan gücü açığa çıkarmak içindir.
Senin adını ben, 'kocayürek' koydum.Öylesine herkesi, her şeyi içine sığdıracak enginlikte bir yüreğin var.
O yüreği daha da katlamak, güçlendirmek içindir yaşadıkların, inanıyorum ki...
Evrende, bir şey varsa, onun karşıtı da var, karşıdaki durum seni daha çok belirliyor.
Karanlığın şiddetinin derecesi, aydınlığın yakınlığının derecesini belirliyor örneğin..
Karşıya takılmak, seni engellemesin, kendindeki potansiyeli ortaya çıkar.
Karşıya takılmadan, kendi gücünün farkına var..
Allah c.c.' ın isimleri hep tek taraflı, O, 'Kerîm'dir,'Rahim'dir....
Hep O, tek O...
Yalnızca VEDÛD ismiâzamı ÇİFT yönlüdür, öyle murad buyurmuştur.
Hem O, bizi sever ve hem, biz O' nu severiz. Sevgi, çift yönlüdür.
Eşler arasındaki muhabbet de öyle..
Ne olurdu, dedim; bu konuştuğun gibi yazabilseydin. Ne çok faydalanırdı, inanıyorum ki, insanlar...
'Senin ruhunun kemâlidir beni konuşturan', dedi, 'bu, seninle alâkalı bir şey, benden değil', 'senin ruhunun neye ihtiyâcı varsa, onu konuşuyorum, gelen sendendir, benden değil; beni konuşturan sensin'...
Şu ânda, dedi, başımı göğsüne yaslamak isterdim, öylece kalmak..
Yanındayım, seninleyim, diye cevapladım.
Yasladım, diye cevapladı.
Onunla olan sevgimiz, teşbihte hatâ olmaz derler, Hz. Mevlâna ve Şems Hz.nin sevgisini hatırlatmıştır bana..
Allah c.c. için birbirine vurgun iki ruh...
Öylesine kabardı ki içim, taşmak üzereyim yine..Burada ara vereyim yazdıklarıma...
Dostlar..Dost olabilen, DOST KALABİLENLER,
O'nun için seven, O' nun için buğzedenler,
Her ânlarında O'nu yaşayabilenler,
SELÂM OLSUN SİZLERE, O' nun SELÂMıyla...
Sevgiler, çok çoookkk...
Hayat Eylül




Ne Mutlu
Ne kadar güzel, böyle güzel dostluklara sahipsiniz. Bu sevecen, akıcı tarzınızla kendimi sizin yanınızda ben de yaşıyormuş gibi hissediyorum. Tebrik Ederim. Ve yaşamınız boyunca böyle güzel dosluklarla köklenmeniz dileğiyle....
Yüce Rabbim gönlünüzden bu sevgiye hiç eksik etmesin inşallah.
"En güzeli de içtenlikti,
"En güzeli de içtenlikti, birbirine sevgiyle bakan gözler, sevgiyle bağlı yüreklerdi tabiî ki…"
Gözlerinizi görmedik ama yüreklerimiz size sevgiyle bağlandı Sevgili Hayat Eylül..
Ne güzel bir yürek tanıdı yüreğimiz... Şarkılar söyler, şiirler okur oldu...
Yüreğinize sağlık..
Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
Bir parça uzaklaş kederlerinden.
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
Mehtabın ördüğü saatler nerde?
Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka alemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.
Ahmet Hamdi TANPINAR
Berat Gecemiz mübarek olsun...
Kandil günleri..Ne kaldı aklımda onlarla ilgili, geçmişten?
Öncelikle annem..Çok sevip- saygı duyduğum, örnek almak istediğim, eli öpülesi bir kulu Allah cc ın..
Başlıbaşına bir post konusu o, ancak kısaca tanıtmayı denersem; ilk aklıma gelenler öz saygı, inanılmaz onurluluk, hayat disiplini, dillere destan elişleri, beyaz iş, hesap işi, İrlanda dantelleri, her yaptığında inanılmaz güzel muntazam bir usta elin görünürlüğü...Yıllar sonra dahi anlatılan dillere destan lezzetteki yemekleri..
Bitmez bu saydıklarım da, günümüzle, konumuzla ilgili olanını yazayım.Her özel günde mutlaka ve mutlaka yaptıkları..
Bayramsa burma tatlısı, elde açılan..muhteşem görüntü ve tadda revani, kadayıf..Eve gelecek olan konuklar için mutlaka öncesinden hazırlanırdı.
Aşûre gününde aşure hazırlanır ve tek tek komşulara dağıtılırdı.
