DOSTOYEVSKİ MEKTUPLARI // General E. I. Totleben’e
Bünyamin Ergün 10 Nisan, 2006 - 10:06
Kategoriler:
- Bünyamin Ergün yazıları
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 879 kez okundu
- rastgele...
General E. I. Totleben’e
(Not: Eduard Totleben. (1818-84) Üstün bir asker ve mühendis, inşa ettiği Sivastopol istihkamları müttefik kuvvetlerine on iki ay dayanmıştır.)
Ekselans Eduard İvanoviç! Bu mektuba dikkatinizi çekmek isteme cesaretimi affediniz. Korktuğum, belki gerçekte çoktan unutmuş olduğunuz - oysa yıllar önce Sizi tanımak şerefine ermiştim - imzamı ve ismimi gördüğünüz vakit, bana kızıp mektubumu okumadan bir kenara atmanızdır. Beni hoş görmenizi rica ediyorum. Belki de durumumla Sizin durumunuz arasındaki erişilmez açıklığın farkına varmayı başaramadığım için beni azarlıyacaksınız. Ama hayatımda öylesine acı tecrübeler geçirdim ki bu boşluğu görmemezlikten gelmek için yeterli sayılırım. Bir zamanlar beni tanıdığınızı hatırlatıp benimle en ufak bir şekilde ilgilenmenizi istemeye hiç bir hakkım olmadığım gerçekten çok iyi biliyorum. Ama öylesine mutsuzum ki, kendi isteğime karşı, talihsiz bir sürgüne karşı yüreğinizi tüm kapamıyacağnıızı ummaktan kendimi alamıyorum ve ona bir anlık ilgi göstereceğinizi umuyorum.
Baron Alexander Vrangel’den bu mektubu Size götürmesini rica ettim. Semipalatinsk’te bulunduğu sürede, bana ancak öz kardeşimin gösterebileceği yakınlığı gösterip, belki onun yapacaklarından çok daha fazlasını yaptı. Dostluğu mutlu kıldı beni. Bütün durumumu biliyor. Ona, bu mektubu Size kendisinin vermesini rica ettim, buna rağmen kendisine Sizin bu mektubu bir hoşgörürlükle karşılayabileceğinizi söyliyemedim. Bir zamanların mahkumunun yüreğindeki böyle şüpheler kolaylıkla anlaşılabilir. Sizden büyük bir ricada bulunmama rağmen, beni dinliyeceğiniz konusunda umudum çok zayıf.
Belki tevkif edildiğimi, mahkememi ve hakkımdaki hükmün 1849 yılında yüksek mahkeme tarafından onaylandığını duymuşsunuzdur. Hatta belki de kaderim hakkında biraz olsun ilgilenmişsinizdir. Bu tahminimin temelini kardeşiniz Adolf İvanoviç’le bir zamanlar çok iyi dost olmamız teşkil ediyor- çocukken bile kendisini yürekten severdim. Son yıllarda kendisi ile rastlaşmamama rağmen hâlâ benim kötü kaderime acıdığından eminim. Belki de acıklı hikayemden Size de bahsetmiştir. Mahkememi açıklamakla vaktinizi almaya cesaret edemem. Suçluydum ve vicdanen eminim bundan. Hükümete karşı hareket etmek niyetinden (sadece niyetinden) mahkum edildim. Adil ve kanuni bir şekilde mahkum edildim. Bunu izliyen yılların verdiği acı ve sert tecrübeler beni ayıltıp bir çok yönlerde fikirlerimin değişmesine sebep oldu. Ama o zaman, henüz gözlerim açılmamış olduğundan bütün hayallere ve teorilere inanıyordum. Sibiryaya geldiğim zaman beni tek rahatlandıran şey, hakimler kürsüsünün önünde namuslu bir şekilde hareket ederek, suçumu başkalarına yüklemek istememem oldu. Hatta kendi hesabıma, eğer onları kurtarabileceğimi umsaydım, suçlarını da üzerime alabilirdim. Ama o zamanlar kendi fikirlerimin doğruluklarına inanıyordum. Her şeyi itiraf etmediğim için daha sert cezaya çarptırıldım. Daha evvel iki yıl kadar garip bir duruma düştüm: evhamlılık hastalığına tutuldum. Hatta bütün şuurumu kaybettiğim zamanlar da oldu. Aşırı bir sinirliliğe ve marazi bir duygusallığa kapıldım. En alelade olayları bambaşka şekillere sokmak kuvvetim ölçülemiyecek kadardı. Bu hastalığın kaderim hakkında kötü etkiler yaptığını hissediyordum. Bu belki de tarafımdan uydurulan zavallı ve hafifletici sebeplerden başka bir şey değildi. Bütün bunlara sebep olanın da o etkiler olduğundan habersizdim. Teferruatları affedin. Lütfedip devamını dinleyin.
