anı
EYLÜL ESİNTİLERİ
Hayat Eylül 15 Ağustos, 2008 - 08:26- Hayat Eylül yazıları
- 1 yorum
- devamı...
- 146 kez okundu
Öncelikle 'Meryem'le ilgili yazılmış olanları okursanız, daha bir pakişecek ümidederim vurgular, anlatılmak, hissedilip, hissettirilmek istenenler...
Geriye dönüşlerle anlatmayı deneyeceğim sizlere 'gönül sızı'larımdan birini... Meryem 'kod adı' olsun, göbek adı aynı zamanda zâten.
Onu târif edecek kelimeleri seçerken zorlanıyorum. Anlamca hafif mi kalıyorlar ne?
Üniversite kampüsündeki arkadaşlarımdan biriydi O, şu an İstanbul'dalar, aynı dönemde geldik, yaklaşık bir yıl kadar önce...
Göktürk'te arazileri ve bir çiftlik evleri var. Eşi, alanında başarılı bir öğretim görevlisi, çok genç yaşta Profesör unvanını almış, karakteri, kişilik yapısını da takdir ettiğim bir hocamız...
YOKSULUN YÜZÜ
Alper Sarı 7 Temmuz, 2008 - 08:10- Alper Sarı yazıları
- 3 yorum
- devamı...
- 179 kez okundu
İlk kez mi ayrı düşüyorduk seninle? Mesafelerin farkına usul usul varıyorduk yeni. Belki de tarifini bize yaptırmıyordu hayat. Bundan kekeliyorduk. Zihnimize yarım uyaklar düşüyordu geceleri; belli belirsiz hüzünleniyorduk.
Sen oradaydın, her zaman ki yerinde işte. Denizden kelimeler yapıyordun ben ve martılar bu dile aşina diye. İşimizi kolaylaştırıyordun. İyi ki vardın. Teşekkür ediyordum. Bulutların söze girmesini istemiyorduk bu yüzden. Olsun. Konuştukça güzelleşiyorduk.
Bir sabah erkendi tanışmamız. Yüzünü ilk kez görüyordum. Şaşırmıştım. Bu şekilde hayal etmemiştim çünkü. Islaklık yoktu yüzünde. Ağlamamış gibiydin. Beni gördüğüne sevinmedin mi yoksa. Seni çok özlemişim. İlk kez görüyordum oysa. Bende. Seni gördüğüme sevindim.
CEMİL MERİÇ İÇİN BİR ANI
pergel 1 Temmuz, 2008 - 08:15- pergel yazıları
- 1 yorum
- devamı...
- 133 kez okundu
HERŞEYİ BU YAZIDA ANLADIM GÖRDÜM SEVDİM HİSSETTİM VE TANIDIM.
"RUH GÖRMEYİNCE GÖZ NEYLESİN"
-Sokaklarda yılışıp, sıcak evlerde uyuşanlar ancak televizyon ve Internet'in sahte ve sanal mezbeleliklerinde vakit israf edip, hayatlarının en kıymetli sermayelerini kumara verirler de bunun bir an olsun farkına varamazlar. Gazetelerin magazin sayfaları, haberlerin asparagası, Internet'in chat'i, fikirlerin fıkraları, düşüncelerin en ucuzu, kanaatlerin müsveddesi, duyguların kullanılmış olanları yeter bizimkilere...
Artık kaliteye lüzum yoktur. Zira parayı bastırınca Batının en iyisi emrinize amadedir. Orijinal şeylere ulaşmak zordur. Bulunmadık ne kaldı ki cihanda... Bize kalan teknoloji fıkraları, kompleks bastıran menkıbeler, cesaret verici hikayeler ve ne idüğü belirsiz nakiller. Hele bir de haklılığımıza delil bir iki beylik söz bulmuşsak değmesin kimse keyfimize... Züğürt tesellisinden bol ne var ki, züğürdün enflasyonunun yaşandığı yerde. Akıl sakatlanmış, zeka özürlenmiş, vicdan paslanmış, gönül ser mest olmuş, ruh pusulasını şaşırmışsa ortada bir diş ve mide vardır. Bir de akıl! Ama ne akıl !
HADDİNİ BİL!..
EMİNE _PİŞİREN 30 Haziran, 2008 - 08:10- EMİNE _PİŞİREN yazıları
- 42 yorum
- devamı...
