DOSTOYEVSKİ MEKTUPLARI // Mart 1854

Kategoriler:

Bayan N. D. Fonsivin’e
Not: «Aralıkçılar» dan M. A. Fonsivin’in karısı Dostoyevski onunla 1850 yılında Tobolsk’da tanışmıştır. Tutuklululuğu sırasında kardeşi ile mektuplaşmasına izin verilmediğinden, bu kadın onun dış dünya ile-ilişkisinin vasıtası olmuştur.
Omsk
Mart başı, 1854
Bundan evvelki oturma yerimi terkettikten sonra nihayet size yazabiliyorum benim iyi N.D.’m... Son yazdığımda ruhen ve bedenen hastaydım. Hasretlerle yanıyordum ve mektubumun çok mânâsız olduğunu söyliyebilirim. Maddi ve manevi bakımdan bu renksiz ve uzun hayat iyice boğdu beni. Bu gibi anlarda mektup yazmak benim için her zaman keder verici olmuştur. Ben bunu, kişiye ne kadar yakın olunursa olunsun, kendi kederini ve dertlerini zorla başkalarına aktarmak istemek gibi bir korkaklık olarak kabul ederim. Bu mektubu size dolaylı bir şekilde yolluyorum ve sonunda sizinle kendimi zorlamadan konuşabildiğim için mutluyum. Bütün bunların dışında Senıipalatıns’deki yedinci tabura tayın edildiğim için, gelecekte sizinle nasıl mektuplaşabileceğimi hiç bilemiyorum. (Burada Dostoyevski kardeşi ve Bayan Fon-ısivin ile en sağlam bir şekilde nasıl mektuplaşabileceğinin tartışmasını yapmaktadır.)
Mektubunuzu ne büyük bir zevkle okudum sevgili N.D. Ne kadar güzel mektuplar yazıyorsunuz. Yahut daha, kesinlikle söyliyecek olursam, mektuplarınız o iyi kalbinizden kolay ve tabii bir şekilde akıyor. İçine kapalı ve buruk kişiler vardır ki ancak pek seyrek anlarda coşabilirler. Böyle insanları tanırım ben. Aslında kötü kişiler değildir onlar-gerçekten de tam tersine.
Neden olduğunu bilmiyorum ama, mektubunuzdan anladığıma göre, evinize kötü bir ruh haleti içinde dönmüşsünüz. Anlıyorum bunu. Zaman zaman ben de, şayet eve dönecek «olursam, oradaki etkilerin bana sevinçten çok keder vereceğini düşündüm. Sizin hayatınızı yaşamadığım gibi onun bir çok kısımları da benim için meçhul. Zaten gerçekte de insan ölümlü olan bir dostunun tüm katını bilemediği halde, insan tabiatının yabancısı olmadığımız için, bana göre sürgünde yaşamış bir kimse evine döndüğü zaman geçmişteki kederli “hayatını kafasında ve anılarında devamlı olarak yaşamaktadır. Gerçek bir terazi gibidir bu, insan bununla bütün dayandığı şeylerin ciddiyetini, başından geçenleri ve neler kaybettiğini ölçebilir. Tanrı uzun ömürler versin size. Birçok kişiler bana sizin çok dindar olduğunuzu söylediler. Dindar olduğunuz için değil ama, kendim içinde yaşadığım ve öğrenildiğim için size şunu söyliyebilirim ki, kişi böyle anlarında kendini «Saman» gibi hissedip inanca susuyor ve sonunda sade ve basit bir şekilde buluyor bunu. Zira kişi mutsuz zamanlarında gerçeği daha açık görebilmektedir. Size kendimden bahsedecek olursam, bu yaşta halâ bir çocuğum ben. İnançsız, şüpheci ve galiba da (hattâ buna gerçekten eminim) hayatının sonuna kadar böyle kalacak bir çocuk. Ne korkunç acılar vermiştir bu bana (hâlâ da vermede) bütün bunlara karşı elimde kuvvetli deliller olduğu halde, imanı özlemek, oysa ki Tanrı bana ara sırada tam huzuru veriyor, ve bu anlarda ben sevip sevildiğime inanıyorum. Böyle anlarımda kendime açıkladığım imanım; içimde açık ve kutsal benim için. Son derece basit, bu iman. Şöyle ki: Bir kurtarıcıdan daha sevgili, daha derin, daha akıllı, daha insancıl daha mükemmel bir şey olmadığına inanıyor ve kendi kendime kıskanç bir aşkla, orada olan O’ndan daha büyük bir kimse olmadığını söylediğim halde, orada da kimse olamıyacaktır. Hattâ daha da ileri giderek şunu söyliyebilirim: Her kim ki bana Îsa’nın gerçeğin dışında olduğunu, ve gerçeğin onu dışarı attığını ispatlarsa o zaman ben, gerçeğin yanında değil, İsa’nın yanında olmayı tercih ederim.