Cezaevine gittim - dört korkunç ve kederli yıl. Arkadaşlarım, insan hislerinden yoksun, sapık ahlâklı canilerdi. Bu dört yıl içinde yükseltici hiç bir şey göremedim. Sadece en çirkin ve kara «gerçekler». Yakınımda yürekten laf edebilmek için erişebileceğim hiç kimse yoktu. Açlığa, soğuğa, hastalığa dayandım. Ağır işin ve arkadaşım olan canilerin, subay olduğum ve asil doğduğum için bana karşı bağlamış oldukları nefretin, beni çok görmelerinin acılarını çektim; ama Size yemin ederim ki, sürgüne gönderildiğim zaman hemcinslerimden koparılıp atıldığımın farkına varmam ve onlara bütün gücüm arzum ve imkanlarımla hizmet edemiyeceğimi anlamam, daha önce çektiğim acılardan çok daha büyük oldu. Ben fikir ve teorilerim için mahkûm oldum. Fikirler, suçlar değişir. Hattâ, hattâ insanın kendisi bile. Beni asıl kederlendiren şey, içimdekilerin hepsi tersine döndüğü halde, geçmişteki bütün hatalarımın deliliklerini anlamama rağmen bunların kefaretini şimdi ödemem - geçmişteki kıymetsizliğimi, evvelki çabalarımı tamir edebilecek bir şeyler yapabileceğimi hissediyorum. Oysa çaresizlik hepsini ruhsuzlaştırıyor. Askerim şimdi. Semipalatinsk’de görevliyim-Bu yaz ast subaylığa terfi ettirildim. Bir çok kişilerin beni gerçekten sevip, hala sevdiklerini biliyorum. Bir çokları benim hesabıma uğraştılar, umudumu kazanmama yardım ettiler ve hâlâ teselli etmek için çok şeyler yapıyorlar. Hûkümdarımız iyi ve şefkatlidir. Son olarak şunu biliyorum ki, mutsuz bir adamın bu arada bir şeyler yapabileceğini ileri süren kişi, örnekler başarısızlığa uğradığı zaman zor durumda kalabilir. Ama bu arada bir şeyler yapabilirim. Gerçekten, ilkeleri, istidadı ve hisleri olmayan bir kişi değilim. Sizden büyük bir ricada bulunuyorum Eduard İvanoviç. Bir şey beni üzüyor. Sizi kendi işlerimle huzursuzlandırmaya en ufak bir hakkım bile yok. Ama büyük ve soylu bir yüreğiniz var. Bunu açıkça söyliyebilirim, zira bunu kısa zaman evvel bütün dünyaya isbat ettiniz. Bundan başka Sizin fikirlerinizi çok daha öncesinden bildiğim için çok mutluyum -diğerlerinden daha evvel bildiğimden - Sizi takdir etmeyi uzun zamandan beri öğrenmiş durumdayım. Sizin söyliyece-ğiniz bir kelime, Size müteşekkir ‘olan ve Sizi seven merhametli hükümdarımızın karşısında çok başarılı olabilir. Bu zavallı sürgünü düşünüp ona yardım edin. Yararlı olmayı istiyorum. Kişi ruh ve akıl kuvvetlerini değerlendiremezse hareketsizliğin ızdırabını çeker. Askerliği meslek edinmeye uygun değilim. Elimden geleni yapmak içimden geliyor ama önce hastalıklıyım, sonra içimde kendi imkânlarım içinde başka ufuklarda iş görmek için önüne geçilmez bir istek var. En büyük arzum, askeri hizmetten alınarak, Avrupa Rusyasında, hattâ burada sivil hizmete atanmamdır. Bir de kendi oturacağım evi seçme hürriyetimin verilmesini rica ediyorum. Ama devlet hizmetinin her hangi bir şeklini hayatımın gayesi yapacak değilim. Birkaç yıl evvel, halk beni büyük cesaret vererek edebiyat dünyasına kabul etmişti. En büyük arzum, eserlerimin basılmasına izin verilmesidir. Bunun için örnekler de var: Birçok siyasî mahkum merhametle affedilip, kendilerine yazı yazmak ve bastırmak hakkı tanındı. Ben herşeyden evvel bir yazar olarak tanınmanın Şerefli ve olumlu bir şey olduğuna inandım. Ben ancak yazarlık dünyasında değerli eserler verebileceğimden eminim. Bu şekilde dikkati çekebilir, iyi ismimi yeniden elde edebilir ve bir dereceye kadar hayatımı kolaylaştırabilirim. Zira bu mütevazi ve kesin edebi istidadımdan başka hiç bir şeye sahip olmak istemiyorum. Şunu da açıkça söylemek isterim ki, bugünkü hayatımı değiştirmek istememin sebebi istidadımla daha iyi uyuşacağı gibi, bütün ömrümün mutluluğu belki de buna (Not: evlenme plânını kastetmektedir.) dayanması bana Size dönerek kendimi hatırlatmak cesaretini verdi. Ama her şeyi birden istemiyorum. Sadece rica ettiğim askeri görevden alınarak, sivil göreve verilmemin mümkün olup olmadığıdır.
