Yayınlandığı site: (http://www.anlamak.com/xbtu)
EYLÜL ESİNTİLERİ
By Hayat Eylül
Oluşturulma 15 Ağu 2008 - 07:26

Öncelikle 'Meryem [1]'le ilgili yazılmış olanları okursanız, daha bir pakişecek ümidederim vurgular, anlatılmak, hissedilip, hissettirilmek istenenler...


Geriye dönüşlerle anlatmayı deneyeceğim sizlere 'gönül sızı'larımdan birini... Meryem 'kod adı' olsun, göbek adı aynı zamanda zâten.

Onu târif edecek kelimeleri seçerken zorlanıyorum. Anlamca hafif mi kalıyorlar ne?

Üniversite kampüsündeki arkadaşlarımdan biriydi O, şu an İstanbul'dalar, aynı dönemde geldik, yaklaşık bir yıl kadar önce...

Göktürk'te arazileri ve bir çiftlik evleri var. Eşi, alanında başarılı bir öğretim görevlisi, çok genç yaşta Profesör unvanını almış, karakteri, kişilik yapısını da takdir ettiğim bir hocamız... Oğulları da babalarının yolunda, (maşaAllah, yıllar öncesinin Türkiye 17.si ÖYS'de) alanlarında kariyer yapmayı seçenlerden...

Nedendir onu her hatırlayışımda gönlüme düşen sızı, sevgisi yüreğimi titretirken? Bir bebeğimmişcesine düşkünlüğüm neden?

Düşünürüm de bâzen, yıllardır tanıyıp sevdiğimiz insanlara bilmediğimiz bir yönünü fark ettiğimizde ya da mesafeyi azaltan bir paylaşımına ortak olduğumuzda daha bir yakınlaştığımızı hissederiz, en azından ben böyle hissediyorum. Bardağın taşma noktasıdır bu, ürünün hasat zamanıdır sanki...

Tek bir damla taşırıverecektir suyu artık ya da bir gün olgunluğun zirvesine taşıyacaktır ürünü...

Henüz eczanemi devredip İstanbul'a gelmediğim zamanlardı. İki yılı aşkın bir süre olmuş, hastalığı da 3. yılından gidiyor çünkü, henüz hasta değildi o zaman.

Arada yanıma uğrardı, bir çay içer, muhabbeti de yudumlardık onunla. Kimi arkadaşlarım için 'Kelaynak' grubundan tanımlamasını yapabilirim. Sanırım kendimi de dahil edebilirim bu gruba. Takılırız da birbirimize hattâ:

'Niye bir millî park açıp, korumaya almazlarki bizim gibileri?' diyerekten...

Öylesine sevgi dolu ki o, öylesine merhametli, güzel yürekli, evet 'çocuk kalabilenlerden, içindeki çocuğu büyütmeyenlerden'...

Bir yandan çaylarımızı yudumlarken anlatıyordu yer yer buğulanan gözleriyle, geçmişi yeniden yaşar gibiydi.

'Bu eşarp annemin, biliyor musun?' diyordu. Bunu takmak istedim bugün.'

Soğuk havaları çok severim ben, diye ekliyordu. Hava güzel olduğunda annem evde olmazdı, bahçeyle ilgilenmek için köye giderdi. Oysa soğuk ve yağışlı havalarda evde olurdu, soba yanardı okuldan eve geldiğimde, yemek hazır olurdu.'

Bir sızı düşüyor içime, çocuk gözlerine bakarken daha bir yakınlaşıyorum onunla...

Annesi ve anneannesini kırklı yaşların ortasındayken kanserden kaybetmiş. Aynı yaşta meme Ca teşhisi konulduğunda vakit kaybetmeksizin gerçekleştirildi ameliyatı, ardından terapisi.

Ben ve sevip- bağlandıklarım bir bulmacanın parçaları gibiyiz, onlarla tamamlandığımı düşünürüm. Her bir sevdiğimin uzaklığı, ayrılığında bir parçam daha eksiliyor sanki, acı veriyor, çok acı veriyor...

Şimdi çıkmalıyım, hüzünlendim de zâten, yazının devamı ve resimleri ekleyeceğim sonrasında inşaAllah.

Sevgimle...Hayat

-sürecek-


Kaynak URL (6 Oca 2009 - 09:55): http://www.anlamak.com/xbtu/node/2451

Links:
[1] http://www.anlamak.com/xbtu/node/1001