şiir

NEDENİMİZİ EMZİRİP NASILIMIZIN ZEHRİNİ ALMAK

Kategoriler:

o çatırdayan köprüsünü sabrın

birbirimizin tökezini çözerek aştık

iki yanlızlığın birbirine yaslanarak

yaşlandığı

dinmek bilmeyen yağmur

yorgunluğumuza su verir sandık

büyüdük ve büküldük

GÖZLERİME YAĞMUR YAĞDI

Kategoriler:

Akşamlar, böyle kâbus getirmezdi
Bu şehre can…
Yine çoluk çocuk, kavim kardaş düşmüş yollara.
Medine kapısında müthiş izdiham,
Dört burç arası, dört duvar,
İçimde sana dair bir korku var.
Dilimde cevahiri türküsü,
Elimde bir demet zakkum,
Bugün Antakya kaderine,
Ben… Sana mahkûm…

Kırkikindi yağmurlarında ıslandım,
Ama gör ki hala uslanmıyorum,
Arsızca, Arsuz’un kıyılarına adını yazıyorum,

DÜŞ ARTIĞI ÖLÜM

Kategoriler:

Başucumda sayıklıyor başıbozuk gece,
Kursağında küflü bekleyişler var odaların.
Ve eşiklerde yarım kalmış sözler…

Cansesim!
Gidişinle binlerce çarmıha gerildi ruhum.
Adından devşirdiğim hecelerle,
Harf harf cesetler giyindim durdum.

Siyahımın şafağı söküyor yine.
Görüyormusun?
Ölüme doğarken, üstüme yıkılıyor bu koca şehir! ...
İnan bana!
Her gün yüzümü döndüm
Küskün güneşe, hep selam durdum.
Değil benden yana âmâ,
Suçsuzum!

İKİNDİ SONRASI

Kategoriler:

Ben korkunun ve aczin kara çocuğuyum
Bozkırın ta ortasından bir sürgün
Taşı deldim de çıktım
Biraz gözyaşı biraz kaygı
Kırışık alınların devrimlerde iç çekişleri sonrasında
Bir ikindide doğdum
Kaya gölgesinde
‘Dağlar dağımdır benim
Gam ortağımdır benim’
Size gösterecek hiçbir resmim yok
Törenlere ayinlere yabancıyım
Evet, bu şehirden değilim
Bu diye göstereceğiniz bir kimse de değilim

Her gece karanlığa döktüğüm gözyaşlarını
Bir ölüm sonrası ve yağmur başlangıcı

KUL / YABANİ

Kategoriler:

Kul yabani
Eridi dilim, ayakta tut gözlerini
Garip bir rejimin ayak seslerinde hâlbuki
Aşinayım, tek numune insin göklerden, ruhsar
Berk vurup terk etsin mukaddesimi
Yalnız ve yalnızca şikâyetime gömün hüznü
Geçmişine peşkeş çeksin ihtilalleri
Seher yeli vurur harab sanar zihnimi
Fikrim makber
Yüreğim mah/şerdir oysa

Kul yabani
Peyke sade ceset taşır
Ruh yükseklerde elbet, bakışın deldiği
Altında salıncak kurulmuş bulutlar
Üstte kıvılcım yağmuru
Durma sakın durma
Daha yükseğe yürü
Yansın ellerin

SEN, BEN , O , BİZ HAFIZ

Kategoriler:

Kravatlı bir işgal minberde başlamışken
Ağlayan bir Cuma ne söyler sana hafız

Melek miydi aradığın kaçtığın melek senin
Yakanda Osmanlı tuğrası kanatır içini hafız

Yenilgi budur işte, uzak kalışın özrüdür
Sesin sana döner kalbin hesap görür hafız

Eşya bir kötü baykuş haberi karadır hafız
Hurmalıksa hicretin, yüreğin yaradır hafız

Ellerin uzanırken kadim memnu meyveye
Seccaden dürülür yüzünde tırnak yarası hafız

‘Ben de sizden biriyim’ demekle olunmaz ki
Çeşmende tuzlu su bitmez susuzluğun hafız

TIRNAKLI TÜMCELER DURAĞINDA

Kategoriler:

-bana sözlerini verir misin?-

O kapatır gözlerini,
Ve retinasında siyahi bir düş belirir.
Oysa ben üşürüm;

/ceplerimde can buzum erir...

Kovamam şairlik yanımı, şiirlerimin kalemi kırıktır.
Oysa senden, bir mısraya ihanet beklemek,

/en büyük alçaklıktır...

Seninle hangi şiire başlasam,

/okyanusları kabarırdı, gözlerimin.

ACZİYETNAME -III-

Kategoriler:

Allah’ım gidecek yerim yok Sana geldim
Çocuk inanmışlığıyla açtım elimi
Gafilim, henüz başlamadan sona geldim
Nefsin kınanmışlığıyla açtım elimi

Kulun nasıl bilip de bulursa yolunu
Sen de öyle bularak bilirsin kulunu
Sen var ettin Ya Rab, bildirme yokluğunu
Sevda ıslanmışlığıyla açtım elimi

HZ. ŞİT (A.S.)

Kategoriler:

Adem(A.S.) in çocukları habil ve kabil idi
İnsanlık tarihinde ilk katil kabil idi

Öldürdü kardeşini kabil kıskançlık ile
Otuz yıl sonrasında tanışıverdi Şit(A.S.) ’le

Peygamberlik verildi Adem(A.S.) den sonra Şit’(A.S.) e
Elli suhufluk kitap verildi elbet Şit’(A.S.) e

Adem(A.S.) tüm çocuklardan daha fazla sevmişti
Hem vefat ettiğinde halife yaptı Şit’(A.S.) i

Kabenin yapımında balçıkla taş kullandı
Peygamberlik nurunu babasından alandı

Vahiyle müjdelendi Cebrail(A.S.) indi O’na
Elli suhuf kitapla hikmet verildi O’na

HZ. ADEM (A.S.) - 2 // İlk İnsan İlk Müslüman

Kategoriler:

İmtihan etti Rabbim hem Ademle Havayı
Men etti bir ağaçtan kesin meyve yemeyi

Şeytan yedirmek ister sakın ona kanmayın
Sakın ola ağaçtan asla meyve almayın

Ne yerseniz yiyiniz cennette her şey sizin
Düşmeyin sakın ola tuzağına iblisin

Setretmişti Rabbimiz Mahrem olan yerleri
Mümkün değil görmezdi o ikisinin gözleri

Şeytan ne yapıp etti yedirdi o meyveden
Hemence kaçıverdi kimseye görünmeden

Açıldı mahrem olan vücudun bölümleri
İncir yaprağı ile yaptılar örtüleri

İçeriği paylaş