Bu konuda daha fazla bir şeyler söylememem daha iyi. Ve gene de, bazı konulara neden toplumda hiç bir zaman dokunulamadığınm ve bir kimse bunu ortaya attığı zaman da diğerlerinin rahatsız olma nedenlerini bilmiyorum. Yeter artık, işittiğime göre Güneyde bir yerlere seyahat etmeyi arzu ediyormuşsunuz. Tanrının, gereken izni almanızda başarılı olmasına, yardım etmesini dilerim. Lütfen söyler misiniz bana, ne zaman bizler de oldukça hür olacağız? Hiç olmazsa diğer insanlar kadar hür. Belki de hürriyete artık ihtiyacımız olmadığı zaman. Kendi hesabıma benim istediğim, ya hep-ya hiç. Asker elbisem içinde de eskisi gibi aynı tutukluyum. Ruhumda büyük bir sabrın bulunduğunu öğrenmem beni son derece sevindiriyor. Dünyada bir şeye sahip olma isteğim yok. Bütün ihtiyacını sadece kitaplar, yazma imkânı ve günde bir kaç saat yalnız kalabilmek. Beni en fazla rahatsız edende bu sonuncusu. Hemen hemen beş yıldır ya devamlı gözetleme altında kaldım, ya da bir sürü insanla beraber. Bir saat bile yalnız kalamadım kendi kendimle. Tabii bir ihtiyaçtır-yalnız olmak insan için. Tıpkı yemek ve içmek gibi. Böylesine yoğun bir ortak yaşamada kişi tüm yüreği ile insanlığın düşmanı olabilir. Devamlı olarak başkaları ile birlikte yaşamanın insan üzerindeki etkisi zehir veya boyunduruğa vurulmaya benziyor. Dört yıldan beridir çekiyorum bu dayanılmaz ölüm işkencesini. Bâzı anlarda, iyi veya kötü olsun her insandan nefret ediyordum. Sanki her biri benim vaktimi çaldıkları halde ceza görmeyen hırsızlardı. Bunun taşınamayacak kadar güç olan tarafı, kişinin haksız, fena kötü huylu olarak büyümesi, bundan haberdar olduğu, kendine ispatladığı halde, kendini kontrol edecek kuvveti kendinde bulamamasıdır. Tecrübe ettim bunu. Tanrının sizi böyle bir şeyden uzak tutacağına eminim, inanıyorum ki, kadın olmanız dolayısiyle dayanma gücünüz çok daha fazladır.
Bir satır olsun yazın bana N.D. Asyanın gerçek bir çölüne gidiyorum. Ve bana öyle geliyor ki Semipalatinsk’de, bütün duygularım, anılarım geçmişim terkedecek beni, hattâ hâlâ sevdiğim ve geçmişimde bir gölge gibi dolaşan son kişi bile. Öylesine korkunç bir şekilde insanlara alışıp, koparılmaz bir şekilde çevreme öylesine uyuyorum ki, ayrılma zamanı geldiği zaman büyük acılar duymadan çekip koparamıyorum kendimi. Sizin için isteğim uzun ve mutlu yıllar yaşamanızdır N.D. Yeniden karşılaşacak olursak, birbirimizi taptaze olarak tanıyacağız ve belki de her ikimizin, yaşıyacak sürü ile mutlu günü olacak. Devamlı bir bekleme içinde yaşıyorum. Devamlı olarak hastayım. Çok yakınlarda kesinlikle bir şeyin olacağını hissediyorum. Tüm hayatımın en müşkül anlarına yaklaşmaktayım-ama gelecek ne olursa olsun onu karşılayacak kadar olgunum artık. Bu belki parlak ve rahatlandırıcı, belki de tehdit edici bir şeydir. Ama her ne olursa olsun önüne geçilmez bir şekilde yaklaşmakta. Aksi halde tüm hayatım bir başarısızlık olacaktır. Belki de bütün bunlar hastaca bir taşkınlık. Elveda N.D. daha doğrusu au revoir. Umabiliriz değil mi? Birbirimizi tekrar göreceğimizi?
Sizin D.
 
Hamiş: Tanrı aşkına bu dağınık ve pis mektubun kusuruna bakmayın. Ama Sizi şerefimle temin ederim ki, silip tozmadan yazamıyorum. Kızmayın bana.