- 900 kez okundu
Her gün bir başka anısı bir başka başarısı belleğimden aklıma sızıyor. Geçen hafta, İzmir’de yaşayan bir arkadaşıma gitmek için, Akçay’dan hareket ettim. Dört saatlik yolculukta neler düşünmedim ki. Hatta bazen kendime de, “Aşırı tepki mi veriyorum?” gibilerinden sorular sorup, çuvaldızı batırdığım da oldu…
Daha sonra, “Ben susayım, o sussun, biz susalım, peki unutalım mı yaşananları?” Vefasız mı olalım? Nankörlerden mi olalım? Çocuğumuza sahip çıkıyoruz, köpeğimize bir kelam edene, “Hadi bu köpeğin hatırı yoksa sahibinin de mi hatırı yok?” diye kuyruğumuzu dik tutan lafları cımbızla çekip, çıkartıp, yüzlere, “Şakk!” diye vurmasını da çok iyi biliyoruz…
Ee, hadi o ismi eksik olsun adını anımsamak dahi istemediğim yazarın ortaya çıkarttığı aslı astarı olmayan sözlere ne demeli? O sözler bize Cumhuriyeti kazandıran, Türklüğümüzle gurur duymamızı sağlayan ruhu şad olsun, Mustafa Kemal Atatürk’e söylenmiş...
EN BAŞTAN
suphibayram 25 Haziran, 2008 - 08:40- suphibayram yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 95 kez okundu
Selamun aleykum
Benden isteyeceğiniz hiç bir şey “çok” olamaz.
Şöyle bir arkama yaslandım,52 senenin özgeçmişi nasıl yazılır diye düşündüm.
Kafamda yaptığım hazırlıkta,gelebilecek sorularınıza, birşeyler vermek amacıyla cevap vermeyi,bu cevaplarımı biraz ders niteliğinde yazmayı düşünmüştüm.Şimdi bu düşündüğüm formatı muhafaza etmekle birlikte yanlışı ile doğrusu ile yaşanmış bir hayat profili çizip sizlere yanlışı doğrudan seçme imkanı vermeye çalışacağım. En baştan.
17 şubat 2008 pazar sabahı kar yağıyor. Gene böyle soğuk ama karsız bir 2 Ekim sabahı 1955 senesinde Merzifon ilçesinde dünyaya gelmişim. Havza müftüsü olan dedemin babası Sıtkı hoca Kur'an da "subh" diye geçen "seher vakti" manasına gelen suphi ismini kulağıma Mustafa ile beraber okumuş. Eskilerin bildiği edep ve eğitim, isim koymada da kendini gösteriyor. Zira sadece bir Mustafa ismi koymak, bazı kötü nitelemelere takı olur diye devamlı kullanılacak bir isim koymak daima edebten olmuştur. Bu sayede bana "Ulan Suphi" gibi veya daha başka hakaretler olmuştur ama diğer ismimi kimse böyle bir sıfatla beraber kullanamadığı için edep muhafaza edilmiştir.
O ve ben // NECİP FAZIL KISAKÜREK
Bünyamin Ergün 8 Mayıs, 2008 - 09:35- Bünyamin Ergün yazıları
- 6 yorum
- devamı...
- 655 kez okundu
YALI VE İÇİNDEKİLER
Beylerbeyi'nde bir yalıda oturuyoruz. (Bohem)likten biraz sıyrılmış, şimdi de (konfor) ve (dekor) merakına düşmüş vaziyetteyim. Madde estetiğine tutuluş...
Yalıda anneannem, annem ve küçük dayım... Anneannem; şu, annem 14 - 15'lik bir bakireyken evlenişinde anlattığım, Aksaray'daki eğri böğrü ahşap evin cinlere karışmış kahramanı... Beş vakit namazında ve her ân Allah ve Resulünün bahsinde yaşayan; ve günün 24 saatini ya ağlamak, ya düşünmek, ya dua etmekle geçiren mübarek kadın... Ayak parmağından saçına dek kar gibi beyaz tülbent kokan, kemik üzerine derî cilâsı çekilmiş denecek kadar zayıf, çocuklarına delice düşkün, tek başına oturduğu köşelerde bile saçı başı örtülü, yalnız Kur'an okumayı bilen ve Allah'ın kelâmından başka hiç bir yerde harflere nazar etmemiş olan bu örnek kadın benim için ne büyük mesele... Ama ne yapayım ki, bahsinin yeri bu kadar...
Bir gün dalgın dalgın pencereden bakışını gördüğüm ümmi kadına sormuştum:
NAKŞEDEN İZLER - IX
Mustafa CİLASUN 14 Nisan, 2008 - 08:05- Mustafa CİLASUN yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 166 kez okundu
Milletten habersiz, kendi namı hesaplarına çalışan, kon tür gerilla, Ergenekon veya batı çalışma gurubu gibi,
Milletinin aleyhinde ve milleti yönlendirme adına, parlâmentonun dahi çözemediği, bir oluşuma alet oluyorlarsa,
Bu milletin, devleti için her zaman, kendini feda etmiş ferlerinin, temel hak ve hürriyetleri, gözlerinin içine bakılarak, ellerinden alınıyorsa,
Bu mübarek millete, cihan devleti olma, bahtiyarlığını gösteren, ecdatlarımızı, hiçbir zaman gün yüzüne çıkarmaz ve arşivlere mahkûm ediliyorlarsa,
Ve bu milletin, en büyük arşivi, Bulgaristan’a kilo ile hurda kâğıt olarak satılıyorsa, bunu da devlet bizzat kendisi yapıyorsa,
Devletin, devlet olabilme şartlarından birisi olan, milletinin genelinin, en büyük kutsiyetlerini, Allah, Kur’an ve Peygamber bağlamında ki İslam ve prensiplerini,
Arapların dini sayarak ve en büyük tehlike olarak, hedef gösterip, bu kutsal değerlere savaş açıyorlarsa;
NAKŞEDEN İZLER - VIII
Mustafa CİLASUN 3 Nisan, 2008 - 09:00- Mustafa CİLASUN yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 235 kez okundu
Huda her yarattığına gerçeği sormuş, akdedip sabredenler, su yüzünde saman olmuş, etmeyenler ise sefalet ve zillette boğulmuş.
