sohbet
DUA
Hayat Eylül 17 Ağustos, 2007 - 07:10- Hayat Eylül yazıları
- 6 yorum
- devamı...
- 847 kez okundu
Son yıllarda yaşadıklarımı yazmıyorum, içimde kalacak sanırım, benimle birlikte sır olup gidecekler...
Son günlerde yaşadıklarımsa özet olarak:
Acı ile kavrulurken, sevgi ile yoğrulmak..!
Bu anlatılamaz bir şey, yaşıyorum sadece..Gözyaşlarım, gökkuşakları açtırıyor ruhumda..Bir kez daha derinden, tâ derinden bağlanıp yöneliyorum ona sevgiyle, çookkk sevgiyle..!
Onun da beni sevdiğini ümit edip, inanarak..
Şarkıda denildiği gibi:
"Yüreğine kulak verdim, nefes aldı ben dinledim
Duyduklarım anlatılmaz..SIR VERMEDİM İLLÂ..!
SIR VERMEDİM, SEVDİM..! "
Bir yanda, yangınlarda bîçâre yüreğim;
ÇAĞIN DİNİ: HÜMANİZM // CEMİL MERİÇ
İyinur Ergün 1 Mart, 2007 - 09:02- İyinur Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 1170 kez okundu
Yürekten inanıyorum ki geleceğin dini katıksız bir hümanizm olacaktır, yani insanın bütününe saygı; hayat ahlaki bir değer taşıyacak, kutsileştirilecek yüceltilecek. Yarının başlıca kanunu güzelim insanlığa özen göstermek. Belli bir şekle bürünmeyecek bu inanç, hizipler ve tarikatlar gibi kimseye kapalı olmayacak. Akıldan başka kılavuz tanımayan, gizli remizleri, tapınakları, rahipleri bulunmayan, kiliseler dışı dünyada gönlünce yasayan geniş ve hür ilim.. iste insanlığı kanatlandıracak biricik inanç"
(Renan, İlmin Geleceği)
İmanını kaybeden bir çağın dini. Sözünü dinletmek isteyen her felsefe bu kaftana bürünmek zorunda. Marksizm’den egzistansiyalizme kadar Avrupa’nın tüm düşünce akımları hümanist. Kavramdan çok kılıf; kelime değil bukalemun: demokrasi gibi, sosyalizm gibi. Hümanizm genç bir kavram, Batı dillerini 1850'den sonra fethetmiş. Ama müstağriplerimiz hemen benimsemiş kelimeyi, onlara göre Yunus'lar, Mevlana'lar, Hacı Bektaş Veli'ler su katılmamış birer hümanist. Hümanizm nedir, kimsenin tarife yanaştığı yok.(1)
TÜRK EDEBİYATI VAKFI ÇARŞAMBA SOHBETLERİ // CEMİL MERİÇ
İyinur Ergün 1 Mart, 2007 - 09:01- İyinur Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 2548 kez okundu

Türk Edebiyatı Vakfı`nın "Çarşamba Sohbetleri" ismiyle her hafta geleneksel olarak düzenlenen sohbete Ahmet Kabaklı`nın davetlisi olarak katılan Cemil Meriç`in yaptığı konuşma ve diğer katılımcılarla arasında geçen sohbetler...
Cemil Meriç: Efendim, muhterem Ahmet Kabaklı Beyefendi'ye teşekkür ederim. Ferman buyurdular, koştum geldim.
Ahmet Kabaklı: Estağfurullah.
Cemil Meriç: Bu kadar nadide, bu kadar güzide bir toplulukla karşılanacağımı ummamıştım. Konuşmanın mahiyeti hakkında da bir fikrim yoktu. Bu itibarla en küçük bir hazırlığa imkân bulmadan, sadece gönlümden emir alarak huzurunuzda bulunuyorum. Bana bu kadar güzide bir mecliste sadece dinleyicilik düşerdi. Konuşmam bir cesaret olacak. Ahmet Bey'in iltifatlarına da bilhassa teşekkür ederim. Filhakika, yıllarca önce şerefyab olmuş, kabiliyetini ilk keşfedenlerden biri sıfatıyla iftihar duymuştum. Bugün de bu teşhisim bütün sıcaklığıyla devam etmektedir. Kabul buyurursunuz ki bu kadar güzide bir mecliste hiçbir hazırlık yapmadan konuşmak çetin bir imtihandır. Bu imtihanı sadece kıymetli dostumun arzusuna uymak için yerine getirmeye çalışacağım.
CEMİL MERİÇ'LE SÖYLEŞİ
İyinur Ergün 1 Mart, 2007 - 09:00- İyinur Ergün yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 1772 kez okundu

