Orta çağ tarihi

OSMANLI MİSTİK İKTİDARININ TEMSİLCİSİ: ŞEYH EDEBALI

Kategoriler:

Türk-Moğol hakimiyet anlayışı “bozkır” yasasına dayanıyordu. Selçuklular döneminde bu iktidar biçimi Ortadoğu ve Yakındoğu’ya nüfuz etmiş, İslam’da “devlet” olgusunu pekiştirmiştir. İmam Gazzali ve el-Maverdî sayesinde “İslamî bir söyleme” oturtulan bu hakimiyet anlayışı temelde iki unsura dayanıyordu: dünyevi ve dini hakimiyetin paylaşılması. Başta İbrahim Kafesoğlu olmakla bazı tarihçiler bunu “laik yönetim”in proto-tipi olarak algılamışlardır, ki yanlıştır. Çünkü klasik Türk hakimiyet anlayışında dünyevi iktidarın kökeni de “tanrısal”dır.

***

İslam’da “devlet” oldgusu VIII. Yüzyılın ortalarında Abbasilerle ortaya çıkmış ve Sâsânî modeline dayanmaktaydı. Daha önemlisi, İslam’da ilk siyasal çatışmaların kaynağında da “devletleşme” meselesi yer almaktadır. Hz. Osman, Hz. Ali ve devamında Emeviler’in iktidara gelmesiyle başlayan ve bir dizi siyasi eyilimli mezhebi cereyanların doğmasına yol açan olayların merkezinde Hz. Ömer döneminde (634-644) başlayan “Müslüman devlet oluşumu” politikaları durmaktadır.

ORTAÇAĞI ÖZLÜYORUM

Kategoriler:


Geçen yıl düzenlenen Tüyap kitap fuarında(İzmir) İsmet Özel’e bir soru soruluyor Siz Avrupa Birliği’ne karşı mısınız diye. Her zamanki gibi biraz düşünen Özel ‘Karşı az gelir düşmanıyım’diyerek cevaplıyor. Bunun üzerine soruyu soran kişi ‘Demek siz şu gençlerin kaderini ortaçağa göndermek istiyorsunuz’ deyince Özel’in yanındakilerden biri ‘Hangi Ortaçağ?’ diye karşılık veriyor.

Hangi ortaçağ sorusunu kendimize sormak, algılarımızın sağlamasını yapmak ve neyi kaybettiğimize dair bir hatırlatma yapmak amacıyla yazıyoruz bu satırları.

Modern zamanların üzerimizde bıraktığı olumsuz etkiler ne yazık ki düşünsel hayatımıza da sıçramış durumda. Kitlenin referans edinildiği bir dünyada algılarımızda kitleye ve/ya kitleyi yönlendirenlere göre şekilleniyor. Böyle bir düşünme tarzı manevi hassasiyetlerimizle uyuşmadığı zaman ise ilkemizi kitlenin doğrularına feda etmiş oluyoruz.

İçeriği paylaş