ÖZLEDİKÇE IRMAKLAR DOĞURAN GÖZLERİM
- Meryem Rabia Taşbilek yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- tavsiye et
- yazıcıya gönder
- 475 kez okundu
- rastgele...
Dedi ki;
Kalbimin kulağımda attığı demlerdi... Kulağımsa hep ayak seslerindeydi... O günler hep birbirine benzerdi. Yıllardan, aylardan ve günlerden neydi hatırlamıyor olmam bu yüzden normaldir. Her sabah şakaklarımda bir kısrak bileklerinin gücünü denerdi. Ve gece şehrin tüm saatleri odama toplanıp geçmek bilmeyen zamanı çoğaltırlardı. Yine de gözlerim uykuyu aramak için çok meşgul olurdu yakaza ürperişlerde...
Çok yollar bekledim. Özledikçe ırmaklar doğuran gözlerim hiç yorulmadı ufku gözlemekten. Bir işaret, bir umuda muhtaç değildim yollara teğellemek için kara kirpiklerimi. Sonuçta bir gözlediğim vardı ve geleceğinden emin olmasam da beklemek varlığını perçinliyordu içimde. Esmer bir selam beslerdi ufkumun ferini. Susmanın kaçış olmadığı tek eylemdi belki de beklemek o demde. Sustum ve bekledim. Güneşin doğuşunu bekledim. Nasibime batışı yazılmıştı, bilemedim. Beklediğime değmediğini kimseler söyleyemez yine de. Kalbime bağladığım onca ağırlığa ve içimde çırpınan sayısız geyik sancısına yine de değdi. Yarına kaç gün kaldığını bilerek uyandım bir sabah. Beklediğimden uzundu sadece. Ama gelecek olan geçmiş gibi yazılmıştı bile deftere.
Artık kendi varlığını eşeleyen bir umut dolduruyor acımı körükleyen “güz çukurlarını”. Geceleri kendi içimde çıktığım seferlerde açılan yaralarımı sardıkça eksiliyor bir yanım. Alışmak döksün diye yapraklarını eski günlerin çok rüzgarlar eskittim kendimden yana. Şimdilik sadece serinliyorum. Her rüzgar ayrı bir yaprak türünü silkeliyor dalından bunu biliyorum. Bu yüzden hafiflemek dışında bir şey gelmiyor elimden. Dallarıma öyle öz suyu vermiş ki bu sabırlı bekleyiş, ne lodoslar ne de poyrazlar kımıldatamıyor vakitsiz tomurcuğa duran umudumu.
Bir insanın açtığı boşluğu bir başkası doldurur diye avunanlara söylemedim hiçbir gölgenin örtüşmediğini bir diğeriyle. Beni serinletmeyen rüzgarları başkasının yelkeninden almak adetim değil çünkü. Umudu birlikte yudumladığımız her kaldırım, içimde yüzümüze vuran ışık kadar is/z bıraksa düşünün kalbura dönmüş yüreğimi. Yine de kalbimin kulağımda attığı demler, yüreğime bağladığım onca ağırlığa ve içimde çırpınan sayısız geyik sancısına değdi. Yarına kaç gün kaldığını bilerek uyandım bir sabah. Beklediğimden uzundu sadece. Ama gelecek olan geçmiş gibi yazılmıştı bir kere. Özledikçe ırmaklar doğuran gözlerim hiç yorulmadı...




Gerçek; "ırmak doğuran
Gerçek;
"ırmak doğuran gözler hiç yorulmuyor",kalbim kulaklarımda atıyor ve boşluğu kimse dolduramıyor.Zaman sa günler geceler uzun,seneler çabuk geçiyor.
bir insanın açtığı boşluk
EHL-İ DİL BİRBİRİNİ BİLMEMEK İNSAF DEĞİL.
ırmaklar doğuran gözler,acıyı emecek.ateş denizini mumdan gemilerle geçecek,temmuz güneşini giyinecek,cihanı yakan ateşi içecek ve o doldurulamayan boşluğu deruni bir acıyla "geyik sancısına " yaklaşacak her bir gün kaldı telaşıyla...ah beklenen yollar,ve dönme umudu olmayan yolcuyu bekleyen ,göçtü kervan kaldık dağlar başında diye gönenen ve sonra evet sonra "umudu birlikte yudumladığımız kaldırım"ın işaret ettiği taş kuleleri ıssız ve izsiz yeni bir yalnızla geçecek dost(lar)merhaba!merhaba meryem rabia
Devirmek cümleleri an-sızı’n kargaşalarda...
*'Bir işaret, bir umuda muhtaç değildim yollara teğellemek için kara kirpiklerimi'.
*'Bir insanın açtığı boşluğu bir başkası doldurur diye avunanlara söylemedim hiçbir gölgenin örtüşmediğini bir diğeriyle'.
Devirmek cümleleri an-sızı’n kargaşalarda.
Hüzne benzeyen doğurgan cümlelere kıs-kıvrak yakalamalı özlemleri.
övünçle dolmalı yüzün...