"Bir aydının namusunu muhafaza etmesi son derece güçtür"
Safa Mürsel: Bugün ihtiyacıma ve cehaletime binaen sizin huzurunuza, milliyetçilik meselesini, kısa da olsa şerhetmeniz talebiyle getirdim, Milliyetçilik mevzuuna Bediüzzaman Hazretleri yer yer eserlerinde temas ediyor. Türkiye'ye Bediüzzaman bu meselelerin alevlendiği, kompleks bir hüviyete karıştığı bir ortamda gelmiş. Sonra birçok alternatifler, aralarında nüans ayrılığı olan tarzlarıyla, ortaya atılmış; Osmanlıcılık, Türkçülük, Batıcılık, İslamcılık gibi. İşte bunların her birinin kendine has, bütün müesseseleri şekillendirmeye matuf görüşleri, nazariyeleri olmuş. Üstat II. Meşrutiyet döneminde veya Cumhuriyet'ten hemen sonra İslam düşüncesiyle bağdaştıramadığı milliyetçilik görüşlerini kendi anlayışı içinde sınıflandırmış.
YARA BANDI
M.ÖZKUL 11 Ocak, 2007 - 08:17- M.ÖZKUL yazıları
- yorum için giriş ya da kayıt yapınız
- devamı...
- 1000 kez okundu
Boyu küçük fakat yararı oldukça fazla kullanışlı bir sağlık aracı... Bir yerimizi kestiğimizde Ya da bir yerimizi kestiklerinde, dayak yediğimizde, bir yerimiz ezildiğinde ya da yüzüldüğünde bizim vazgeçilmez yardımcımız... Neden kullanıyoruz... Yaraların mikrop kapmaması, yaranın havayla temasını kesmek gibi birçok neden sıralayabiliriz... Birde yara bantlarını yardıma muhtaç kişilere yardım etmek amacıyla kullandığımızı da görürüz. Ulusta, Kızılay da veya diğer yerlerde bu sağlık aracını evine birkaç lira gelir elde etmek amacıyla satan kişilerle karşılaşırız.. Bizde bu kişilere bir nebze katkımız olsun diye, belki de elimizde bol miktarda olmasına rağmen bu kişilere katkıda bulunabilmek amacıyla hiç düşünmeden alırız.. Genelde otuz tanesi elli yenikuruşa satılan bu küçük mucizenin satan kişiye küçükte olsa bir katkıda bulunabileceğini düşündüğümüz için mutlu oluruz...
ONLAR
M.ÖZKUL 25 Mayıs, 2006 - 16:08- M.ÖZKUL yazıları
- 3 yorum
- devamı...
- 2575 kez okundu
Oturup düşlemek, oturup okumak,
Oturup dünyayı öğrenmek
Dışımızdaki Dünyamızı, sorunlu dünyamızı
Ruhların engin ufuklarını düşlemek
Bütün düşlerimizi yaratan
Bağımsız, hür ruhlar yardım edin!
Sizler de birer hayalcisiniz,
Bana yardım edin
Dünya yenilenirken
Düşlerim, sizin için
YALANLARIN YALANDAN ÖTE GİDECEĞİ YOK...
M.ÖZKUL 22 Nisan, 2006 - 08:51- M.ÖZKUL yazıları
- 3 yorum
- devamı...
- 1098 kez okundu
Saate ilişiyor gözlerim... Artık kendimi kandıramıyorum... Yalanların yalandan öte gideceği yok...
Belki bir Da Vinci Şifresi, belki de bir satranç tahtasındaki piyon... Bilirsiniz satrançta piyonun önemini, bir piyon neler kazandırır sahibine... Düşündünüz mü bu kadar önemli olduğunu ve düşündünüz mü tahtanın başındayken neden feda ettiğinizi?.. Belki de bir piyonsunuz satranç tahtasında umutsuzca bekleyen, bir hamleyle kaderinizle oynanacak ve feda edileceksiniz bir anlık ihtirasa... Ya da bir oyuncu olacaksınız ve kişilerin kaderleriyle oynayacaksınız... Ne fark eder ki... Ha oyuncu ha oynanan, sonuçta hepsi aynı girdapta dönmüyor mu?.. Hepsini aynı son beklemiyor mu?.. Bir gün oyuncularda oynanan olmayacak mı?..
ESKİ(MEYEN) EVLER YA DA RUHU RESTORE ETMEK
Ziyaretçi 6 Nisan, 2006 - 14:51
Eski evler.. terkedilmiş viraneler. Öylesine sahipsiz bırakılmış ve kime ait olduğu bilinmeyen, çürümeye, yok olmaya mahkum edilmiş, çatıları çatlamış, pencereleri yerinden çıkmış ve camları kırılmış epeski evler. Kim bilir hangi aileleri konuk etti bağrında. Dedelerin, nenelerin, annelerin, babaların ve çocukların ve torunların.. en az üç kuşağın bir arada yaşadığı bu evler bugün artık bir çoğumuz için galiba nostaljik birer hatıra oldular. Sadece anılaştırdık onları ama asla sahip çıkmadık. Yapayalnız bıraktık kör bir sokağın soğuk girdabında. 



Son yorumlar
4 saat 3 dakika önce
4 saat 27 dakika önce
12 saat 3 dakika önce
13 saat 1 dakika önce
13 saat 14 dakika önce
13 saat 58 dakika önce
1 gün 9 saat önce
1 gün 20 saat önce
2 gün 16 saat önce
3 gün 21 saat önce
4 gün 9 saat önce
4 gün 16 saat önce
4 gün 18 saat önce
5 gün 12 saat önce
5 gün 12 saat önce