görmek
LAİKLİK DEDİĞİMİZ, "DEİZM" OLMASIN? // Alev Alatlı
İyinur Ergün 6 Haziran, 2008 - 07:46- İyinur Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 570 kez okundu
Bir sıfat olarak kullandığımız "laik," bundan türettiğimiz isim olan "laiklik" kelimelerinin Türkiye'nin başına tam bir çorap ördüğünü düşünmeden edemiyorum! "Metropol mit"i derler, insanların topluca yaşadıkları yerlerde hızla yayılan asılsız korku hikâyeleri vardır.
Ne gibi? Meselâ, Kazlıçeşme tabakhanelerinin kaldırılması halinde şehri dev sıçanların saracağı gibi. "Laiklik"e ilişkin söylemler de bunlara döndü. Türkçe'yi kurda kuşa salar mıyız? Oh, olsun bize! Şu kavgaların başından beri meselenin adını Türkçe koysaydık, kavganın ortasında durup kendi halimize kendimiz gülerdik!
Yıllardır, birbirimizin lâfından anlamayan, "afazik"(1) bir toplum olduğumuza dikkat çekmeye çalışırım; şimdi de Türk yazınını okuyan yabancıların bu kavgalarımızdan ne anladıklarını merak eder oldum. Öyle ya, adamlar halimize bakıp, ona göre kendi politikalarını düzenleyecekler! Ve tabii beceremeyecekler, çünkü "laik" ve "laiklik" kelimeleri bizde Frenk armudu gibidir, kimi tatlısına malzeme yapar, kimi limonlu salatasına! Bu durumda, kiminle ittifak yapacaksınız, kimi karşınıza alacaksınız, ne bileceksiniz?
GECİKMİŞ OKUMALAR ÜZERİNE - 1
suphibayram 27 Şubat, 2008 - 09:00- suphibayram yazıları
- 1 yorum
- devamı...
- 540 kez okundu
Bilirsiniz işte insanın yüzünde bir tebessüm olur ama içinde hiddet vardır. Hiddetli bir gülümseme ile okudum Thomas More’nin Ütopya’sını. Bana ne verdi, topluma ne veriyor, yazarı bunu yazma ihtiyacını hangi şartlarda hissetmiş, gibi sorulara geçmeden önce beni neden kızdırdığını düşündüm. Elime geçtiği 11\01\2008 tarihinden itibaren kafamda şekillenen fakat bir türlü yazmaya başlayamadığım fikirlerimin –anlamak- platformuna dökülüş gecikmesi, bir aydır evimden ayrı oluşumdan ziyade bu kızgınlığın bendeki engellemesiydi sanırım.
Nedir bu; saçmalıktan öte okurlara her satırında mantık soruları getiren, yeni yürümeye çalışan bir çocuğun adımları gibi sarsak yazı. Yoksa bu eser bir milat oldu da sonra ki filozoflar sosyologlar vs. her cümlesini dine, akla, mantığa uydurdular, açıklayıcı fikirler ürettiler de insanlığa yol mu çizdiler? Küçük oğlumun hanımı bir üniversitenin sosyoloji bölümü mezunu. Bir aydır onlara misafiriz ve 100’e yakın sosyoloji kitabı var. Sosyoloji kısa sürede anlaşabilecek bir kavram değil, bunu anladım. Herhalde fakülte okusaydım bu konunun insani, beşeri, toplumsal yönlerini, sınıflandırmasını, etkilerini, uyandırdığı tepkilerini, reflekslerini bilimsel olarak öğrenebilecektim.
DAS LEBEN DER ANDEREN // BAŞKALARININ HAYATI
İyinur Ergün 27 Aralık, 2007 - 09:00- İyinur Ergün yazıları
- 4 yorum
- devamı...
- 927 kez okundu
1973 Köln doğumlu yönetmen Von Donnersmarck’ın filmi, Soğuk Savaş dönemi Doğu Almanyası’nda bir gizli polisin etrafında dönen olaylara yer veriyor. Film, 2007 yazında hayatını kaybeden (Ulrich Muehe ) En İyi Erkek Oyuncu dalında ve En İyi Senaryo dallarında ödüle sahip.
Bu yıl 'Yabancı Dilde En İyi Film' dalında Oscar alan "Başkalarının Hayatı", Doğu Almanya'da, 80'lerin ortasında geçen, aşk-politika-sanat üçgeni üzerine kurulu, etkileyici bir hikâyeyi konu alıyor.
Devlet gözetimi (ve bununla ilişkili olarak muhbirlik, fişlenme, fırsatçılık, konformizm, sisteme karşı mücadele yolları...) sanat-politika ilişkisi, sanatın ve sanatçının insanları değiştirme potansiyeli, geçmişin bellek yüküyle nasıl baş edilmesi gerektiği, filmin değinip geçtiği onlarca tema arasında bir çırpıda sayabileceklerimiz. Ana akım tarihi filmlerin şablonlarına göre örülmüş bir senaryo üzerinden ilerleyen filmde, bu temalar yeterince derinleşmeden, hikâyeye arka plan oluşturacak şekilde senaryoya eklenmiş gibi duruyor.
