//okumalar
AİMEE'ye MEKTUPLAR - 1
DİMİTRİ VASİLYEVİÇ 11 Ağustos, 2008 - 08:00- DİMİTRİ VASİLYEVİÇ yazıları
- 1 yorum
- devamı...
- 216 kez okundu
Sen, kaybettiğim bir dünyaya aitsin. Bir daha dönmemek üzere kendi kendimi sürgün ettiğim bir dünya! Kaybettiğim şeyler kadar güzelsin Aimee. Keşke bu kadar iyi ve masum olmasaydın. Yoluma çıkan her şeyi bir kasırga gibi yok ederken beni durduran bakışlarını görmeseydim keşke.
Şimdi, kaybettiğim ruhumu aramak için yola koyulmak! Korkuyorum Aimee. Bunu başarıp başaramayacağımı bile bilmiyorum. Denemek fikri bile ürkütüyor şu an… Eğer düşersem beni bırak ve git ve lütfen ısrar etme, hedefe ulaşamayacağım demek ki ve sandığımın aksine kaderim hiç de hoş sürprizler yapmayacak.
Daha önceden bütün karşılaşmalarımı ‘geç’ sanırken ne kadar erken olduklarını anladım.
Hayatımda çok güzel acılar çektim ve çok kötü mutluluklar yaşadım. Bütün bunlar için hiçbir şeyi ve kimseyi suçlamadım. Kızgın mıydım? Hayır! Mutlu muydum? Değildim! Sadece efkârlıydım. Burasının bir cennet olmadığını / olamayacağını biliyordum.
A'MÂK-I HAYAL / Hayalin Derinliklerinde Yolculuk // Filibeli Ahmet Hilmi
İyinur Ergün 1 Ağustos, 2008 - 10:43- İyinur Ergün yazıları
- 9 yorum
- devamı...
- 665 kez okundu
(...) şehri Türkiye’nin en büyük ve en güzel şehirlerinden biridir. Ben uzun bir süre bu şehirde, şehrin ortasında bulunan mahallede oturdum. Hükûmet konağı ile evim arasındaki yollarda dikkat çekici pek çok şey vardı: Köhne evler, her biri birer perişanlık ve yoksulluk yuvası olan bir sürü virane, yürünemeyecek hâlde sokaklar, pislik içinde caddeler... Fakat hepsinden ilginç olan, evime yakın eski bir mezarlıktı.
Bu mezarlığın etrafı çok sağlam ve sanatkârane yapılmış duvarlarla çevriliydi. Duvarda, onar metre arayla yapılmış pencerelere takılmış olan tunç parmaklıklar gerçekten övgüye değerdi. Mezarlığın kapısı tahtadandı ve sonradan takılmıştı. Eski kapısının, zamana karşı direnemediği anlaşılıyordu.
Bu mezarlık, sadece hatıra ve ölülerin gömüldüğü bir yer değil, aynı zamanda birçok değerli eserin bulunduğu bir hazineydi. Pencerelerden görüldüğü kadarıyla, mezar taşlarında, eski hattatlarımızın kalemlerinden çıkmış bir sürü yazı vardı.
anlamak* için //OKUMALAR [8]
anlamak 17 Temmuz, 2008 - 08:14- anlamak yazıları
- 13 yorum
- 769 kez okundu
//OKUMALAR KAPSAMINDA HANGİ ESERİ OKUMAK İSTERSİNİZ?
anlamak 3 Temmuz, 2008 - 13:56- anlamak yazıları
- 34 yorum
- devamı...
- 882 kez okundu
Değerli üyelerimiz,
Epeydir "Paralel Okuma" yapmıyoruz. Önereceğiniz yazarları, kitapları buraya bildiriniz. Mutabakata varabilecek olursak hep birlikte yeni bir okumaya başlayabiliriz.
Daha önceki //okuma örnekleri için tıklayınız.
Samimiyetle
anlamak* [Editörleri]
THOMAS MORE // UTOPIA
İyinur Ergün 7 Ocak, 2008 - 09:00- İyinur Ergün yazıları
- 16 yorum
- devamı...
- 3215 kez okundu
"Utopia adası, ortalarına düşen en geniş yerinde iki yüz mildir. Bu genişlik adanın iki yanına doğru bir hayli sürüp gider, sonra uçlara doğru azalmaya başlar. Öyle ki ada beş yüz millik bir yarım-çember olur ve iki ucunun arası aşağı yukarı on bir mil çeken bir hilal biçimini alır. Hilalin ortası geniş bir körfezdir. Toprak hilalin sırtına doğru yükselir ve rüzgârları keser. Onun için de körfez dalgasızdır ve az çok durgun bir gölü andırır. Bu körfez her yerine gemilerin yanaşabileceği bir tek geniş liman gibidir. Körfezin girişi tehlikelidir. Çünkü, bir yanda kumluk sığlar, öbür yanda, neredeyse suyun yüzüne çıkan sarp kayalar vardır.