Beni yaratıp donatan, en ulvi duyguları mücehhez kılan, her zaman bağışlayan, Rahman ve Rahim olan, Yaratan Rabbime sığındım, sinemi istila eden burukluğumla ona ellerimi açtım.
Ey Allah’ım, biliyorum ki imtihan ediyorsun, fakat sen beni, benden daha iyi bilirsin, kimseye bilerek kötülük yapmadığımı, gözümü kör edecek hırsımın olmadığını, kalbimde hasedin hiç barınmadığını,
Helalinden kazanayım istedim, bunun için hiç vakit gözetmedim, üşenmedim, isyan etmedim, gücümün üzerinde gayret gösterdim ve her zaman sana hamd ettim.
Sinemi bu kadar, harap edecek ne yaptım, yüreğimde kopan fırtınalara, zihnimi felç eden dalgalara, artık göğüs geremiyorum.
ALLAH NEREDE?
Murat Küçükçifci 21 Mart, 2008 - 09:15- Murat Küçükçifci yazıları
- 5 yorum
- devamı...
- 832 kez okundu
Annemin çocukluğumda sorduğu soru: “Allah nerede?” Benim bu soruya ilk verdiğim cevap, büyüklerimize göre yanlış olan cevaptı. İlk ve yanlış cevap: “Allah havada”… Hava, yani gökyüzü… Babam hemen atılırdı, “Olmaz, Allah nerde anarsan orda”. Ben de artık her sorulduğunda bu cevabı verirdim.
-Allah nerede?
-Nerde anarsan orda...
“Çocuk yanımız biraz da Allah’a yakın yanımızdır” der Ali Çolak. Allah’ın gökte olduğunu söylüyordum o vakitler. Ve nerdeyse her çocuk benim verdiğim cevabı veriyordu. Çocuk yanımızdı bu cevabı veren. Allah’ın gökte olduğunu söylemenin ne derece mantıklı olduğunu şimdilerde daha iyi anlıyorum. “Allah kar gibi gökten yağınca” diyen Sezai Karakoç’u hatırlıyorum mesela. Kendi Gök Kubbemiz aklıma geliyor sonra. Çocuk olarak son derece haklıydım elbette. Allah’ı dünyaya yakın görüyordum. Gökyüzü kadar yakın, gökyüzü kadar uzak… Ve bir çocuk olarak bana Allah’ı hatırlatan olaylar gökyüzünde meydana geliyordu. Mesela güneş doğuyordu her sabah. Evimizin mabeyn denilen bölümünde kahvaltı yaparken, gün doğusuna bakan pencerenin önünü bana ayırırdı babam. Kahvaltıda güneşin önüne otururdum.
NAKŞEDEN İZLER - VII
Mustafa CİLASUN 25 Ocak, 2008 - 09:10- Mustafa CİLASUN yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 219 kez okundu
Bak Hava teyze, sen olgun ve tecrübelisin, merak ediyorum bunlar bende ne buluyorlar, sen benim tavırlarımda, bunları ümitlendirecek, bir emare görüyor musun, Allah aşkına söyle de bende bileyim.
Hayır, oğlum katiyen, sen helal süt emmişin, fırsatçı, değilsin, yiğitsin, başarılı bir idarecisin, sen gelmeden burada huzur, güven diye bir şey yoktu, kimin kime gücü yeterse, istediğini zorda olsa alırdı.
Usta diye sahiplendiğimiz, ağabey dediğimiz birçok insandan görmediğimiz, zulüm ve kötülük kalmadı, bunlar hat safhadaydı.
İşten çıkarılma korkusu hepimizi sarmış, çaresiz kalmıştık, evimize bizler bakıyoruz, her bir ihtiyacı kadın halimizle gidermeye çalışıyoruz.








Son yorumlar
1 gün 8 saat önce
2 gün 20 saat önce
2 gün 21 saat önce
3 gün 3 saat önce
3 gün 12 saat önce
3 gün 19 saat önce
3 gün 20 saat önce
3 gün 21 saat önce
3 gün 22 saat önce
6 gün 23 saat önce
1 hafta 5 saat önce
1 hafta 8 saat önce
1 hafta 12 saat önce
1 hafta 12 saat önce
1 hafta 13 saat önce