THE FOUNTAIN // KAYNAK
İyinur Ergün 26 Aralık, 2007 - 08:30- İyinur Ergün yazıları
- 11 yorum
- devamı...
- 1171 kez okundu
Kendisini henüz iki filmle tanıma fırsatı bulduğumuz ve ilk iki filminde de birbirinden çarpıcı konulara yer veren Pi ve Requiem For a Dream'ın yönetmeni Darren Aronofsky'nin son çalışması. Yaklaşık bin yıla yayılmış hüzünlü bir aşk hikayesi ve insanın ölümle olan yüzleşmesi...
Darren Aronofsky "pi"yi borçlanarak ve sadece 60 bin dolara çekip bize iyi bir yönetmen olduğunu ve anlatacak ciddi meselelerinin olduğunu gösterdi. "requiem for a dream" de ise sonuna kadar derin bir sarsıcı ve rahatsız edici üslupla kendine dünya çapında bir hayran kitlesi oluşturdu ve Darren Arronofsky beyazperdeden yansıtılabilecek belki en güçlü filmi yaptı: The Fountain! Yani, Kaynak...
Kaynak (Ab-ı hayat) konusu, kurgusu ve müzikleri ile ama hepsinden önce görselliği ile sıra dışı bir film. Darren Aronofsky’nin üçüncü filmi. Daha önce çektiği Pi ve Bir Rüya İçin Ağıt filmleriyle izleyicilerin gözünde çok özel bir yere sahip olan yönetmen, bu son filmiyle de yine denenmemişi denemeyi göze almış. Üç farklı zamanda geçen bir hikayeyi birbirine oldukça karmaşık bir kurguyla bağlayarak anlatmış.
MODERN TIMES // ASRÎ ZAMANLAR
Bünyamin Ergün 25 Aralık, 2007 - 08:40- Bünyamin Ergün yazıları
- 8 yorum
- devamı...
- 893 kez okundu
Ekranda beliren jeneriğin ardındaki koca bir saat, modern zamanlara ait yeni bir gününün başladığını haber veriyor ve sonrasında gelen önsözse biraz sonra izleyeceğimiz filmin konusunu özetliyor: “Modern Zamanlar”: Endüstrinin, bireysel teşebbüsün - mutluluk peşinde koşan insanlığın öyküsü”
Film, ağıllarına doğru hızla ilerleyen bir koyun sürüsünün üstten görüntüsüyle başlıyor. Bilinçsizce sürüklenen koyunların hemen ardından da, metro istasyonundan çalıştıkları fabrikaya doğru koşuşturan işçilerin görüntüsü karşımıza geliyor. Bir yanda saatin altı olmasıyla birlikte işbaşı yaparak görev yerlerine gelen işçiler, diğer bir yanda ise gazetenin bulmaca ve karikatürleriyle vakit geçiren “Büyük Birader” (Big Brother) Genel Müdür.
İMPARATORUN YOLCULUĞU // LA MARCHE DE L'EMPEREUR
Bünyamin Ergün 24 Aralık, 2007 - 08:40- Bünyamin Ergün yazıları
- 12 yorum
- devamı...
- 936 kez okundu
Vahşi yaşam belgeselleri ile ün yapan ödüllü belgeselci, fotoğrafçı ve kameraman Luc Jacquet, Antarktika’nın acımasız buz çöllerinde, dünyanın barınılması en imkansız bölgesinde İmparator Penguenler’in peşine düşüyor...
İMPARATOR KOLONİSİ
Dünyadaki 40’a yakın İmparator kolonisinden ancak 4 koloni üzerinde araştırma yapılabildi. Bağımsız bir keşif seferi yapılmadan sadece bir tanesi ulaşılabilir durumdaydı. Bu, Adelie’deki Fransız bilim merkezi Dumont d’Urville’e birkaç yüz metre uzaklıkta yaşayan Geological Headland Archipelago kolonisiydi...
İMPARATORLARIN YOLCULUĞU...
Milyarlarca yıl her kış, Antarktika’nın acımasız buz çöllerinde, dünyanın barınılması en imkansız bölgesinde gerçekten olağanüstü bir yolculuk gerçekleşiyor... Binlerce İmparator Penguen, güvende oldukları derin mavi okyanustaki evlerini terk ediyorlar. Donmuş karaya tırmanarak, kıtanın iç tarafındaki ıssız bölgeye doğru yola çıkıyorlar...
AĞLA
Rıdvan Sevim 24 Aralık, 2007 - 08:15- Rıdvan Sevim yazıları
- 6 yorum
- devamı...