Tam ortada, çok uzaklarda gözüken ve gözüktüğü için de tehlikeli olmayan bir kayalık vardır. Utopia'lılar bu kayalığın başına bir kale yapmışlar ve içine bir alay asker yerleştirmişlerdir. Öbür kayalar su altında olduklarından gemiler için birer tuzaktır. Bu kayalar arasındaki yolları yalnız Utopia'lılar bilir. Bir Utopia'lı kılavuz olmadan hiçbir yabancı gemi buradan içeriye giremez. Kaldı ki, kıyılarda fenerler olmasa kendileri bile zor girerler. Bu fenerlerin yerini değiştirecek olsalar, en kalabalık düşman filosu yolunu şaşırıp kayalara çarparak batabilir.
anlamak* için //OKUMALAR [7]
anlamak 27 Aralık, 2007 - 23:51- anlamak yazıları
- 30 yorum
- 969 kez okundu
Dr. ALİ ŞERİATİ // İNSANIN DÖRT ZİNDANI
İyinur Ergün 3 Aralık, 2007 - 09:00- İyinur Ergün yazıları
- 33 yorum
- devamı...
- 8372 kez okundu
İnsanı zorlayıcı dört güç vardır... İlk olarak, irade sahibi, bilinçli ve yaratıcı insan, ilk zorlayıcı gücün, doğa’nın baskısı altındadır, bu zorun tutsağıdır. Natüralizm, tabiat temeline özellikle yaslanmaktadır ve oldukça önemli bir gerçeklik payı vardır. İkinci zorlayıcı güç, tarihin baskısıdır. Tarih felsefesi buna, bu temele dayanmaktadır. Emerson’a “Tarih nedir?” diye sorulunca, “Nedir tarih olmayan ki?” diye karşılık vermiştir. Varolan herşey, tarihin ürünüdür. Tarih’i temel belirleyici sayan görüşe göre benim niteliğimin yaratıcısı, benim tarihimdir. Tarihim benim elimde olmadığına göre ben de kendi elimde değilim. Üçüncüsü Sosyolojizm’dir. Toplumu temel ve asıl belirleyici kabul eden, bireyi yadsıyan, toplumun bireyi oluşturduğunu ileri süren görüştür.
Aslında ben ne Naturalizm’i, ne Sosyolojizm’i, ne de Historizm’i tümüyle yadsıyorum; üçünü de kabul ediyorum. Ancak benim kabul edişim şu anlamdadır: İnsan-ki asıl onu anlatmak istiyorum-, bu varlık seçebilir, seçme yeteneği ve imkanı vardır. Bu varlık kendi gelişim ve olgunlaşma süreci içinde gerçekten de bir açıdan ve bir bakıma doğal ve maddi bir oluşum, bir görüngü, bir bakıma Tarih’in biçimlediği bir görüngü, bir bakıma çevre ve toplumun biçimlediği bir görüngüdür.
DÖNÜŞÜM // FRANZ KAFKA
İyinur Ergün 12 Kasım, 2007 - 09:01- İyinur Ergün yazıları
- 39 yorum
- devamı...
- 2994 kez okundu
ÖNSÖZ YA DA KAFKA ‘KOLONİSİ’ HAKKINDA
“Ceza Sömürgesi” adıyla çeviri edebiyatımıza girmiş olan öykünün Almancası: In der Strafkolonie... “Ceza Kolonisinde” diye çevirmek mümkün... Kolonie, Latince bir sözcük: Bir devletin kendi sınırları dışında sahip olduğu, siyasal ve ekonomik yönden kendine bağımlı ülke, bölge, yer vb. anlamına geliyor. Türkçe’deki “sömürge” sözcüğü bu anlamları karşılıyor... Ancak Kolonie, aynı ulustan kişilerin oluşturduğu topluluğun, ulusal sınırlar dışında, ülkelerinin geleneklerine, örf ve adetlerine bağlı kalarak yaşadıkları yer, yerleşim anlamına da geliyor. Hangi karşılığın daha yerinde olacağına, okur öyküyü bitirdikten sonra karar verecektir herhalde... Ama asıl önemli olan şudur: Okur, biri nispeten uzun, diğerleri kısa bu birkaç öyküyü okuduktan sonra -ya da okurken- hep olduğu gibi, kurallarını, anlamlarını, içeriklerini tek kişinin belirlediği bir anlatılar dünyası kolonisinde bulunduğu hissine sık sık kapılabilir.
Kafka’nın arzusu hilafına onun metinlerini imha etmeyerek, edebiyat, kültür dünyasına kazandıran arkadaşı Max Brod, bu metinleri tanımış Alman ozanı ve yazar Fransız Werfel’e okuduğunda, Werfel, “Bodenbach sınırının ötesinde, Kafka’yı anlayan tek kişi çıkmayacaktır, demiştir.
anlamak* için // PARALEL OKUMALARA BAŞLIYORUZ
anlamak 10 Kasım, 2007 - 23:13- anlamak yazıları
- 15 yorum
- 1269 kez okundu
anlamak* için // PARALEL OKUMALAR
anlamak 31 Ekim, 2007 - 08:00- anlamak yazıları
- 9 yorum
- 645 kez okundu










Son yorumlar
1 gün 8 saat önce
2 gün 20 saat önce
2 gün 20 saat önce
3 gün 2 saat önce
3 gün 11 saat önce
3 gün 19 saat önce
3 gün 20 saat önce
3 gün 21 saat önce
3 gün 22 saat önce
6 gün 23 saat önce
1 hafta 5 saat önce
1 hafta 8 saat önce
1 hafta 12 saat önce
1 hafta 12 saat önce
1 hafta 13 saat önce