Bu ricamı okuyun ama bana cesaretsiz demeyin. Öyle çok sıkıntılar çektim, öyle kederler taşıdım ve sabrımı öylesine isbat ettim ki buna bir dereceye kadar cesaret de denebilir. Ama şimdi cesaretimi kaybettim. Kendim de farkındayım bunun. Ben her zaman kendi işlerimle başkalarım rahatsız etmeyi bir korkaklık olarak kabul etmişimdir -her kim olursa olsun - Ama şimdi Sizi rahatsız ediyorum. Ama beni affetmeniz için yalvarıyorum Size. Bugüne dek talihsizliğimi sabırla taşıdım. Ama artık bu durumların ağırlığı altında çökmüş olduğumdan bu teşebbüs karar verdim - bu bir teşebbüsten başka bir şey değil. Size yemin ederim ki, Size yazmak ve Sizi rahatsız etmek düşüncesi daha evvel aklımdan bile geçmiş değildi. Kendimi Size hatırlatmak benim için güç ve acı olacaktı. Heyecanlı ve bencil düşüncelerden uzak zamanlardaki kahramanca başarılarınızı izliyorum. Eğer hakkınızda diğerleri ile ne şekilde konuştuğumu duymuş olsaydınız, inanırdınız bana. Sizi şahsen tanımak şerefine nail olduğumu ne büyük bir gururla söylediğimi bilseydiniz! Şerefli ve şanlı işleriniz buraya nakledildiği zaman etraftan sual yağmuruna tutuluyorum. Ve sizden bahsedebilmek şerefi benim için ne büyük bir mutluluk. Yaptıklarınız öylesine büyük ki bu kelimeler bunları yansıtamaz bile. Size bunu yazmaktan korkmuyorum. Bu mektubu Size getiren Size karşı olan nişlerimin ne derece samimi ve bencil olmadığını açıklıyacaktır. Milli bir felaket anında, Sıvastopolun o korkunç savunması ile, ölümsüz ve ebedi bir zaferin tacını başına giymiş olan bir kimseye karşı, bir Rus’un minnetdarlığı yeteri kadar anlaşılabilir. Tekrar ederim ki maksadım Sizi rahatsız etmek değildi. Ama şimdi bütün cesaretimi kaybedip, hangi tarafa döneceğimi bilmediğim için, Sizin bana her zaman ne kadar tabii ve candan davrandığınızı kendi kendime hatırlattım. Sizin cesur ve soylu gücünüzü düşününce umut etmeye başladım. Kendi kendime, şimdi yüksek ve şerefli bir mevkiye gelmiş olan Sizin, benim gibi düşüp alçalmış olan bir kimseyi kovup kovmayacağını sordum. Cüretimi affedin. Bu uzun mektubu (gerçekten çok uzun olduğunun farkına vardım) affedin. Ve eğer benim için bir şey yapabilirseniz, yapın. Size yalvarıyorum. Sizden büyük bir ricam daha var. Ara sıra beni kardeşiniz Adolf İvanoviç’e hatırlatın ve onu eskisi gibi sevdiğimi, dört yıl süren tutukluluğum sırasında, geçmişi gün be gün, saat saat yeniden yaşarken onu daima hatırladığımı söyleyin. Kendisi, onu nasıl derin bir sevgiyle sevdiğimi bilir. Geçenlerde hasta olduğunu öğrendim. İyileşti mi? Hayatta mı? Bu ricam için beni affedin. Ama yüreğimin isteğini kime açıklıyacağımı bilmediğim için Size baş vurdum. Bu mektubun bir disiplinsizlik olduğunu biliyorum. Adî bir asker, Baş yavere yazsın! Ama cömert bir kalbiniz olduğunu biliyor ve buna güveniyorum. Bir Rusun en derin teşekkürleri ve en samimi hürmetleri ile
Ekselans’ın sadık Hizmetkarı
Fyodor Dostoyevski
(Not: Totleben’in tutanağı şöyle gitmektedir: «Haşmetmaabları memnuniyetle bana Savunma Bakanını görerek, kendisine Fyodor Dostoyevski’nin ikinci ordu kuvvetlerinin alaylarının birine Asteğmen olarak terfi etmesi için teklifte bulunmamı emrettiler. Bu mümkün olmadığı takdirde kendisinin ondördüncü dereceden Sivil hizmete alınması gerektiğini, fakat her iki halde de edebiyatla meşgul olmasına ve eserlerini kanuni yollardan çıkmamak şartıyla bastırmasına izin verildiğim bildirdiler.)




Son yorumlar
1 saat 12 dakika önce
1 saat 36 dakika önce
9 saat 13 dakika önce
10 saat 11 dakika önce
10 saat 24 dakika önce
11 saat 7 dakika önce
1 gün 7 saat önce
1 gün 17 saat önce
2 gün 13 saat önce
3 gün 18 saat önce
4 gün 7 saat önce
4 gün 13 saat önce
4 gün 15 saat önce
5 gün 9 saat önce
5 gün 9 saat önce