- 823 kez okundu
Dayım; yüreği yanık, gözleri nemliydi ve bu yüzden midir bilmem ama hep puslu bakardı.
Günlerden cumartesiydi dayımla beraber yazmış olduğu öykülerini okuyor kendi çapımda değerlendiriyordum. Aslında değerlendirme denmez ama okuyunca çok güzel yazmışsın yüreğine kalemine sağlık dememek elde değildi. Yazmış olduğu öykülere çok özen gösterirdi ben de bu özelliğini bildiğim için sayfaları yıpratmadan elime alır ve okurdum. Yazmış olduğu uzunca bir öyküyü alıp okumaya başlayacaktım ki sayfaların arasından bir fotoğraf düştü kucağıma.
Baktım...
-Bir daha bak! dedi dayım
Baktım...
-Ne görüyorsun?
KLASİK CİLTÇİLİK VE BİR KİTABIN ÖYKÜSÜ
huseyingurselbilmis 24 Ekim, 2007 - 07:30- huseyingurselbilmis yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 1617 kez okundu
Klasik Ciltçilik:
İslamiyetin getirdiği ihtiyaçla gelişen cilt sanatı, İslam sanatlarına paralel bir tekamül gösteren, incelik, güzellik ve zerafete ulaşmıştır. Orta Asya'dan İran, Arap Kıtası ve Anadolu'ya geçmiş olan cilt sanatı, sanatkarların yetiştikleri bölgelerin motifleri ile bezenmiş, Arabesk, Herat, Hataî, Rumî Selçuk, Memluk, Osmanlı ve Mağribî motiflerle çeşitli cilt üslubları doğurmuştur.
Selçuklu ve Beylikler döneminde daha çok Arabesk desenler, Osmanlı Türkleri’nde ise 14 ve 15. yüzyıllardan itibaren cilt kalıpları kullanılarak pek çok cilt çeşidi meydana getirilmiştir. Fatih devrinde Saray cilthanesi'nde yapılmış olan ciltler, klasik Türk cilt sanatının tam zirveye ulaştığı dönemdir. Bu döneme ait ciltlerde, hatayi, rumi, bulut motiflerinin kullanıldığını görmekteyiz. Ciltlerin içlerinde, aynı şemaya uygun süslemeler yapılmıştır. Ciltlerin altınla süslendiği gibi, katığ tekniği ile derinin oyularak, farklı renkteki zemin üzerine yapıştırıldığı da görülmektedir.
SOKAKLAR
resul davutoğlu 16 Ağustos, 2007 - 07:16- resul davutoğlu yazıları
- 2 yorum
- devamı...
- 756 kez okundu
Sabahleyin bazen erken çıkarım. Yedi gibi.
Binadan çıkar çıkmaz neyi göreceğim meçhulum değil. Kediler. Muhakkak bir iki kedi pinekliyordur tozlar arasında.
Bazan onlara bir iki yusufçuk da eşlik eder. Yusufçuklar hasımlarını kollayarak öylesine dolanıyorlar.
Sabah da olsa, etkisiz de olsa o saatte güneşi görmemek için saptığım sokaklarda da neleri göreceğimi biliyorum.
Kağıt çöpler ilk dikkatimi çekenlerden. Ne kadar çoklar. Nerden gelirler o kadar fazlaca. Kim getirir ve nasıl? Defter yaprakları, kitap yaprakları, renkli ve renksiz yapraklarla sokaklar adeta benekli gibidir.
GÖÇ ZAMANI
resul davutoğlu 3 Ağustos, 2007 - 07:17- resul davutoğlu yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 747 kez okundu
Göç zamanları var. İnsanların ve hayvanların.
Turnalar sıra sıra giderler. Her yıl. İstisnasız. Cananlara selam ile vazifeli olarak.
Güzel iklimlere göç eder canlılar. Hayat için, can için ve yaşamak için.
Bizim burada da göç zamanları var. Hayat için insanlar uzak diyarlara giderler. Trenle. Bolu’ya gidiyorlar, Adapazarı’na ve Düzce’ye.
Fındık toplamaya gidecek mevsimlik işçiler.
Bu günler onların gitme vakti. İstasyonumuz kalabalık. Aile aile gruplar var. Öbek öbek. Yere otururlar.




Son yorumlar
5 saat 5 dakika önce
6 saat 3 dakika önce
6 saat 15 dakika önce
6 saat 59 dakika önce
1 gün 2 saat önce
1 gün 13 saat önce
2 gün 9 saat önce
3 gün 14 saat önce
4 gün 2 saat önce
4 gün 9 saat önce
4 gün 11 saat önce
5 gün 5 saat önce
5 gün 5 saat önce
5 gün 5 saat önce
5 gün 13 saat önce