Kandiller mi? Helva..mutlaka helva..Un helvası ise tam renginde, kıvamında; yok irmikse bol fıstıklı, tek tek şekillendirilmiş…
Komşulara mutlaka dağıtıldığını ve kandil ziyaretleri yapıldığını söylememe gerek var mı bilmem? Şimdiyse telefonla bile kutlamaya yetişemiyoruz. Bir mail, bir sms.. Kuru, kopya, artık tad alamadığım..
Ruhunu kaybedince bir şey sihir bozuluveriyor birden, anlamı da gidiveriyor sanki..
Bu duygularla, bugün kendim hazırlamak istedim yazıyı, içimden geldiğince..
Bir de Kadriye hanım teyzemiz, rahmetle andığım..Bayramsa tek tek mendillere konulup hazırlanan size özel minik hediyeler..Ne heyecanlı, ne zevkliydi onları almak Allah’ ım..!
yalnızca ondan gelen yumuşacık lokmalar..Puf puf, renginde, hep kararında hep aynı güzellikte..O kıvam ve tadı bir ömür bulamadım sonrasında..
Tam Osmanlı kadınıydı o da..Anlattığı hikâyeleri ağzının içine düşerek dinlerdik.
Bizler çocukluğumuzu tadında, dolu dolu yaşayan bir nesildeniz. Çocuklarımın sahip oldukları imkânlar bende yoktu ama –yalnızca bende değil kimsede yoktu - hiçbir şeye değişmeyeceğim oyunlar, dostluklar, paylaşma, dayanışma duygusu yaşadım ben..
Yeri doldurulabilir mi başka bir şeyle? Hiç sanmıyorum…
Berat Gecesi, farklı etkiler beni, ürperirim. Bütün bir yılın bilânçosu, kâr- zarar hesabı ve bir sonraki yılın tasarımı.(Ezelde takdîr edilmiş olup,bu gecede bir yıllık bölümünün meleklere bildirilip, düzenlenmesi..) Aman Allah’ ım! Sen beraat edenlere kat bizleri de… (âmin)
Kişinin sonraki bir yıl içerisinde yaşayacağı her şey –eceli dâhil - kaydediliyor.
İçinde bulunduğumuz ‘üç aylar’ rahmet vesilesi aylar.. ne kadar değerlendirebiliyorum bu kıymetli zaman dilimini.. rahmet yağmurlarının bereketli damlalarından ne kadar yararlanabileceğim? Ne yapıyorum ki? ‘İki günü eşit olan ziyanda’ idi hani? Ne kadar geliştirebiliyorum kendimi? Kendime ve çevreme faydam ne?
Annemin yanında olacağım bu geceden itibaren kısmetse. Ablam da oraya gelecek. Yandaki ahşap konak geliyor aklıma. Şimdi aslına uygun olarak yeniden yapılmış tarihi eser olduğu için. O konağın en alt katındaki Kadriye Hanım teyze… Nur içinde yatsın. Kandil günleri yumuşacık halkalar geliyor, mutlaka gönderilen. Hiç kimse onun kadar güzel halka yapamaz zannediyorum. Yaşlı ama hâlâ güzel bir kadın. Muhtemelen Arap kökenliler. Eskiden duvarlara asılı olan halılar canlanıyor gözümde. Üzerinde Osmanlı dilberleri var. Kahve içiyorlar, fal mı bakıyordu yoksa bir tanesi...Geçmiş zaman, anılar netliğini yitirmişler..
O odada yaptığımız akşam sohbetleri geliyor aklıma. İçilen kahveler… Bayram günleri hayâlimde şimdi.. Mendil içerisinde verilen harçlık ya da hediyeler. Bir gün ben de böyle yapacağım, diye düşündüğüm geliyor aklıma. Yarın o eski konağın oturma odasına gideceğim hayalimde. Bir kandil akşamı vesilesiyle ellerinden öpeceğim Kadriye Hanım teyzemin. Özledim pek çok şeyi, özledim..
Babamın sohbetinde kalmak istiyorum.Başımı yine omzuna yaslamak, ellerine vermek ellerimi.. O güven duygusunu ve o karşılıksız sevgiyi ne çok özledim...
Bu kadar hüzün ömre zarar… Güzelliklerin yaşandığı, yaşatıldığı, beraat edenlerden olduğumuz nice Beraat gecelerine… Sağlık, afiyetle...
Hayat
Her vazgeçişin; bir iç hesaplaşması ve bir mağlubiyeti vardır ama her vazgeçen kaybetmiş değildir!
Öğrendik ki; "Kazanmak için bazen çekip gitmek gerekir..."